Son Haberler
28.05.2012 Pazartesi 04:39
USD 1,7570 EUR 2,3630 EUR/USD 1,3449 IMKB100   59737/%0,00
ISTANBUL Perşembe: 15°C/21°CCuma: 15°C/22°CCumartesi: 14°C/23°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

CYBERPRESSE: TÜRKİYE, NATO İLE İRAN ARASINDA
29.06.2010 19:00

ANKARA, 29/06(BYE)--- Kanada'da Fransızca yayımlanan Cyberpresse gazetesinin 28 Haziran 2010 tarihli internet sayfasında, Quebec Üniversitesi Siyaset Bilimleri Profesörü, yazar Jacques Levesque imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yer alan yorumun çevirisi şöyledir:

Kısa süre önce gerçekleşen iki olay, son yıllarda kendini gösteren Türkiye'nin uluslararası siyasetindeki yeni yönelimini gözler önüne serdi. NATO'nun bütün üyeleri arasından Türkiye, BM Güvenlik Konseyi tarafından İran'a uygulanan yaptırımlara tek başına karşı koydu. Aynı zamanda, Gazze ablukasına meydan okumak isteyen filoya karşı düzenlenen kanlı baskını takiben İsrail'in kınanması ve dışlanması yönündeki uluslararası kampanyanın başlıca oyuncusuydu da. Bu yeni yönelim, parçası olduğu bölgenin bütünü için büyük bir jeopolitik önem taşıyor.

Yıllardır İslamcı bir parti tarafından yönetilen Türkiye, hem laik hem demokratik bir devlet idi ve hâlen de öyle. ABD'nin olduğu kadar Avrupa'nın gözünde de, Arap ve Müslüman aleminin "modernizasyonu" için mükemmel bir model olarak görülüyor. Haklı olarak Yakın Doğu'da İran'ın rakibi olarak ortaya çıkıyordu ve İsrail ile oldukça iyi diplomatik ilişkiler sürdürüyordu. Bütün bunlar ABD, NATO ve İsrail tarafından, demokrasinin, siyasi görüş birliğinin ve uzlaşının garantisi olduğunun bir kanıtı olarak algılanıyordu.

Öncelikle, bunu sona erdiren iki neden gösterilebilir: George Bush tarafından Irak'ın işgali ve bunun Türkiye için sonuçları... Her yerde ve kendi topraklarında terörün yayılması ve (Amerika'nın onayıyla) bağımsız "fiili" bir Kürdistan'ın Irak'ta ortaya çıkması. Türkiye bunu, toprak bütünlüğü için bir tehdit olarak görüyor.

Öte yandan yıllardır Türk hükûmetleri, ülkelerinin Avrupa Birliği üyesi olabilmesi için çabalarını artırdılar. Şu anda tahmin edilen ret cevabı karşısında Erdoğan hükûmeti sonunda vazgeçti. Uluslararası politikasını mutlak ait olduğu yer olan Yakın Doğu'ya odaklandırdı. Bunu, Türkiye'nin misyonu olarak görüyor.

İran konusuna gelince Türkiye, yaptırımların uranyum zenginleştirme faaliyetlerine son vermeye yol açmayacağına ikna olmuş durumda ve bunların, nükleer tesislere bombardımanlar kapısını açmasından endişe duyuyor, ki İsrail tek taraflı olarak bunu başlatmakla tehdit ediyor. İşte bu Türkiye için, bütün bölgeyi istikrarsızlaştırabilecek olası senaryoların en korkuncu. Başbakan Erdoğan, güvenlik teminatları ve ekonomik iş birliğiyle Tahran'ın, "potansiyel bir nükleer devlet" veya bütün uranyum zenginleştirme sürecini kontrol eden ve orada durmayı kabul edecek bir devlet hâline gelmekle yetineceğine inanıyor.

Savaştan ve Gazze'nin ablukasından bu yana en ağır seviyeyi gören Türkiye'nin İsrail'e yönelik sert siyaseti, kayda değer bir şekilde Erdoğan'ın Türkiye ve bütün Arap ülkelerinde popülaritesini artırdı. Siyasetindeki revizyonun sonucu, daha ziyade nedeni burada yatıyor. Erdoğan, önceki uzlaştırıcı politikasını, ciddi boyutlara varabilecek kalıcı bir başarısızlık olarak görüyor. Erdoğan, Washington ve Atlantik İttifakı'ndaki ortaklarını kendi zeminine sürüklemeyi gerçekten umabilir mi?

YORUMLARINIZ
Henüz bir yorum yapılmamış.
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.