Son Haberler
28.05.2012 Pazartesi 05:00
USD 1,7570 EUR 2,3630 EUR/USD 1,3449 IMKB100   59737/%0,00
ISTANBUL Perşembe: 15°C/21°CCuma: 15°C/22°CCumartesi: 14°C/23°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

DE TIJD : TÜRKİYE, BAHÇEMİZDEKİ “BRİC”
05.07.2010 14:00

BRÜKSEL, 02/07(BYE)--- Tirajı 75 bin olan De Tijd gazetesinin 2 Temmuz 2010 tarihli sayısında, Roel Verrycken imzasıyla yukarıdaki başlık altında yer alan ve Ankara-İstanbul çıkışlı haberin çevirisi şöyledir:

Türk ekonomisi, 2010'un ilk üç ayı içinde, 2009'un aynı dönemine göre yüzde 11,7 büyüdü. Çin dışında G-20 içinde en büyük skor. Kriz içindeki Yunanlı komşusunun yanında, 10'larca yıl süren kötü yönetimden sonra Türkiye büyüyor ve AB'nin bahçesinde büyüyen mükemmel bir piyasaya dönüşüyor.

İstanbul'da İstiklal Caddesi'nde saat 21.00'de hâlâ insanlar var. Turist ve Türk karışımı halk, Batılı lokanta zincirlerinin ve kebapçıların arasında dolaşıyor. İstanbul ve Ankara'da daha belirgin olsa da burada Doğu ile Batı buluşuyor. Ülke, Avrupa ve Asya'daki konumu nedeniyle eşsiz bir yerde, kültürlerin kavşağında bulunduğunu söyleyebilir.

Uluslararası alanda Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Gül giderek kendilerini gösteriyorlar. Çok zor geçen yıllardan sonra Türk ekonomisi gelişiyor ve bu da ülkenin kendine güvenini artırıyor.

Yapı Kredi Bankasından Cevdet Akçay, "güçlü bir ekonomin olduğunda seni hesaba katıyorlar. Bu, çok gerekli" yorumunu yapıyor. Türk ekonomisi, uzun süre işlemeyen politikayı arkasında bırakmış. Türkiye de geçen yıl yaşanan krizden nasibini aldı ancak bunu kısa süreli ve çok güçlü yaşadı. 2009 yılı, GSYİH'nin yüzde 15 oranında düşmesiyle başladı, ancak son üç ayı yüzde 6'lık bir büyümeyle kapattı. Böylece geçen yıl G-20 içinde Türkiye'nin önünde sadece Çin vardı. Bu yılın ilk üç ayında Türkiye, yüzde 11,7'lik büyümeyle neredeyse yüzde 11,9 büyümeye varan Çin'e yaklaştı.

Akçay, "ilk kez Türkiye, bir krize normal bir ülke gibi tepki gösterdi. Paramız şöyle böyle istikrarlıydı ve Merkez Bankası akıllıca hareket etti. Geçmişte ekonomik kriz dönemleri kötü sonuçlanıyordu" diyor.

Son 20 yıl içinde istikrarsızlık hâkimdi. Parasal ve mali politika yüksek rakamlar gösterdi ancak arkasında büyük bir bütçe açığı ve kronik bir enflasyon vardı. 1985 ve 2000 yılları arasında tüketim yılda yüzde 62,5 oranında arttı. Kötü yönetim, yapısal dengesizlik ve Körfez savaşı gibi dış etkenler sorunu daha da kötüleştirdi.

Durum, 2001 yılında Türkiye'nin IMF kredileri karşılığında sıkı bir para politikası uygulamaya başlamasıyla değişti. IMF şartları, Türkiye'yi 2008 yılına kadar yeniden raylarına oturttu.

Son kriz geldiğinde, Türkiye'nin elinde mükemmel bir koz vardı. Daha önce yapılan reformlarla bankacılık sektörü kendini gösterdi. Akçay, "bundan 10 yıl önce bankacılık sektörümüz kötüydü ve borç durumu bekleyemezdi. Şimdi Batı, Türkiye'nin 2001 yılında yaşadığı sorunları yaşıyor. Bundan cesaret aldık ve kendine güvenen ülke cesaretli oluyor" diyor.

IMF'nin yardımı gerekli değil. Başbakan Erdoğan kıvançla ülkesinin IMF yardımı olmadan yaşayabileceğini açıkladı. IMF ile son müzakereleri durduran hükûmet "artık bastonsuz yürüyebiliriz" diyordu.

Türkiye, şimdi büyüme yılında. Haziran ayı başında Ankara ve İstanbul'a giden ekonomik bir heyete başkanlık eden Flaman Topluluğu Başbakanı Kris Peeters, (Türkiye hakkında) "bahçemizdeki BRİC (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin)" ülkesi" diyordu. 2006 yılında Dexia tarafından satın alınan Deniz Bank Yönetim Kurulu Üyesi Wouter Van Roste, Peeters ile aynı fikirde: "Türkiye'nin geleceği iyi." En büyük kozlarından biri şüphesiz, nüfusu ve nüfusun genç olması. Türkiye'nin nüfusu 72,5 milyon ve bunun yarısından fazlası 28 yaşından küçük. Van Roste, "bunların hepsi genç tüketici, ilk maaşlarını aldıklarında ilk büyük alışverişlerini yapıyorlar, bir ev ve bir araba. Bunların hepsi ödeniyor, Faiz oranları yıllar sonra ilk kez yüzde 10'un altında. Başka bir değişiklik ise yüksek kalifiye gençler artık geleceklerini yurt dışında aramıyorlar. Bankacılık sektöründe kalifiye olup da Londra veya New York'ta çalışan Türkler artık Türkiye'ye dönüyorlar" diyor.

Ancak bir sorun var. Türkiye gerçekten kalıcı bir büyüme istiyorsa yüzde 14 oranındaki işsizlik sorununa bir çözüm bulmak zorunda ve Türklerin de tasarruf yapması gerek. Akçay, "çok az tasarruf yapıyoruz" diyor. Gözlemcilerin Türkiye'ye dair iyimserliği tahminlerden kaynaklanıyor. OECD, 2011-2017 yıllarında GSMH'nin yüzde 6,7 oranında büyümesini öngörüyor, bu da OECD'nin en yüksek büyüme oranını teşkil ediyor. Akçay, "bu yıl için yüzde 6, gelecek yıl için yüzde 5 öngörebiliriz. Bu süre zarfında Türkiye küresel bir oyuncu olacak. Türkiye, Avrupa'nın Çin'i. Dünyanın buna alışması gerek" diyor.

Komşu Yunanistan'ın borç krizi Türk komşularını gölgeliyor. Ancak yatırımcılar, Yunanistan'ı kınadığı kadar Türkiye'yi seviyor. Geçen yıl Türk tahvilleri avro üzerinde yüzde 60 kazandırırken Yunan borsası yüzde 40 kaybediyordu.

En çok dikkati çeken ise piyasalarda yaşanan çalkantı oldu. Türkiye, yıllarca kötü yönetildi. Bundan 2 yıl önce yatırımcı, iki yıllığına Türk tahvilleri üzerinde yüzde 25 randıman istiyordu. Aşırı enflasyondan korkuluyordu. Yunan tahvilleri beklenen yüzde 5'ten 5 kat daha fazlaydı. Şimdi piyasalar Türkiye'yi daha güvenli buluyor. Ankara şimdi tahvilleri satmak için yüzde 8,9 öneriyor, Atina ise yüzde 10.

YORUMLARINIZ
Henüz bir yorum yapılmamış.
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.