BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ GENEL SEKRETERİ GAZETECİ CEMALLETTİN ÖZTÜRK’Ü TEHDİT ETMİŞ
Vay, vay vay!..
Büyükşehir dümeninde gitmeyen gazetecileri artık alenen tehdit etmeye başlamış…
Demokrat Kocaeli Gazetesi’nin yazı işleri müdürü ve köşe yazarı sevgili Cemallettin Öztürk’ün 12 Kasım Çarşamba günkü “Yetkililer bize kızacağına aydınlatıcı açıklama yapsın” başlıklı köşe yazısını okuyunca, bu yönde daha önce duyduklarımızı somut biçimde gözlemlemiş olduk.
Kentteki sağduyu sahibi AKP militanı olmayan pek çok insanı, yapılış biçimi ve satış tutarı açısından rahatsız eden bir ihale sonucu; tanınmayan bir holdinge satışı yapılan BELSA Plaza ile ilgili satış bedelinin; alıcı firma tarafından yatırılıp yatırılmadığı konusunda yazı yazan değerli meslektaşımızın, Büyükşehir Belediyesi Genel sekreterinin hışmına uğradığını söz konusu yazısından öğrendik…
Genel sekreter Karaloğlu, meslektaşımız Cemalettin Öztürk’ü bu konuda yazdığı yazıdan ve kendisine sorduğu sorulardan ötürü, bağırıp çağırarak yüksek ses tonuyla telefonda tehdit etmiş.
Değerli meslektaşımız yazısında bu konuda bakın ne diyor:
“BELSA Plaza’yı, tabelası bile olmayan Maan Guarente Holding’e satan Büyükşehir Belediyesi, kamuoyunu bilgilendirmemekte direniyor.
Kentin sembolü durumundaki binasının hiç uğruna satılması ve satın alan kişilerin henüz netleşmemesi sonrasında Kocaeli Demokrat Gazetesi olarak satışın arkasındaki sır perdesini aralamak için, holdingin merkezi olan Kütahya Tavşanlı ilçesine gittik.
(….)
Derleyip toparladığımız haberleri gazetemizde üç gün üst üste yayınladık ve satışın arkasındaki karanlık gelişmeyi gün yüzüne çıkardık.
Suskunluğunu bozmayan, konuşmayan Büyükşehir’i konuşturmak, konuya açıklık getirmelerini sağlamak ve paranın yatırılıp yatırılmadığını öğrenmek için belediyenin en yetkili 2. ismi olan Münir Karaloğlu’nu aradım.
(….)
Karaoğlu telefonda avazı çıktığı kadar bağırdı çağırdı. Karaloğlu’na direkt şunu sordum. ‘Tehditkâr konuşmayın, tehdit etmeyin.”
Sevgili okurlar:
AKP kadrolarının başta Sayın Başbakan olmak üzere son zamanlarda sinirlerinin gittikçe bozulduğunu görüyoruz.
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ni şirket yönetir gibi politik amaç ve anlayışları doğrusunda istedikleri gibi yöneten, belediyeye her açıdan AKP ideolojisini yerleştirmeye çalışan, çalışanları, kent insanlarını ilişkilerde bizden onlardan diye ayırıma tabi tutan yönetim; kente beş yılda gelen 5 milyar dolara yakın parayı ne yaptı, neye ve nasıl harcadı bilinmiyor.
Başkan Karaosmanoğlu; kendi yandaşları dışındakilere yönelik tutum ve davranışlarında hiçbir zaman samimi olmadı. Kimilerine göre “iyi insan” diye tanımlanan Karaosmanoğlu’nun, eğer gerçekte böyle bir yönü varsa, bu yönünü sadece kendi yandaşlarına kullandığını; zevahiri kurtarmak için de, AKP’ye ve şahsına karşı olanlarla da; buna basın mensupları da dahil, zorunlu kaldığında çaresiz “iyi geçiniyor” görüntüsü verdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.
Başbakanlık, ulusalda görev yapan 6 gazetecinin akreditasyonunu yenilemedi. Buna, gazetecilere resmen “kırmızı kart” gösterildi diyebiliriz.
Sonuç olarak diyebiliriz ki;
AKP Demokrat Parti döneminden bu yana basın mensuplarına ulusal ve yerel boyutta ciddi ve rahatsız edici biçimde baskı yapan tek iktidar AKP oldu.
Kocaeli’de Büyükşehir Belediyesi ile uyumlu olmayan, Başkan Sayın Karaosmanoğlu’na açıkça biat etmeyen, Genel Sekreter ile iyi geçinmeyen ve onu eleştiren basın organlarına, medya çalışanlarına ve köşe yazarlarına hayat hakkı yoktur.
Gazeteler reklâm ve ilân alamaz, köşe yazarlarına yazma hakkı tanınmaz.
Son söz:
Kocaeli’de basında köşe yazarı olarak yer almanın birincil koşulu;
Başkan Karaosmanoğlu’nu ve Belediye yönetimini eleştirmeyeceksiniz.
Bitmedi.
Sık sık ve çeşitli vesilelerle bir zamanlar koyu sosyal demokrat olsanız da; “bu adamlar çok güzel çalışıyor, yaptıkları icraatlar karşısında hayran olmamak olanaklı değil(!)” gibisinden yazılar yazacaksınız.
Aksi halde, yanlışlıkla da olsa bir gazetede yazar olarak yer almışsanız, derhal KOVULURSUNUZ…
Tabi çok çok az istisnalar konumuz dışı…
Söylemeye gerek yok. Yerel televizyonların bu yöndeki durumu ortada…
Onlar için fazla bir şey söylemeye gerek yok…
BURHAN ÖZBEY