Son Haberler
28.05.2012 Pazartesi 04:53
USD 1,7570 EUR 2,3630 EUR/USD 1,3449 IMKB100   59737/%0,00
ISTANBUL Perşembe: 15°C/21°CCuma: 15°C/22°CCumartesi: 14°C/23°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

DAVUTOĞLU: DOSTANE ÇÖZÜM KONUSU ÜZERİNDE DURUYORUZ
25.08.2010 07:24
ANKARA (A.A) - '' sorusu üzerine şunları söyledi:
     ''Bir kere AİHM, Avrupa Konseyi çerçevesinde bir kurum. Biz de Avrupa Konseyi'nin kurucu üyelerindeniz. Kasım ayında da Bakanlar komitesi dönem başkanlığını üstleniyoruz. AKPM Başkanı da Antalya Milletvekilimiz Sayın Mevlüt Çavuşoğlu. Dolayısıyla biz bu kurumla iç içeyiz ve bizi bağlıyor. Hrant Dink olayında iki konuda yapılan müracaatlar var, biri yaşam hakkının korunması, biri de ifade özgürlüğü konusunda. Gerek yaşam hakkı gerekse ifade özgürlüğü konusunda devlet bütün sorumluluklarını yapmalıdır, böyle bir şeyi tartışma konusu bile etmeyiz.
     Bu savunmalar teknik düzeyde yapılan ve herhangi bir bakan imzası gerektirmeyen savunmalar. Fakat geçen sene birkaç önemli komplikasyondan sonra bu sene ben bunları görmek istediğimi söyledim ve imkan olduğu sürece bütün savunmalara baktım, buna benzer başka savunma da geldiğinde. Bu, bizim şu anki kriterlerimiz bağlamında uygun olmayan bir savunmadır. Biz tekrar Adalet bakanımızla birlikte bu konuyu ele aldık. Peki bunu yazanlar kötü mü, hayır. Onlar da devletin uygulamasını savunma durumundalar. Bu yürütmeyle ilgili değil. Fakat yargı da devletin bir kurumu olarak biz onun da hesabını yapmak durumundayız. Ben bu savunmanın usulünden ve üslubundan bu savunmayı benimsemediğimi söyledim. Daha sonra Adalet Bakanımızla da görüştük. Bakanlıkta da bir toplantı yaptık. Strasburg'tan daimi temsilcimiz katıldı ve bir değerlendirme yaptık. Bugün İçişleri ve Adalet Bakanımızla bu konuyu ele aldık. Türkiye'nin çağdaş, evrensel hukuka uygun şekilde bu konuları ele alması için bu konu başta olmak üzere atacağımız adımlar olacak. Özellikle dostane çözüm konusu üzerinde duruyoruz.''
     AİHM'deki davalarla ilgili nerede hata yapıldığına dair bir çalışma yapacaklarını belirten Davutoğlu, bunun Dışişleri ya da Adalet Bakanlığını ilgilendiren bir şey olmadığını, hukuk sisteminin bütünüyle ilgili aksaklıklardan, yargı sürecini gecikmesinden kaynaklanan bir durum olduğunu söyledi.
     Süreci hızlandıracak tedbirler alacaklarını belirten Davutoğlu, ''İfade özgürlüğünü en geniş anlamda kullanılması için bizim teminat altına almamız lazım. Bunu sadece Hrant Dink ya da Mustafa Erdoğan bağlamında ele almamak lazım, Türkiye ifade özgürlüğü konusunda yargılama yapılan bir devlet olmamalı'' şeklinde konuştu.
     Davutoğlu, bugünkü toplantıda da hem Hrant Dink'in davası ile ilgili hem de AİHM'e giden bütün davalarla ilgili konuları ele aldıklarını ifade etti.
    
     -MİLLİ GÜVENLİK SİYASET BELGESİ'NDEKİ DEĞİŞİKLİKLER-
    
     Davutoğlu, ''Türkiye'nin gizli anayasası ya da kırmızı kitap denilen Milli Güvenlik Siyaset Belgesindeki değişiklikler tartışılıyor. Siz onu gördünüz mü?'' sorusuna karşılık, ''Bunların bir kısmı şehir efsanesi gibi türeyen bir şey'' yanıtını verdi.
     ''Siz okudunuz mu?'' diye sorulması üzerine Davutoğlu, ''Tabii, bu 5'li yıllarda yeniden gözden geçirildiği için şu anda gözden geçirecek kurum da dış politika alanında biziz. Bu konuda tabii ki bütün kurumlarımız bu konuda çalışmalar yapıyor'' ifadelerini kullandı.
     Bu belgelerde belli bir devlet mahremiyeti gereken unsurlar olduğunu vurgulayan Davutoğlu, bunun bir anayasa olmadığını belirterek, "Öylesine dinamik koşullarda yaşıyoruz ki bir metin yazacaksınız 30 sene önce, hatta 5 sene önce ve o metin bir anayasa gibi herkesin bir teslimiyetle uyması gereken kuralları içerecek, bu uluslararası konjonktürün dinamizmine aykırı düşen bir şey. Devletin mahremiyetini gerektiren ve ya güvenlik konularında dahi, uluslararası konjonktür değişti. Çevre şartları değişti. Sizin tehdit algılamanız değişti" dedi.
    
     -ANAYASA REFERANDUMUNA DOĞRU-
    
     Ahmet Davutoğlu ''PKK 31 Mayıstan sonra 'Türkiye'de yakacağım, yıkacağım' derken bir anda dönüp 'ateşkes yapıyoruz' dedi. Referanduma doğru bu manevranın yapılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz ve demokratik özerklik söylemine nasıl bakıyorsunuz?'' sorusunu da şöyle yanıtladı:
     ''Terör örgütünün bu anlamda bir takım hesapları olmuş olabilir. Demokratik özerklik kavramı da içinde olmak üzere çok sık bu tür kavramlar üretildiğini görüyoruz. O kadar kafa karışıklığına yol açacak şekilde kavramlar üretiliyor ki bunun aslında yaşadığımız süreçte doğrudan bir karşılığı yok. Terör örgütü bağlamında bunun yeni kavramsallaştırmalarla içine girilen sürecin üstünün örtülmesi olarak değerlendiriyorum.
     Çünkü terör örgütü tarafından baktığımızda o günden bugüne ne uluslararası konjonktürde terör örgütü lehine bir gelişme yaşandı, ne de içerde bütün bu kavramsallaştırmanın karşılığı olan bir süreç yaşandı. Bunların konjonktürel olarak üretilen ve sosyal karşılığı tam olmayan kavramlar olduğunu düşünüyorum.''
     BDP'nin boykot ile ne yapmaya çalıştığına ilişkin bir soruya karşılık Davutoğlu, boykotun kendisinin negatif, ne istediği belli olmayan bir tutum olduğunu belirterek, ''Bunu örtecek şekilde kendince iddia üreten bir söylemle bunu dengelemeye çalıştılar gibi geliyor bana. Bu doğru yol değil'' dedi.
    
     -''BU SÖYLEM KİME YARDIMCI OLUYORSA ONA BAKMAK LAZIM''-
    
     BDP'nin boykot kararının Doğu ve Güneydoğu Anadolu?da bir taban bulamadığının belirtilmesi ve ''Bu biraz da fikri düzeyde kaymaya başlayan tabanı kilitlemek, hayır oylarına da bir destek mi? Murat Karayılan'ın 'devletle anlaştık' söylemlerinden sonra MHP daha da canlandı Aynı şey CHP tarafından da kullanılmaya başladı. Acaba bu bir karşıt manevra mı?'' diye sorulması üzerine Davutoğlu, "Doğrusu bu söylemlerin birbirine yardımcı olması kimin işine yarar bunun bir tespit etmek lazım. Buradaki sıkıntı şu; BDP 'hayır' diyemeyeceğini biliyor. Böylesine özgürlükçü bir pakete hayır denemesinin toplumsal karşılığı olmayacağını biliyor. Fakat 'evet' demesinin de kendisinin siyasal anlamda gücünü azaltılacağını düşünüyor ve boykotu tercih ediyor. Fakat şunu unuttu. Bu tür durumlarda boykot hayır anlamına gelir. Silahların gölgesinde demokrasi konuşamayız bu konuda tutumları net olmalı" diye kohuştu.
     ''Muhalefetin referandum sürecinde politikasını terör örgütü ile hükümetin anlaştığı söylemleri üzerinden yürüttüğünü'' belirterek ''Anayasa değişikliği paketinin terör örgütünü desteklediği söylemlerini nasıl değerlendirdiğini" soran gazetecilere Davutoğlu, ''Şu soruya başta MHP olmak üzere herkesin cevap vermesi lazım, Anayasa paketindeki hangi değişiklik terör örgütüne verilen bir taviz niteliği taşır? Var mı böyle bir şey?''yanıtını verdi.
     Değişikliklerin, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkı, ekonomik ve sosyal konseyin anayasal garanti altında kurumlaştırılması, 12 Eylül ile ilgili yargılama ve hesap sorulabilirlik gibi yenilikler getirdiğine işaret eden Davutoğlu, ''Bunların hangisi terör ve terör örgütüne verilen bir taviz niteliği taşır. Bunlar kabul edilmezse terör örgütüne darbe mi vurulmuş olur yoksa böyle bir tartışma içinde Türk siyasetinin kan kaybetmesi dolayısıyla Türkiye'yi istikrarsızlaştırmak isteyenler güç mü kazanır?'' ifadelerini kullandı.
    
     -''12 EYLÜL ANAYASASINA 'HAYIR' DEMİŞTİM''-
    
     12 Eylül Anayasası referandumunda kullandığı oya ilişkin bir soruya kurşalık da Davutoğlu, ''Ben çok net olarak 'hayır' demiştim, benim için o ilkesel ve ilk kullandığım oydur. 12 Eylül öncesi neslin tartıştıklarını ve 12 Eylül'de yaşadıklarını düşünürseniz o dönemi yaşayan neslin 12 Eylül anayasasına 'evet' demesi doğasına aykırı bir şey'' dedi.
    
     -ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNE DIŞ TEPKİLER-
    
     Davutoğlu, dış dünyadan anayasa değişikliği sürecine müdahil olanlar olup olmadığını soran gazetecilere şu yanıtı verdi:
     ''Muhataplarımızla olan görüşmelerimizde daha anayasa değişikliği paketi hazırlanırken reform izleme grubu olarak oturduk, bu anayasa değişikliğinin AB reform sürecinde ne açıdan önem taşıdığını içeren, AB'nin ilerleme raporlarında bizden talep ettiği unsurları da eşleştirerek bir çalışma yaptık ve bunu AB'ye de verdik. Ve AB'den de hiçbir zaman bize 'Bu anayasa değişikliğinde Türkiye'nin AB ile entegrasyonu konusunda olumsuz etki yapacak şu unsur var' demedi. Olumlu etkileri konusunda ise her zaman kapalı kapılar ardında da kamu oyu önünde de açıklamalar yapıldı."
     Başka bir soru üzerine ABD'deki Türkiye hakkındaki toplantının duyurulma şeklini değerlendiren Davutoğlu, şöyle konuştu:
     ''O toplantının olması değil kamuya yansıması ilginçtir çünkü biz de böyle toplantılar yaparız. Hele hele şu günlerde tüm dünyada Türkiye'nin artan diplomatik etkinliği konusunda toplantılar, çalışmalar yapılıyor. Newsweek dergisinin 'Türkiye'nin küresel yükselişi' diye kapak yaptığı bir konjonktürde ABD gibi küresel bir gücün Türkiye'yi değerlendirmesinden daha doğal bir şey olmaz.''
     Bakan Davutoğlu, anayasa paketinin yeterli olmadığını ancak açtığı çığrın önemli olduğunu belirterek artık bu kapsamda bir değişiklikten sonra anayasanın bütün olarak değişmesi,yeni mantıkla bu anayasanın yapılması gerektiğini kaydetti.
    
     -TÜRKİYE-ERMENİSTAN İLİŞKİLERİ-
    
     Gazetecilerin ''Ermenistan meselesinde ve protokollerin seyri ile ilgili bir gelişme var mı?'' şeklindeki sorusuna karşılık Davutoğlu, Kafkasya'ya bir bütünlük içinde baktıklarını, Ermenistan ile ilişkileri normalleştirmek konusunda siyasi iradelerinin baki olduğunu söyledi.
     Ermenistan ile sınırların açılması da dahil olmak üzere bütün bariyerlerin kalkmasını istediklerini dile getiren Davutoğlu, "Bu bariyerler kalkarken bütün psikolojik, politik, jeopolitik bariyerlerin de kalkması lazım. Yoksa tek taraflı olarak bu tür durumlarda statünün bir ayağını değiştirip diğer ayağı değişmemişse o kalıcı değişiklik olmuyor'' dedi.
    
     -BABAANNE DUASI-
    
     Siyasete ısınıp ısınmadığına ilişkin bir soruyu Davutoğlu, akademik hayatına dönmeyi çok içinden geçirdiğini ifade ederek, ''Bunu artık tartışmıyorum. Şu anda yaptığım işin hakkını vermeye çalışıyorum. Bu görevi gelecek seçimlerde milletvekili olarak devam ettirsem de Türkiye'ye bir katkısı var diye düşünüyorum. Akademik hayatla ilgili özlemimin hiçbir zaman bitmediği gerçeğini bu ortadan kaldırmaz'' şeklinde konuştu.
     Gazetecilerin talebi üzerine duanın hayatındaki yeri ile ilgili anılarını da anlatan Davutoğlu, üç buçuk yaşındayken annesi vefat ettiğinde kendisini babaannesinin büyüttüğünü, muhteşem bir irfan ve kültür zenginliği olan babaannesine herkesin dua için geldiğini dile getirdi.
     Babaannesinin kendisine ''Herkesler sana akıllar danışa, dünyalar ayaklarına gele. Koç koç oğlanların nesillerin ardına düşe'' şeklinde dualar ettiğini kaydeden Ahmet Davutoğlu, ''Geriye dönüp baktığımda zihnimde öyle yer etmişti ki...İstanbul'a geldiğimizde de bir merasimdi. Sırayla babaannemin elini öperdik. Herkesin durumuna göre dualar ederdi. Akşam döndüğümüzde de elini öperek eve girer bu seferde akşamın duasını alırdık. Hala ben o yalnızlık hissine kapılmam'' ifadelerini kullandı.
YORUMLARINIZ
Henüz bir yorum yapılmamış.
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.