Trabzonspor’un bu zorlu süreçle yüzleşeceği ara transfer dönemine girmeden bile belliydi. Yorgunluk, yılgınlık, yoğun maç trafiği, rotasyon gibi hiçbir mazeret geçerli değildir.
Yönetim kafasında bu yılı aylar öncesinde bitirmişti.
Bir yönetim düşünün ki; ne geçen yıl hak etmişliğinin hakkını arayabiliyor, ne takıma moral motivasyon verebilecek tavır sergileyebiliyor, ne de takıma gerekli ve yeterli takviyeyi yapabiliyor.
Böyle bir güruhun yönetişimde bulunduğu takım dua edelim de buralara kadar gelmiş…
Biz gelelim maça…
Öncelikle maçın berabere bitmesini sağlayan yegâne kişi Şota’dır.
Teknik direktörün yetersizliği ve oyunu okuyamaması neticesinde Kayserispor iki farkla öne geçmesine rağmen beraberliği son dakikalarda zor kurtarır duruma düştü.
İleride top tutan, rakip defansı zorlayan ve açık verdiren iki önemli forveti birden dışarı alması Kayseri’nin maçı beraberliğe getirmesindeki en önemli taktiksel hataydı.
Böyle olunca da büyük takım olmanın ve Burak gibi bir golcüye sahip olmanın avantajı ile Trabzonspor az daha zerre kadar hak etmediği bir maçta galip gelecekti.
Trabzonspor açısından öncelikli zafiyet defansın göbeğindeki olanıdır. Sağda, solda vasat veya vasat altı oyuncu oynatabilirsiniz de göbekte oynattığınız oyuncuların ikisinin de vasatın altında olması sizi her maçta darma duman ettirir.
Zokora, Aykut ve özellikle Alanzinho’nun kötü oyunu ilk yarıda Trabzonspor’u mahkûm oynattı.
Trabzonspor adına bir puanın alınmasında en büyük etken ;2.yarıda Kayseri’nin şımarık oyunu,Colman’ın takıma direnç getirmesi ve Şota nın katkılarıdır.
Eğer bu maçın büyük bölümünde mahkûm ve ezik futbol oynayan Trabzonspor böyle oynamaya devam edecekse play-off a kalmaması en sağlıklı yoldur.
Bu oyunlar hem oynayana hem de seyredene zül gelir…
Son söz: Şenol Hoca yönetimi, Trabzonspor’u ve Trabzonspor taraftarlarını şemsiyesi altına almış gidiyor. Merak ediyorum da Şenol Hoca olmasaydı bugünkü yönetim olur muydu?