ÇÖLAŞAN’IN YENİ KİTABI
Emin Çölaşan’nın yeni çıkan kitabı “Her Kuşun Eti Yenmez”i bir solukta okuduk.
Kitapta yazılanların pek çoğu basın patronları ve gazeteciler adına ibret alınması gereken olaylar ve durumlar…
Herkes artık açıkça biliyor ki; “İş adamı” Aydın Doğan milyon dolarlık işlerini rahatça yürütmek ve hükümetle arayı iyi tutmak için Çölaşan’la yolarını ayırdı.
“Kovdu” demek içimizden gelmiyor. Çünkü kovmak, kovulanın ahlak ve kurallar dışı işler yapması sonucu oluşan bir olgudur. Oysa ortada Çölaşan açısından böyle bir durum söz konusu değil.
Her ne kadar Çölaşan, yazdığı yazılarda ve kitaplarında Hürriyet’ten ilişiğinin kesilmesini “kovulmak” olarak dile getiriyorsa da, biz bu tanıma katılmıyoruz.
Milyonlarca okurun beğeni ve ilgiyle yazılarını ve kitaplarını okuduğu bir yazar, topluma mal olmuş, hatta anıtlaşmış bir kişi olarak böyle bir fiili hak etmez…
Hürriyet’ten ayrılalı bir yılı geçti. Kim ne derse desin bu gün onun yerini dolduracak kaç yazar var.
Çölaşan’a kızanları yok mu? Tabi ki var.
Ancak kızanların pek çoğu şu ya da bu biçimde Çölaşan’ın kuyruğuna bastığı kişiler ya da belli ve saplantılı aykırı ideolojiler içerisinde olanlar.
En başta gelenler de, son yıllarda “mebzul” miktarda yaratılmış iflah olmaz “Atatürk düşmanları.”
Onlar kızsa ne olur kızmasa ne olur?
Çölaşan’ın önünün kesilmesi, gazeteden çıkartılması, ülke tarihinde kolay kolay unutulacak bir vaka değil. AKP hükümetinin 6 yılda basını ne duruma getirdiğini ibret ve isyan içerisinde görüyor ve yaşıyoruz.
Bugün hangi ilin gazetesinde olursa olsun, AKP muhalifi gazeteci ve yazarların çoğu pasifize edilmişlerdir. AKP’yi ciddi manada eleştirenler, haklı olsalar dahi derhal kapı önüne bırakılıyorlar.
Ulusalı bir kenara koyalım, yerel medya da durum çok farklı değil.
Yerel gazete patronları istisnalar dışında tam bağımlı olarak AKP’nin yörüngesine girmişlerdir. Hükümeti ve AKP’li belediyeleri övmek için “vıcık vıcık yağ kokan” ne “iğrenç” yazıları gazetelerinde yayınlamaktalar. Okuduğunuzda hayretler içinde kalıyorsunuz.
Adam yılların “sosyal demokratı” olarak tanımış; gazetesi kentte en çok satanların başında geliyor; yazılarında, sık sık dürüstlükten, faziletten dem vuruyor, bir bakıyorsunuz köşesinde “belediye yönetimini” öven öyle bir yazı yazmış ki, neredeyse küçük dilinizi yutacaksınız.
Neden yapıyor bunu?
Belediye’den bol bol reklam, ilân, baskı işleri almak için… Çünkü özel sektörden reklâm vermiyor. “Devletin sırtına yapışarak” hayatiyetlerini sürdürmekten başka çareleri yok. O nedenle, “küçülebildikleri” kadar küçülüyor ve “dönekliğin” şahane örneklerini ortaya koyuyorlar.
Bu tür medya patronlarının; “ben görevimi doğru bildiğim şekilde yaparım, gerektiğinde AKP’yi de eleştiririm, yapılmış olan yolsuzluklar konusunda bilgim olursa, köşemde çekinmeden yazarım” diyen köşe yazarlarını hiç gazetelerinde tutarlar mı? Siz tutanı gördünüz mü?
Emin Çölaşan, onurlu ama işsiz bırakılmış gazetecilerin “sembol ismidir.”
Gazetelerinde bugün “namus”, “şeref”, “haysiyet” gibi sözcükleri kendilerine mal ederek bol bol masal okuyanlar; hangi kentte olurlarsa olsunlar yarın AKP iktidardan düştükten sonra; asıl “namussuzluğu” , “şerefsizliği”, “haysiyetsizliği” kimler yapmış, kimler yıllardır “onursuz” bir yaşamın içinde imişler bu halk onları çok iyi hatırlayacak…
AKP, Türk basın tarihine son derece olumsuz etki yaptı. Pek çok onurlu basın mensubu; çoluk çocuklarının geçimi için, işsiz güçsüz kalmamak adına, içleri yana yana patron (AKP) baskısına boyun eğmek zorunda kaldı.
Din iman diye ortaya çıkanlar; “dinsizliğin” ve “imansızlığın” en çarpıcı örneklerini verdiler. Yarattıkları pek çok yolsuzluğu, “her gün başları secdeye değerek” “Allah günah yazmasın, biz namazında niyazında kullarız” diyerek fütursuzca kapattılar.
Ülkenin pek çok yerinde Emin Çölaşan gibi, sayısız “onurlu” basın mensubunun, köşe yazarının defterinin dürülmesinin yegane amili oldular.
Emin Çölaşan’ın son çıkan kitabı, “Her Kuşun Eti yenmez” i; yüreğinde vatan sevgisi taşıyan, dürüst, namuslu herkesin, özellikle de “satılmış medya patronları, gazeteciler ve köşe yazarlarının” mutlaka okumasını tavsiye ederiz.
Ayrıca, Yılların her yönden iftihar edilecek yayın kuruluşu “Bilgi Yayınevi”nin değerli yönetimine; Çölaşan gibi bir yazara sahip çıktığı ve kitabını yayınladığı için bu ülkenin “dürüst, namuslu vatandaşları” adına teşekkürlerimizi sunuyoruz…
BURHAN ÖZBEY