DARBE HÜZÜNLERİ VE ALTIN TORBALARI
Aylardan beri “Ergenokon” ve “darbe” iddiaları ile yatıyor;
darbe olurdu, olmazdı, olacaktı iddiaları ile kalkıyoruz.
Türkiye Cumhuhuriyeti’nin, kurulduğu günden bu yana,
İçeride hiç bu kadar, hedef tahtası haline getirilip,
yıpratıldığı bir süreci anımsamıyoruz.
Ünlü yazar Yaşar Kemal’in;
“yaşamım boyunca bugünlerde olduğu kadar ülkem adına üzüldüğüm, bezgin ve kötümser olduğum bir dönemi anımsamıyorum”,
şeklindeki son değerlendirmesine aynen katıldığımızı belirtiyor ve diyoruz ki; hiç kuşkusuz, bizi bu duruma,
kömür, şeker, yağ ve kuru bakliyat vs. dağıtıcısı,
AKP ve başında ki yöneticilerinin basiretsiz tutum ve davranışları getirmiştir.
AKP şöyle iyilikler yapmış, böyle başarılar ortaya koymuştur;
böyle söyleyenlere bizim de tek bir sorumuz var;
ya bizden götürdükleri?
Keşke bir şeyler getirmeseydi de,
hoş getirdiği pek bir şey de yok ya zaten,
bizden de çok önemli şeyleri götürmeseydi!
Ülke, laik demokrat yapısı altında,
Atatürk ilkelerine ve cumhuriyete bağlı varlığını,
üzerine tek bir umutsuzluk gölgesi düşmeden,
barış ve kardeşlik duyguları pekişmiş olarak,
huzur ve refah içerisinde,
çağdaş ülke olabilmenin coşkusunu taşıyarak,
gelişmiş ülkeler içerisinde yerini alsaydı.
Ne Arabın yüzü ne Şam’ın şekeri!..
Böyle ülke mi olur?
Herkes birbirinden ve yarınından kuşku duyar duruma geldi!
Ülke tam anlamıyla ikiye bölünde.
Bir yanda Atatürkçü, cumhuriyete gönül vermiş laik kitleler,
öbür yanda, dini tam bir sömürü malzemesi haline getirmiş, iktidar yandaşları…
Yarın ne olacak korkusu ile sabahlara,
yeis, kuşku ve korku içerisinde uyanıyoruz…
Her yerde diz boyu “hüzün” var!
X
Birde son yıllarda altın torbalarla tanışır olduk.
Önce Başbakan Erdoğan’ın çocuklarının düğünlerinde gördük ve öğrendik altın torbalarının ne olduğunu…
Binlerce davetli, çil çil, kese kese altınlar…
Derya kuzuları, dünyanın en tatlı nimetleri…
Çalışmadan, çabalamadan cukkaya giren “itibar nemaları”…
Yarının “nereden buldun” sorularının.
“alın aklamaya” yarayan muhteşem güvenceleri…
Nerede bu güzelikler?
Tabi sadece bizim ülkemizde!...
ATO Başkanı Sinan Aygün’ün kasasında 2,5 milyon Euro bulundu.
Bu görkemli paranın hesabı ve varoluş öyküsü neymiş?
Aygün’ün yaptığı açıklamaya göre,
kızının düğününde 30 torba altın armağan (takı) olarak gelmiş…
Çarp, böl, topla; bilmem ne kadar milyon Euro yapar (mış).
Allah bereket versin taş atıpta kolunuz mu yoruldu…
30 torba altın sahi “ikametgahına” neyle taşınmış,
ve hangi büyüklükte kasalara konmuş olabilir ki?
Doğrusu çok merak ettik…
Zenginin parası züğürdün çenesi konusuna mı girdik acaba?
Allah rızası için,
bir de yüksek yüksek tepelere gelmiş olan zatı muhteremlerin,
züğürdünü, “altın torbaları” ile ihya olmamış olanlarını görmeyecek miyiz,
bu güzel ülkede ve fani ömrümüzde?
Hepsinin ağzında vatan millet sakarya lafları.
“Ezilen halkım”, “zavallı vatandaşım” vs. ama,
Cepler dolu cepkenler dolu…
Yaşamlar çok tatlı!...
Hakkını yemeyelim…
Bir tanesini biz biliyoruz.
Çankaya’da oğlunun düğününü yapan bir değerli Cumhurbaşkanı vardı,
sahi adı neydi birden bire anımsayamadık.
Düğün yaptı mı yapmadı mı neredeyse kimsenin haberi olmayan,
Aile arasında yaptığı mütevazi düğünle çocuğunun mürvetini gören,
Düğün töreni için yapılan, yanan elektrikler dahil, Köşk’te yapılan tüm harcamaları cebinden ödeyen,
Hani şu kırmızı ışıkta fors taşıyan arabasını durdurup,
yeşil ışığın yanmasını bekleyen…
Türkiye’de de her yerde yeşil ışık yanması için,
elinden gelen her şeyi yapmış olan,
mütevazi, saygın “altın torbasız” Cumhurbaşkanı!...
Sahi kimdi?
BURHAN ÖZBEY