COCUKLARIN (!) FARKINDALIK ÇIRPINIŞLARI…
Yaşamımız boyunca, ıvır zıvır adamların şahsımıza yönelik açık ya da üstü örtülü eleştirileri ve çarpık zihniyetlerine bağlı yaklaşımlarını, hiçbir zaman ciddiye ve kale almadık…
Hani bir büyük düşünürümüz demiş ya:
Suskunluğumuz acizliğimizden değil, asaletimizdendir.
Önce bize söylenen lafa bakarız laf mı diye,
sonra da söyleyene bakarız adam mı diye…”
O nedenle, hasbelkader gerek basında gerekse siyasette yanlışlıkla da olsa adam yerine konulmuş, kimi zavallıların; toplumda silik kimlikleri adına, ezik şahsiyetleri açısından farkındalık yaratmak için; meyveli ağaçlara taş atma sevdasına kapılarak; ona buna çatmanın yanında, şahsımıza da yönelik sözde üstü örtülü salakça eleştiri ve saldırılarda bulunmalarına, hep gülüp geçtik…
Neden gülüp geçtik? Çünkü kaplumbağa’nın zürafa ile yarış sevdasına kapılması gibi bir garabete neden olduklarından…
Adamın pardon çocuğun kafası belli ki hurafeden besleniyor…
Çağdaşlıktan ve aklı-selimden eser yok…
Genç yaşta tam anlamıyla bir “din yobazı” olmuş…
Buna karşın, çağdaş dünyada obje olmak gibi bir çaba içerisinde…
Hem çağdaş dünyadan besleniyor ve yaşamını çağdaşlığa göre düzenliyor, hem de yobazlığa teslim ettiği “beyin küflülüğünü” sürdürmekten de vazgeçmiyor…
Bu yapılarını bir de, siyasetle entegre edip, dini istismar eden “siyasi yobazlarla” birlikte hareket etme, onların sözcülüğünü yapmak gibi gaflete düştüklerini görünce de; “Allah ıslah etsin” demekten öte bir şey yapamıyoruz…
Ne yaparsınız?..
Adamın kafası beyni genç yaşta küflenmiş…
Kimler, genç beyinlerin küflenmesinde bu denli üstün başarıyı gerçekleştirmiş bilmiyoruz ve tabi kestiremiyoruz…
Be mübarek… Sen önce yaşına başına bak…
Ne zaman kısa pantolonunla bisikletten inip, büyüklere özenerek sigara tüttürerek kendini kanıtlama sürecini geride bırakıp ukalalık yapma gibi bir sevdayı yaşam biçimi haline getirdin bir kere onu düşün!..
Sonra da küçücük boyunla ve cılız vücudunla, tırmanma cüretine kapıldığın kalelere bak…
Donkişot’ luk özentin, seni bu yaşta ağzın süt kokarken, rezil rüsva edip, cüretinden ötürü pişmanlık girdabına sürüklemesin… Yazık olur…
Sakın ola… Otur oturduğun yerde!..
Bundan böyle boyundan büyük işlere de kapılma…
Akşamları sütünü iç, mamanı ye ve zamanında büyüklerinden masalını dinle sonra yatağında uzanıp mışıl mışıl uyumana bak…
Uyandığında da, kırk fırın ekmeğin ilk fırınından alacağın ilk taze ekmeğin ucundan yavaş yavaş koparmaya başla!.. Zira daha önünde kırk sene daha var adam olmanı için!...
Oldu mu aslanım!
BURHAN ÖZBEY
burhanozbey41@gmail.com