Çare
Amerikalı bir kadın gazeteci Atatürk’e;
“Böyle sürekli başarılı olmak için, ne yaptığını, nasıl çalıştığını” sormuştu.
Aldığı yanıt şu idi:
‘Ben bir işte nasıl muvaffak olacağımı düşünmem. O işi başarmak için nelerin
engel olabileceğini düşünürüm. Engelleri kaldırdım mı, iş kendiliğinden
yürür.’(*)
X
Mesele bu…
Başarmak için önce ortadaki ve de gidişatta ki engelleri kaldırmak gerekir…
X
Ülke elden gidiyor…
Topraklarımız satılıyor…
Önemli stratejik tesisler bir bir yabancının eline geçiyor…
Adı AB olan “bela birliği” bizi ayrıştırıyor…
ABD her geçen gün canımıza ot tıkıyor…
“BOP” ve “Ilımlı İslâm” en büyük tehlike oluyor...
Şeriatın ayak sesleri gittikçe daha yaklaşıyor…
Anayasa değişikliği ile Cumhuriyet tüketiliyor…
Laiklik elden gidiyor…
Başını örtmeyen kadınların bundan sonra işi harap…
Türban, neredeyse ülkenin sembolü haline getiriliyor…
Cumhuriyet’i kurup bize emanet eden Ulu Önder defterden siliniyor…
Terör gençlerimiz için keskin dişli çark haline geldi diyoruz…
Diyoruz… Diyoruz….
X
Peki…Bunlar engel değil mi?
Engeller ortadan kaldırılmadan, başarıya ulaşabilmek olanaklı mı?
Daha neyi, neden ve niçin bekliyoruz…
X
Ünlü fıkrada olduğu gibi;
Karısını aşığı ile birlikte yatak odasının deliğinden gözetleyen ve yavaş yavaş soyunmakta olduklarını görünce, yanında ki arkadaşına:
“Hele biraz daha bekleyelim, merak ettim du bakali (dur bakalım) ne olacak?”
diyen saf ve aptal kocanın konumunda daha neyi bekleyeceğiz?
Her şeyin hak ile yeksan (yerle bir) olmasını mı bekliyoruz!...
BURHAN ÖZBEY
burhanaozbey@yahoo.com
burhanozbey21@hotmail.com
(*) Anılarla Mustafa Kemal Atatürk – İsmet Kür – Alfa yayınları – Basım Eylül 2007 Syf: 109