Genel Kurul’da birçok konu öne çıktı. İki başkanın birbirine girmesi, M.Ali Aydınlar-Ali Koç gerginliği, Altay, Buca ve Konyaspor gibi takımların isyanı gibi… Ama en ilgi çekici olanı Demirören’in söyledikleriydi. Yıllar önce oynanmış bir A.Gücü maçını gündeme getirerek G.Saray’ı köşeye sıkıştırmaya çalışıyor Beşiktaş Başkanı. O günleri çok iyi bilmem. Maç şike miydi değil miydi derseniz küçücük bir fikir dahi beyan edemem. Ancak bir an için o maçın şike olduğunu kabul etsek bile bunun herhangi bir kıymet-i harbiyesi yok. Çünkü bu maçın şike olup olmaması Demirören’in sözlerini hiçbir şekilde haklı çıkarmıyor. Birkaç madde halinde daha net açıklayayım isterseniz.
Diyelim ki o maçta şike yapıldı. Peki, bu durum şu anki G.Saray Yönetimi’ni ne derece bağlar? Eğer yenilmiş bir halt varsa Ünal Aysal Yönetimi’nin bunda ne günahı var? Eğer bir şike varsa bunu Ünal Aysal Yönetimi mi yaptı ki, yıllar önceki bir olay boyunlarına yıkılmaya çalışılıyor?
Diyelim ki o maç köküne kadar pisliğe bulanmış bir orta oyunu. Peki, bu hal Ünal Aysal Yönetimi’nin sessiz kalmasını, yapılan bunca hukuksuzluğu, tapeleri görmezden gelip sineye çekmesini mi gerektirir?
Diyelim ki o maç şaibeli. Peki, Türk Takımlarına birkaç yıl Avrupa’dan men cezası geldiğinde bunun cezasını çekecek takımların bunda ne günahı var? O maçla uzaktan yakından ilgisi olmayan insanlar mı bunun hesabını verecek? Ya bu durumdan etkilenebilecek Milli Takım’ın bunda nasıl bir kabahati olabilir ki?
Diyelim ki o gün gözler önünde şike yapıldı. Peki, bu durum haklarının yendiğini savunan bir Bursa’yı bir Buca’yı milim ilgilendirir mi?
Her şeyden önemlisi yıllar önceki o A.Gücü maçı tamamen bir iddia! Kanıtlanmış hiçbir şey yok. Tıpkı Beşiktaş’ın A.Sebat ve Ç.Rize maçlarında ortaya atılan iddialar misali… Hele hele 100. yılda iddia olmaktan çıkmış bazı şeyleri saymıyorum bile… Hatırlarsanız yaptırır senin kardeşin Sinan’ın genel menajer olduğu dönem.
Bu sözleri Ali Koç, Nihat Özdemir gibi isimler Genel Kurul’a taşısa anlarım; ama bunu bir Beşiktaşlı yapıyor; üstelik Beşiktaş’ın 1 numarası.
ÖNCE SEN GÜVEN TAZELE
Yıldırım Demirören M.Ali Aydınlar’a güven tazele diyor. İyi diyor, hoş diyor da kendisi neden Beşiktaş Başkanlığı için güven tazeleme ihtiyacı duymuyor? Kaç kez seçim oldu daha ne olsun demeyin sakın. Seçimi kaybettiğim gün kulübe verdiğim paraları geri alırım diyerek girilen bir seçimde nasıl bir güven tazeleme olabilir ki? Demirören Aydınlar’a bu çağrıyı yapacağına önce kendisi güven tazelesin. Tabi paramı alıp giderim ha tehdidine başvurmadan… Bunca yıldır Beşiktaş’a büyük zararlar verdi Demirören. Ama nedense bırakıp gitmeyi tercih etmiyor bir türlü. Hani Çarşı hep “Yıldırım Demirören yeter!” Diye tempo tutuyor ya, bence değiştirmeli o sloganı Çarşı. “Yıldırım Demirören yetti!” olmalı yeni slogan. Gerçekten de yetti.
GENEL KURUL’DA BİR FİLOZOF
O kadar güzel konuşuyor, o kadar doğru tespitler yapıyor ki, konuşması hiç bitmesin saatlerce sürsün istiyorsunuz. Konuşan sanki bir teknik adam değil de bir bilge, bir filozof. Öylesi kritik noktalara dokunup birbirinden hayati öyle dersler veriyor ki benim bu kavga gürültüde, bu hır gürde ne işim var dedirtiyor. Uzakdoğu tecrübesi çok şey katmış Şenol Hoca’ya. Bir yanda Şenol Güneş’in akıl dolu, buram buram zeka kokan konuşmasına bakarak bu ülkede güzel şeyler de oluyormuş diyorsunuz; bir yandan da Demirören’in hiçbir iter tutar tarafı olmayan sözlerine bakıp karamsarlığa kapılıyorsunuz.
SOW OLAYI
Sow’un F.Bahçe’ye neler katacağını kestirebilmek güç. Güntekin Onay’ın Sow tespiti üzerinde durulması gereken ayrıntılar içeriyor. Ancak her ne olursa olsun F.Bahçe’nin bu durumdayken bile böylesi yüksek bütçeli, piyasası olan bir ismi transfer ediyor oluşu önemlidir. Sow’un çeşitli alternatifler arasında F.Bahçe’yi tercih ediyor oluşuysa F.Bahçe’nin ne denli önemli bir kulüp olduğunun göstergesidir. Normal bir dönem olsa tamam; ama bu belirsizlik ortamında bu transferi yapmak kolay iş değil.
enginkonca@gmail.com