“BURADA ALKOL SERVİSİ YAPILMAMIŞ BARDAK BULUNUR”
“Efendiler, sırası gelmişken, aziz milletime şunu tavsiye ederim ki, bağrında yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki öz cevheri çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an geri kalmasın!” Mustafa Kemal Atatürk
Tanrıya şöyle soruyordu gözü tok yoksulun biri: “Yoksulum bu derdimden hiç mi hiç yakınamam sana Ama, bağışla n’olur, meleklerine izin veren sen misin? Kişiliksiz alçaklara devleti ve zenginliği dağıtmak için?” Muhammed İkbal(*)
HANGİ ŞEHİRLERDE ARTIK ALKOL YASAK?
Mehmet Yaşin’in Odatv.com’a anlattıkları:
“KAYSERİ:
İçki içebilmek için Erciyes dağının tepesine tırmanmanız lazım. Kentte beş yıldızları otellerin dışında hiçbir yerde, içki içebileceğiniz,yemek yiyebileceğiniz bir yer yok.
URFA:
Urfa’da otellerde dahi yok. Urfa tamamen alkolden temizlenmiş vaziyette.
KONYA:
Konya’da yine şehrin epey uzağında, bir dağ başında baskılara maruz kalan bir gazetecinin açtığı bir meyhane var. Eğer bugüne kadar kapatmadıysa, bir tek orada içiliyor.
ERZURUM:
Tabiî ki Erzurum da alkolden, içkiden temizlenmiş bir kent. Eğer içmeyi istiyorsanız, sadece kayak otellerinde içmek durumundasınız.
RİZE:
Rize’de de hiçbir yerde içme olanağı bulamıyorsunuz.
TRABZON:
Trabzon biraz daha şanslı bu konuda.
BALIKESİR:
Balıkesir de bile giderek içkili lokanta sayısı azalıyor. 50 yıldan beri hizmet veren meşhur Feneke’li Lokantası, baskılar yüzünden sanıyorum kısa bir süre sonra kapısına kilit vuracak. Baskıda şöyle oluyor; Oraya giden iki yol, her akşam trafik polisleri tarafından kesiliyor. Lokantadan çıkanlar, alkol muayenesine tabi tutuluyor. Sanıyorum 1 ayda 200e yakın kişinin ehliyeti alınmış. Onun için insanlar artık oraya içki içmeye pek gelmiyorlar. Bir de orada konuştuğum esnaf, eğer orada görünürlerse belediyeden alınacak işlerden mahrum kalma korkusuyla orada içmediklerini söylüyorlar ki bu Balıkesir. Batıya en yakın olan şehirlerden bir tanesi.
KAHRAMAN MARAŞ, GAZİANTEP, ADANA, ADIYAMAN, ÇORUM:
Maraş’ta da hemen hemen öyle bir tane yer var. Antep ve Adana biraz daha bu konuda şanslı. Adıyaman gibi, Çorum gibi illerde ise sadece otellerde içki içme olanağına sahipsiniz. Yani Anadolu’da artık içki kültürü “İki tek atayım. Sohbet edeyim.” Kültürü, hızla ortalıktan kalkıyor. Sanıyorum ki önümüzdeki üç dört yıl içinde, Anadolu tamamen alkolden arındırılmış, içkiden arındırılmış bir yarımada haline gelecek. Halbuki o kadar lezzetli yemeklerimiz var ki, insan “Hadi şunun yanına 2 duble içki içeyim.” Söyleme ihtiyacından mahrum kalıyor.
BEN ANADOLU’NUN HİÇBİR YERİNDE ARTIK RAHAT RAHAT İÇKİ İÇİLEBİLEN BİR YER KALDIĞINI SANMIYORUM.
Bu konuda çok üzülüyorum. Eskiden kentlerin şehir kulüplerinde, yahut da bir iki tane düzgün meyhanesi vardı, akşamları insanların bir araya geleceği. Hatta şehir kulüpleri oranın mülki, idari amirlerinin, orada çalışan yöneticilerinin bir araya gelip, bir iki duble eşliğinde hem yemek yedikleri, hem sohbet ettikleri çok güzel lokaller vardı. Son yıllarda oraya tahin edilen mülki amirler de içkiden uzak kişiler olduğu için, yavaş yavaş bu şehir kulüplerinden bu içki kalktı.
Evvelden öğretmen evlerinde içki vardı. Daha çok sosyal demokrat öğretmenlerin gittiği çok güzel lokantalardı. Dışarıdan insanlar da gelirdi. Şimdi hiçbir öğretmen evinde de içki yok. Sanıyorum ki yavaş yavaş bu hükümetin, baskı sadece yasalarla olmuyor. Çok çeşitli yollarla oluyor. İş konusunda aba altından sopa gösterip, ihaleler konusunda gösteriliyor. Onun için insanlar artık içkiyi terk etmiyorlar, yavaş yavaş evlerinin dört duvarı arasında, içmeye çalışıyorlar. Dediğim gibi bir dönem daha AKP kazanırsa, Anadolu iyice içkiden arınmış bir yarımada olacak. Şimdi marifet gibi bütün yol üstü lokantaları marifet gibi, “Burada içki servisi yapılmaz.” diye, kocaman kocaman afişler asıyorlar. Hatta işi abartıp, “ BURADA ALKOL SERVİSİ YAPILMAMIŞ BARDAK BULURUR” diyen yerleri görünce dehşete kapılıyorum.”
Odatv.com
23 Aralık 2008
****************
Hala Türkiye’de mahalle baskısı var mı diye merak edenler, Mehmet Yaşin’in açıklamalarından sonra acaba ne düşünürler.? AKP’nin, dostumuz (!) ABD tarafından BOP hayalleri için; “ Ilımlı İslâm temsilcisi” olarak, iktidara getirildiğinden hâlâ kuşkusu olanlar var mı acaba?
Hele hele günümüzde yeni atanan rektörlerin( tabi tüm kamu yöneticilerinin) hangi kriterler gözetilerek atandığını da gördükten sonra, ünlü fıkrada olduğu gibi; “Dü bakali bu işin sonu ne olacak acaba?” diye saflık ve aymazlık içinde olmanın büyük talihsizlik olduğunu söylemeye gerek var mı?
Ülke ve rejim elden gittikten, daha doğrusu “köprüden önce son çıkış”ı kaçırdıktan sonra, ayılmanın bir yararı olur mu?
Yorum ve takdiri sizlere bırakıyoruz…
BURHAN ÖZBEY
(*) İslâm alimi. Kurtuluş Savaşı yıllarında zor durumda olan Pakistan halkını, Türk halkının mücadelesine destek vermek için örgütlemiş, milli mücadelede kullanılmak üzere Pakistan halkından 1,5 milyon sterlin toplayıp Ankara hükümetine yollamıştır (1873 – 1938)