Tanıtım için asıl önemli olan ilaç üreticisi tarafından hazırlanan renkli ve gösterişli broşür ve kitapçıklardır. Bunlarla bir ilacın ne kadar mükemmel ne kadar etkin olduğu resimlerle, grafiklerle, sloganlarla beyinlere kazınırken yan etkileri ya görmezden gelinir veya pek fazla değilmiş gibi anlatılır.
Tanıtım asıl bundan sonra, çantadan çıkan promosyonlarla daha da etkili hâle getirilir. Kalem, bloknot, masa saati, termometre gibi çok küçük hediyelerin bile satışı artırmakta büyük etkisi olduğu biliniyor. Daha büyük hediyelerin ne kadar etkili olacaklarını ise varın siz tasavvur edin.
Bu tanıtım işini iyi yapacak elemanlara olan ihtiyaç da her geçen gün artıyor. Tıbbi mümessillik veya ilaç propagandistliği son senelerde yıldızı en çok parlayan mesleklerin başında geliyor. Her geçen gün daha çok genç bu mesleği yapabilmek için can atıyor, ama bu dışarıdan göründüğü kadar da cazip bir iş değil.
Tıbbi mümessillerin işi kâğıt üzerinde ilaç tanıtımı gibi gözükse de onlardan beklenen şey, sorumlu oldukları bölgede her sene belirlenen miktarda ilacın satılmasını sağlamaları, başka bir deyişle kotalarını doldurmalarıdır. Bir ilacı kullanacak bu kadar çok hasta olup olmaması hiç önemli değildir. Ve tabii ki kotayı dolduramayan tıbbi mümessllerin de hâli haraptır.
Bu yalnızca benim fikrim değil. Tıbbi İlaç Mümessilleri Birliği Derneği (TİMBİR) Başkanı Metin Erkul’ un sözleri de bu görüşümü destekliyor. Erkul kendisinin de bir ilaç mümessili olduğunu, gördüğü ’’satış baskısı’’na karşı geldiği için çalıştığı ilaç firması tarafından işine son verildiğini öne sürüyor.
İlaç mümessillerine uygulanan ’’haksız satış baskısı’’ ile mücadele etmek için sektörde daha önce çalışmış ve halen çalışmakta olan tıbbi mümessillerle birlikte yaklaşık bir ay önce TİMBİR’ i kurduklarını söyleyerek Türkiye’de tıbbi mümessillik mesleğinin yanlış değerlendirildiğini ve yanlış şekilde uygulandığını belirtiyor.
Şu gazete haberi de mümessillerin hangi zor şartlarda çalıştıklarına çok güzel bir örnek:
‘’Samsun’da bir çöp konteynerine atılan ilaçlarla ilgili başlatılan soruşturma kapsamında ilaç firmasında mümessil olarak çalışan bir kişinin tutuklandığı bildirildi. Edinilen bilgiye, önceki gün Adalet Mahallesi’ndeki bir çöp konteynerine atılmış ve konteynerden taşarak yola saçılmış çok sayıda ilaçla ilgili başlatılan soruşturma sürdürülüyor.
Soruşturma kapsamında olayla ilgili gözaltına alınan ve bir ilaç firmasında mümessil olarak çalıştığı bildirilen B.A. (37), ilk sorgusunun ardından "kamu kurumunun zararına dolandırıcılık yapmak" iddiasıyla sevk edildiği mahkemece tutuklandı.
Şüphelinin uzun süredir kotasını tamamlayabilmek için kendisine ve yakınlarına ait sağlık karnelerine satışını yaptığı ilaçları usulsüz olarak yazdırdığı, çöpe atılan ilaçların da bunlar olduğu" iddiası ile sorgulandığı bildirildi.’’
GELELİM NETİCEYE
Sözümü bir fıkra ile bağlamak istiyorum:
Ölen insanların cennete mi cehenneme mi gideceklerine günah ve sevapları çok hassas bir terazide tartılarak karar veriliyormuş. Bir seferinde yeni gelen bir ölünün günahları mili miline eşit çıkmış. Melekler ne yapacaklarına karar verememişler, tekrar tekrar tartmışlar ama sonuç değişmemiş. Ne yapalım diye daha büyük meleklere sormuşlar, ama onlar da bu kişiyi cennete mi cehenneme mi göndereceklerine bir türlü karar verememişler.
En sonunda meleklerden biri bu adam dünyada ne iş yapıyormuş acaba diye sormuş. Günah ve sevabı eşit çıkan adam ‘İlaç propagandistiydim’ demiş. Tamam, o zaman ‘Bunun eline bir çanta verin cennet ile cehennem arasında gitsin gitsin gelsin’ diyerek işin içinden çıkmışlar.