CHP SEÇMENDE UMUTSUZLUK YARATMAMALI
AKP’nin genç bir milletvekili aday adayıyla radyoda söyleşiyoruz…
Seçime gireceği kentte temayül yoklamasında ikinci sırada yer almanın sevincini yaşıyor.
Söyleşi sırasında altını çizerek şunları söylüyor:
“65 aday adayından her hangi biri aday listesine girememiş olsa dahi, bizim partimizde, küslük, tavır alma isyan gibi olumsuz tepkiler söz konusu olmaz” diyor…
Genç milletvekili adayının söylediklerine katılıyoruz… Gerçekten de AKP disiplinli davranma konusunda kendisini kanıtlamış bir parti durumunda…
Ana muhalefet partisi CHP öyle mi? Öyledir ya da değildir diye kafa yormaya hiç değmez. Çünkü CHP’de ne olduğunu kısa süre sonra göreceğiz…
Ne mi olacak?
Partiyi babasının tapulu malı gibi görenler listeye (seçilecek yerde) listeye giremedikleri takdirde görün nasıl tepkiler ortaya koyacak ve nasıl partiyi sallayacaklar…
Çünkü… Günümüzde,
sosyal demokrat olmak demek;
her şeyi en iyi ben bilirim,
benden ileri kimse yoktur,
kıymetim bilinmeli,
listenin başına ben geçmeliyim türü egoların
kişiliklere okkalı biçimde yapışmış olması demektir…
Siyaseti yakından izleyen ve CHP’yi biraz bilen,
bir Allah’ın kulunun yukarıda tanımını yaptığımız durumdan farklı bir düşüncede olacağını sanmıyoruz…
Sosyal demokratlığın kısa tanımı:
“Ben!” *Ben!” “Ben!” “Rabbena hep banadır!..”
Oysa…
İçinde bulunduğumuz döneme bakınca, CHP böyle mi olmalıydı…
Cumhuriyet tökezlemiş,
ordudan, yargıdan, medyadan,
sivil toplum kuruluşlarından umutlu söz edebilmek,
ne yazık ki mümkün değil…
Hepsi duvara toslamış durumda!...
Böyle bir ortamda umut CHP’de ve MHP’de…
İki parti yüksek oranlarda oy alabilirlerse, baskı rejimi ortadan kalkacak, ülke rahat bir nefes alacak…
“Okyanus ötesi” diye çekinilerek halkın huzurunda dillendirilen
“meçhul şahıs(!)” acaba “İmamın ordusu”^kitabının ana karakteri olan muhterem midir?
Basında defalarca yazıldığına göre; devlet (Mülkiye ve Adliye) bu zatın derin arzusu(!) ve planı doğrultusunda bugün artık çeteleşmiş cemaat üyelerinin eline mi geçti?
Tabloya baktığınızda, geçen zamanının, Atatürkçü kesim için ne denli
gaflet ve aymazlık İçerisinde harcanmış olduğunu, ne yazık ki yeis içinde görüyoruz…
Son söz:
CHP aklını başına toplamaz
ve hala birbirlerini yiyerek vakit geçirmenin
kronik alışkanlığından vazgeçip,
enerjisini gerçek anlamda seçim çalışması için tüketmezse,
kim ne derse desin iktidar olma yolunda ki mücadeleleri
tam anlamıyla ve kesin olarak hüsranla bitecektir…
Tabi ki CHP’den “ülkenin kurtuluşu adına” umut bekleyenler içinde
Hiç kuşkusuz ayni kader paylaşılacaktır…
12 Haziran seçiminin sonucu,
ülke için kurtuluşun ya da tükenişin
son ve kesin habercisi
aynı zamanda tescili olacaktır…
İlanen duyurulur…
Sonra kimse başını taşlara vurmaya kalkmasın.
Zira “Kendi düşen ağlamaz!”
BURHAN ÖZBEY