(Defne Joy Foster evinde ölü bulundu!) Bu haberden sonra hiçbir haberi okumak istemedim, kalakaldım, ellerimi, ayaklarımı ama daha da önemlisi deliliğimi nereye koyacağımı bilemedim. Onun hiperaktifliğinin altında sinsi bir hastalığının olduğunu öğrendiğim için. Coşkusu, enerjisi, zıpırlığı hepsi yalanmış. Aslında o, içindeki şifalı termal su kaynağı ile fokurduyormuş. O su, hepimizi ferahlatan dereceye varıncaya kadar, onu yakıp kavuruyormuş. İçi yaşam ağlayanlardanmış Defne… Kısacık ömrünü koşarak hızlandırmaya çalışıyormuş meğer. Belki o süratlenirse Azrail ona yetişemez diye. Onun insanlarla sorunu olabileceğini katıldığı son yarışmada öğrendim, dansçı hocasıyla sürekli didişiyor olmasına şaşırdım," Belli ki annelik onu da olgunlaştırmış" dedim.. Ama bir astım hastası olduğu halde neden o kadar tempolu bir yarışmada bulunduğunun, sürekli son ikiye kaldığı için, performansının daha da üstüne çıkma telaşının ve başarısızlığı eğlenceye dönüştürme gayretinin çırpınışlarının sırrı ölümünde saklıymış meğer. O yarışmadan nefret ediyorum artık. Onun belki de içkiliyken aldığı astım ilacı yüzünden öldüğü ihtimaline karşı bile nefret ediyorum o yarışmadan. Çünkü reyting uğruna çiğnenen kriterler yüzünden, çünkü ölesiye, kıyasıya yarıştırıldıklarında o insanların kapasitelerini ne kadar zorlayabileceği hesap edilmediğinden….”NEFRET EDİYORUM”
Defne yok. Onun zekice verdiği cevaplar altında kimse ezilmeyecek artık. İnsanlar o, hop oturup hop kalkarken, kendileri ne kadar tembel, hareketsiz ve faydasız kalıyor hissiyle gıcık olmayacaklar ona. Artık onun koşarak tırmandığı dağlardan aşağıya bile bakamayacak kimse. Minik Kılıç Can’ı annesiz bırakan ölüm gerçeği bir kez daha geçecek insanların gözlerinin önünden. Ama yine de ahret için çalışmayacak beyinler ve bedenler….
Onun hanım hanımcık olmayışından çok ilham aldım zamanında. Bana “deli! zarif ol biraz” diyenlere “‘Defne’ gibi olmanın neresi kötü?” diyordum. Ama evet şimdi anlıyorum ki, Defne gibi olmanın her şeyi kötü. Onun gibi delirerek, çılgın davranarak, içindeki acıyı en fazla unutabiliyor ve hatta o acıyı unutarak bedenine zarar veriyor, ölümün yaklaştığını bile göremiyorsan, Defne gibi olmak feci!
Artık hayatın içine sığamayacak kadar dinamik olmamak gerektiğini düşünüyorum. Çünkü dünyanın acelesi yok, biz neden o olsun, bu olsun telaşına düşüyorsak? Trenden atlayıp da gideceğin yere koşarak daha çabuk varacağını düşünenlere örnek olsun Defne!
Pasifizm iyiye gitmez, durağanlık insanı geriye götürür ama seni ölümle kucaklaşmaya götüren bir deliliğe de lüzum yok. Bakın Yunus süresi ne diyor "O, içinde sakinleşesiniz diye geceyi sizin için yaratandır." O bizim gece yüzlümüz, sakinleşme zamanının geldiğini anlamış olmalı!
hulyaokur@haberx.com