Çelik’in milletvekiliği kıstasları
Erken seçim tarihi 22 Temmuz 2007 olarak belirlendi…
Bundan sonra tarih değişir mi değişmez mi bilinmez…
Ancak biri ki ay geç de yapılsa, artık ülke seçim havasına girdi…
Erken seçim 2006 yılı içerisinde, hatta 2007 yılının ilk aylarında yapılmış olsaydı, ülke bugün içinde bulunduğu büyük gerginlikleri yaşamadan, uzlaşma yoluyla yapılacak bir seçimle Cumhurbaşkanını belirlemiş olurdu…
Yeni meclisin seçmiş olduğu 11. Cumhurbaşkanı da, büyük olasılıkla 16 Mayıs 2007 tarihinde Çankaya’da yerini alır ve görevine başlamış olurdu.
Anlamsız dayatma ve direnmenin sonucunda ülke bugün ülke ne durumda?
Hepimiz yaşananları görüyor, gelişmeleri ve olanları ibretle izliyoruz…
Tabi üzülüyoruz…
Dış güçlerse, ortama bakıp bayram yapıyor?
Ne diyorlar çok satışlı gazete ve dergilerinin manşetlerinde;
“Artık iki Türkiye var!”, bir yanda laikler öbür yanda İslâmcılar…
Onlar için böyle bir tablo neden düğün bayram olmasın ki!..
Sürekli istedikleri, Türkiye’yi bölüp parçalamak değil mi?
Kazın ayağı öyle değil ama…
Türk halkı gittikçe bilinçleniyor ve neyin ne olduğunu, ortada içte ve dışta hangi oyunların kimler tarafından oynandığını giderek daha iyi anlamaya başlıyor…
Kimse heveslenmesin, bu ülke, Ulu Önder Atatürk’ün çizmiş olduğu yolda, kararlılıkla ve Ata’sına yürekten bağlı olarak yoluna devam edecektir!
ABD’nin dayattığı Ilık İslâm’mış, sıcak İslâm’mış, Türkiye Cumhuriyeti devlet yönetiminde böyle şeyler hiçbir zaman kendisine yer bulamaz ve bulmayacaktır..
Dinine, İslâmiyet’e yürekten ve samimi olarak bağlı olan Türk insanı, Müslümanlığı inançları doğrultusunda; ılığı, sıcağı olmadan asırlardır kendi dünyasında yaşadığı gibi bundan sonra da yaşamaya devam edecektir. Tanrı’ya olan görevlerini kimsenin kulu kölesi, kuklası olmadan, inançları doğrultusunda, bağlı olduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yasalarına uyarak ve saygı duyarak yerine getirecektir…
Sevgili okurlar:
Temiz yürekli, sadakat ve samimiyetle inançlarına bağlı insanlarımızı, din istismarcısı siyasetçilerin nereye getirdiğini ibretle görüyor ve izliyoruz…
Saf ve temiz düşünceli vatandaşlarımız, şunu iyice anlamalıdır ki; dini Türkiye Cumhuriyeti’ne saldırı bayrağı yaparak siyasette kendilerine yer edinenler; hiç kuşkunuz olmasın, bu ülkeyi değil, kendi tatlı çıkarlarını düşünüyorlar!..
Popçu Çelik’in, ülkemiz yönetiminde ve milletvekili seçileceklerde olması gereken nitelikleri kendince belirlemiş. Biz buna Çelik’in milletvekili kıstasları diyoruz. Çelik’e göre, yazmış olduğu “Yumuşacaklar ve Diplomasi” adlı kitabında milletvekili olacaklarda aranacak kimi nitelikler şöyle olmalı: (Syf: 157)
“- Doktora yapmamış hiç kimse TBMM’nin yakınına bile yaklaştırmamalı
- Milletvekili olanlar görev süresince tüm yakınlarının mal varlığını açıklamalı ve sadece geçineceği kadar maaş almalı ve tüm yakınları sürekli denetlenmeli, ihalelere alınmamalı
- Milletvekillerinin tüm görüşmeleri kayıt altına alınmalı, eğer gerçekten vatan millet halk için çalışıyorlarsa korkacak bir şey yok demektir.
- Devlet görevlilerinin tüm özel harcamaları kendi ceplerinden yapılmalı
- Nereden buldun yasası çok acil olarak yeniden çıkarılmalı ve yasayı kaldıranların tüm mal varlığı derhal sorgulanmalı
- Komisyonlar tümüyle iptal edilmeli, ne zaman bir konu komisyona havale edilse o iş yıllarca bitmiyor ya da yolsuzlukla ilgili bu konu asla sonuçlanmıyor ya da aklanıyor
- Özel hırsızlık mahkemeleri kurulmalı
- Bu mahkemelerde görev yapan kişilere koruma sağlanmalı ve çok iyi maaş verilmeli
- -Maaşının çok üstünde kazancı olanlar merkeze bağlı kayıtlarla hemen belirlenip sorguya alınmalı ve hesabı sorulmalı…
- Seçilmiş milletvekillerinin iş takibi yapmaları yasaklanmalı
Çelik böyle düşünüyor ve öneriyor...
Önümüzde ki kısa süreç içerisinde partilerin milletvekili aday adayları yavaş yavaş belirlenmeye başlayacak…
Daha sonra da kimlerin aday olduklarını öğreneceğiz…
Ön sıra talihlileri pek tabi ki, genel başkanların çok sevdikleri kişiler olacak…
Bu seçimde de, ne çare ki genel başkanların tek seçici olduklarını göreceğiz…
Bundan hiç kuşkunuz olmasın…
Popçu Çelik, boşuna kendini yormuş…
Eğer önerdiklerinin yaşama geçtiğini görmesi gerekiyorsa, sanırız bundan sonra en az elli yıl daha yaşaması gerekiyor..
Sonuç olarak;
Bu seçimde de seçmenin önüne konulacak bir yenilik olmayacak.
Genel başkanlar kimlerin milletvekili olduklarını belirleyecekler, halkta yani bizler de, kuzu kuzu gidip sandığa, sayın genel başkanların “büyük ricasını” yerine getireceğiz…
Sonra da gidip sandıkta özgürce seçimimi yaptım diye kendi kendimizi kandıracağız…
Neylersiniz, burası Türkiye
BURHAN ÖZBEY
burhanozbey21@h9otmail.com
burhanaozbey@yahoo.com