BERLİN, 26/07(BYE)--- Tirajı haftada 10.191 olan resmî-akademik Das Parlament gazetesinin, 26 Temmuz 2010 tarihli sayısında, Silke Wettach'ın AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Stefan Füle ile yaptığı ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan mülakatın ilgili bölümünün çevirisi şöyledir:
WETTACH: Görev sürenizin biteceği 2014 yılına kadar AB'nin kaç tane üyesi olacak?
FÜLE: Bugünden çok olacak. Genişleme süreci ülkelerin kaydettikleri ilerlemelere ve bu ilerlemenin taşınabilirliğine ilişkin değerlendirmemize bağlıdır. Bu yüzden bugünden bir rakam veremem. Ancak, Hırvatistan ile İzlanda'nın görev dönemimde üye olmasından çok umutluyum.
WETTACH: Bekleme sırasındaki diğer ülkeler ne olacak?
FÜLE: Türkiye ile Batı Balkan ülkelerinin önümüzdeki yıllarda üyeliğe ehil olduklarına dair şüpheleri bertaraf edecek şekilde ilerleme kaydetmeleri önemlidir.
WETTACH: Türkiye ile müzakereler oldukça ağır ilerliyor. Bu sizi ne kadar sabırsızlandırıyor?
FÜLE: Türkiye'nin geçtiğimiz yıllarda kaydettiği ilerlemelerden memnunum. Yargı reformuna, Kürtler için demokratik açılıma bakıldığında, bu oldukça kayda değer bir gelişme. Türk toplumunda eskiden tabu olan konular şimdi açıkça tartışılıyor. Ancak, her altı ayda bir fasıl açmasak daha hızlı ilerleme kaydedilirdi. Burada Türkiye ve AB'ye görev düşüyor.
WETTACH: Ne demek istediğinizi açar mısınız?
FÜLE: Bizim fasılları açmamızın hızının, kendi reform hızına bağlı olduğunu Türkiye'nin anlaması gerekir. Reformlar katılım sürecinin motorudur. Hızı Türkiye belirliyor. Eş zamanlı olarak bizim inandırıcılığımız söz konusudur. Katılım görüşmelerinin hangi amaçla yürütüldüğü çok açıktır. Bir yandan ciddi bir şekilde katılım müzakereleri sürdürülürken, eş zamanlı olarak imtiyazlı ortaklıktan söz etmek veya katılım sürecinin Türkiye'nin üyeliğini hedeflemiyormuş gibi davranmanın bir faydası yoktur.
WETTACH: Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti'nden gelen gemileri hâlâ limanlarına sokmuyor. AB, bu duruma göz yumabilir mi?
FÜLE: Hâlâ Kıbrıs sorunu olduğu doğru. Bu sorun çözüldüğünde, -ki buna Ankara Protokolü'nün uygulanması da dâhildir- o zaman Türkiye'nin katılım süreci büyük bir hamle yapacaktır. Bunun dışında Türkiye için şu geçerlidir: Ülke üyeliğe yüzde 100 hazır olmalı ve AB değerlerini uygulamaya koymalıdır. Türkiye'nin üyeliğinin her iki tarafa da daha çok değer kazandıracağından emin olmamız gerekiyor.