Şaşkınlıklar içerisindeyiz…
Gözbebeğimiz, üstüne toz kondurmadığımız, varlığı ve başarıları ile her zaman onur duyduğumuz ordumuza bir şeyler oldu…
Başında ki en üst rütbeli subay Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt, son günlerde siyasiler kadar, hatta onlardan bile çok ve sert konuşmalar yapıyor, karşılıklı tartışmalara giriyor…
Hem ne tartışmalar…
Eyvah ki eyvah!...
Şaşırıp kalıyoruz…
Bunca yaşın insanıyız, bu zamana değin, TSK’nin bu denli konuşmaya ve tartışmaya açık tavırlar içerisinde olduğunu görmedik desek gerçek dışı olamaz!
Yüreğimiz tir tir titriyor…
En güvendiğimiz, sevgi ve saygı duyduğumuz kurumumuzu da mı, siyasetin rüzgârları içine sokup yıpratma sürecine sokacaklar? AB’’nin şevk ve heyecanla istediği ve beklediği bu değil mi?
Ne diyorlardı?
Ordunuzun ülke yönetiminde ki etkinliğini azaltın.
Atatürk resimlerini duvarlarınızdan indirin…
Heykellerini kaldırın…
Sayın Büyükanıt’ın harekâtla ilgili olarak baştan beri yaptığı konuşmaları talihsiz bulduk…
Yılarca devlette müfettişlik yapmış kişi olarak, o konumda bile büyüklerimizin bize öğrettiklerine dayanarak, mesleğimiz gereği hiçbir ortamda, görevimizle ve siyasetle ilgili tek konuşma yapamazdık. Kişilerle tartışmalara girmezdik..
Çünkü, bu durum, hem görevimizi gereği uygun değildi, hem de yaptığımız sohbetlerde ya da kişilerle her hangi bir ortamda karşılıklı yapacağımız konuşmalarda “tek cümlelik bir yorumumuz ve açıklamamız bile”, tarafsızlığımıza ve güvenirliğimize gölge düşürebilirdi…
Sayın Genelkurmay Başkanı’nın son günlerde yaptığı her konuşma, sürekli olarak iki şekilde yorumlandı. Ya hükümet tarafı ya da muhalefet tarafı ya da karşıtı olarak değerlendirildi…
Bu ülkenin vatandaşları olarak, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) yıpranması, güçsüz ya da herhangi bir siyasi odağın tarafı olarak gösterilmesi bizleri ciddi biçimde üzer!
Yazılarımızı sürekli okumak lütfunda bulunan okurlarımız bilirler.
Bu satırların yazarı laikliğe bakışı ve dini siyasi sömürü aracı yapması nedeniyle, AKP’yi ve AKP hükümetini hiçbir zaman benimsememiş bir kişidir. Tabi AKP’ye olan güvensizliğimizin ve bu partiyi benimsemememizin daha pek çok sebebi var. Konumuz dışı olduğu için o konulara girmiyoruz…
Hükümetin, özellikle Kuzey Irak konusunda kararlı bir çizgi sergilememesi, TSK’nın da kimi durumlarda hak etmediği halde yanlış anlaşılmasına sebep olmuştur…
Düşünebiliyor musunuz? Hükümet (Başbakan) harekâtın biteceğinden son ana kadar haberdar görünmüyor. Olaylara ve basında ki haberlere baktığımızda vatandaşta bu kanı oluştu.
Hükümet ve TSK, sanki birbirleri ile entegrasyonu olmayan, başlı başına hareket eden erkler gibi bir görünüm ortaya çıktı.
Sonuç olarak;
Özellikle son zamanlarda TSK, sanki siyasi bir parti gibi sürekli olarak şu ya da bu nedenle gündemde yer aldı. Bu durumun TSK adına “hoşluk” yarattığını söyleyemeyiz. Tabi ki olumlu olduğu da söylenemez.
Ordunun başında bulunanlar, hiç konuşmamalı.
Konuşmak zorunda kaldıklarında da, tam yerinde konuşmalılar.
Daha açık bir ifade ile; “etkisi kaya gibi güçlü olmalı”
Tabi demokratik bir tablo içerisinde olması gerekeni söylemeye çalışıyoruz…
Demokrasi dışı uygulamalar ve çıkışlar, bizim düşünce yapımız içerisinde olamaz!
Ülke bütünlüğüne, Anayasamıza ve özellikle de Anayasa’nın ilk üç maddesine aykırı tutum davranış, eylem ve plânlı icraatlar olmamak koşuluyla…
Not: Sayın Başbakan’ın “üç çocuk yapın” çıkışıyla, nasıl gündemi değiştirdiğine ve gerçek amacına ulaşmış olduğuna ibretle tanık olduk. Pek çok köşe yazarı hâlâ “üç çocuk” konusuyla meşgul… Ekonomi de S.O.S vere vere Allah’a emanet gidiyor…
BURHAN ÖZBEY