Gizli gündemlerin varlığı hiç yadsınamaz; sonu hesaplaşma kokan çiçekli tarlalarda...
Çiçekler çok düşünürler...
Hem derin tarihleri vardır, açıp, solmaktan mütevellit; hem anlık günceleri, yaşadıklarını hiç ıskalamadan kaydettikleri...
Açmak bir refleks olsa da onlar için adı başka her nevbahar; solarken, yaklaştıkça bahar bitimleri, bahara adını verenlerle hesap görmek isterler; neler olup bitti koskoca dönümde, erken çöktü üzerimize sonbahar diye...
Belki de çiçekler, gerçek renklerini, mevsimler değişirken belli ederler...
Çiçekler çok susarlar...
Daim, efendi görünürler, dilsiz gibi... Dilsizlik, efendilik ölçütüymüş gibi... Efendilik, sualsiz, artniyetsiz, hesapsız yakınlıkmış gibi...
Heyhat!.. Sırlarının çokluğu bundandır... Tıka basa dolu geniş hafsalalarının sebebi budur...
Çünkü baharlar; en geniş kucaklarını efendi, cemil (güzel) çiçeklere açarlar...
Böyle çiçekleri çoktur baharların...
Lakin ne baharlar, ne çiçekler; kazınarak kaydedilen zihin, gönül hatıra defterlerinin varlığını da hiç görmezden gelmez, gelemez, ince şüphe sızlamlarıyla...
Zira; hırlaşma, ayrılık sezilen, üstüne restleşme, suçalama, suçlanma ihtimali yüksek, nihayeti aşikar yol ayrımları da var hayatta... Hadi rüzgarların bastırdığı, mevsim dönümleri diyelim onlara...
Öyle rüzgarlar eser ki; bazı çiçekler yavaş yavaş dile gelirler... Omerta’dan vazgeçerler...
Bazen yalnız, tarlanın öteki sakinlerine, bazen bizzat bahara adını verenlere...
Karnından konuşarak başlanılsa da büyük değişimlerin sinyalidir, lallıktan kurtuluş...
Konuşmak iyidir... Çekincem, fabllıktır... Çiçeklere hükmeden başka mevsimlerin ayak sesleridir...
Bilinmeli ki özetle; çiçekler çok düşünürler...
Önce baharla harekette beis görmezler ama bu zinhar biat değildir, var olma uğraşıdır...
Mevsim dönümleri geldiğinde ise, en fazla dökerler yaprak yaprak sözlerini giderler, başka baharlarda açmak üzere...
Ve bu lahza; baharı, bahara adını verenleri gözden çıkarmaktan da çekinmezler...
Yok olup giden, yazık olan çiçekler değildir çünkü; ne olsa bir yolunu bulur açarlar yine...
Yitip giden, gömülen bahardır...
Adı kimbilir nasıl geçecek tarihe o baharın, o bahara adını verenin...