Tatil öncesi sürpriz bir röportaj konuğum olacak. Aslında onu düşününce hafiften bir heyecan sarıyor bedenimi. Çünkü onun yetiştiği toprağın zenginliği, verimliliği ve coşkusu içime akıyor daha görmeden. Gömülüyüm diyorum o toprağa, nefes alacak tek bir delik bırakmamacasına. Bir an için bırakıp yeryüzündekini, topraktaki havayı solumak istiyorum, orada bana kalan o kadar çok besili kök var ki, ya onlara tutunurum, ya da toprağa karışan bedenimin yeniden dirilişine bekçilik yaparım. Su kısmını şenlendiren balıklar gibi toprak kısmını şenlendirmek için medar-ı hayat olurum. Belki toprak içinde kaybolup bulunamayan böceğe dönüşürüm. Belki su bulamadığı yerde birinin abdestine karışırım. Belki toprağı süren bir çiftçi- belki de toprağa gizlediği oyuncağını arayan bir çocuk!.....Ama bildiğim tek şey, bu röportajdan kesinlikle çiçek açarak hayatıma devam edeceğim...
Dün Gece bir süredir sinema kuşağı filimleriyle ilgimi çeken TV8'deydim yine. Şamil Tayyar'ı iki ayrı kanalda aynı anda, aynı konuyu konuşurken bulunca bana da tercihimi başka mecralardan yana kullanmak düştü. Ve müthiş bir film aklımı, ruhumu, uykumu çeldi.
Filmin adı, "Bir Konuşabilse"


Konusu;Bob Haris ve Charlotte Tokyo’da karşılaşan iki Amerikalıdır. Bob, Tokyo’ya bir viski reklamında oynamak için gelmiştir, Charlotte ise işkolik bir fotoğrafçı olan kocasının peşinden sürüklenmiştir. Her ikisini de uyku tutmayınca, bir gece lüks bir otelin barında yolları kesişir ve ve ve uyku bozukluğu yaşayan bu iki insan uyuyabilecekleri daha doğrusu uyuyabilecek kadar huzur dolabilecekleri bir yakınlaşma içinde bulurlar kendilerini.
Fakat filmde Bob Haris'in sempatikliğini, espritüelliğini ve Charlotte'yi güldürebilme beceresini bir kenara koyabilirsek, uyuyabilme yeteneklerini tekrar kazanabilmelerine katacağım en şahane çıkarım, alıntı filmde geçen şu cümle olur:
"Kim olduğunu, ne istediğini anladıkça daha azı sana kalır ve mutlu olursun"
Demek ki neymiş? Biz, dünyayı bize verseler ancak kucağımıza sığabileceği kadarını alır ve onunla da yetiniriz. Aslında gözümüz yatlarda ve katlarda da olsa, bizi koruyabildiği sürece en karanlık sığınağın bile kıymetini bilebiliriz. Aslında ne istediğimizi biliyor olduğumuzda, ona sahip olmuş kadar bir kanilik ve doygunluk içine girebiliriz. Ve işin aslı öncelikle bu söze itibar etmesek de doğru bilginin, doğru eylemi gerçekleştirmemizi ne kadar sağladığını görebiliriz.
hulyaokur06@gmail.com