Son Haberler
28.05.2012 Pazartesi 05:10
USD 1,7570 EUR 2,3630 EUR/USD 1,3449 IMKB100   59737/%0,00
ISTANBUL Perşembe: 15°C/21°CCuma: 15°C/22°CCumartesi: 14°C/23°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

"Demokrasilerde balans ayarı seçimle yapılır"
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ''Demokrasilerde balans ayarı topla, tüfekle, müdahaleyle, darbeyle yapılmaz. Sandıkla, seçimle yapılır'' dedi. 31.08.2010 23:26

AA - Bakan Arınç, Artuklu Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenlenen ''Anayasa Değişikliği'' konferansında yaptığı konuşmada, bir bakan ve milletvekili olarak anayasa değişikliğinin çok faydalı olduğuna ve arkasının da gelmesi gerektiğine inandığını söyledi.
     Arınç, mücadelelerinin demokrasi mücadelesi olduğunu, varlık sebeplerinin de demokrasi olduğunu kaydederek, şöyle konuştu:
     ''Parlamento varsa, hükümet varsa, muhalefet varsa demokrasi vardır diyebiliriz. Ancak bu demokrasinin güçlü olması lazım. Bir ülkede meclis ne kadar güçlü olursa demokrasi de o kadar güçlü olur.Biz artık ayrıcalıklığı, ayrımcılığı kendi içinde çifte standartları taşıyan sık sık parlamentosuna müdahale edilen ülke olmaktan çıkıyoruz.
     Darbe anayasasını ne kadar değiştirirseniz o kadar iyidir. Bizden önceki bütün hükümetler ihtiyaç olduğu dönemde, AK Parti zamanında da değişmiş. Allah yazısı bir anayasa değil, kul yapısı. İhtiyaç oluyor değişir. Bugün Avrupa ülkelerin pek çoğunda belediyeler bile sık sık referandum yapıyorlar. Bizde çok azdır. Ama keşke olsa. Çünkü demokratik bilinci artırmanın yolu da referandumdan geçer.''
     Arınç, farklılıkların zenginlik olarak kabul edilip, saygı gösterilmesi gerektiğini vurgulayarak, şöyle dedi:
     ''Bir bütünlük içerisinde yaşamayı ancak demokrasi içerisinde öngörebiliriz. Türkiye'de hiçbir zaman artık darbe olmamalıdır. Askerler kendi anayasal görevlerini ancak yapmalıdırlar. Yani yurt bağımsızlığının korunması, dış müdahalelere karşı güvenlik tedbirlerinin alınması...
     Bir siyasetçi gibi her gün her yerde konuşurken görmek, her konuda fikir ifade etmek veya düşüncesini söylemek, hatta zaman zaman kaş kaldırmak, surat asmak hiçbir demokratik ülkede askerin yapacağı iş değil. Türkiye bu konuda çok acı deneyimler geçirdi.
     27 Mayıs bunlardan bir tanesi. 1980 darbesi, 12 mart 1970 muhtırası ondan sonraki muhtıralar, 28 şubat süreçleri vesaire... Bunlar demokrasiyi kesintiye uğratmışlar Türkiye'de. Ve halk her zaman bunlardan şikayetçi olmuştur.''
     Bakan Arınç, Türkiye'nin 1980'lerde toplumsal olaylarda çok acılar çektiğini, bunlardan kurtulmanın yolunun tam demokrasiyi kurmak olduğunu söyledi.
     ''Eğer demokrasi ve hukuk olmasa o ülkede faili meçhul cinayetler olur'' diyen Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:
     ''O ülkede işkence olur, o ülkede insanlar isyan ederler 'Ben kendimi ifade edemiyorum' diye. Hatta çok daha radikal kararlar alır dağa çıkarlar. Yani insanların suç işleme meylini artıracak haksızlıklar yaparsanız; mesela bir ülkede zamanı geldiğinde o da 1980 ihtilalinin hemen arkasıdır. 'Artık kimse Kürtçe konuşmayacak. Kütçe konuşmak suçtur' derseniz çok yanlış bir şey yaparsanız. Kendini Kürt olarak tanımlayan ve bundan iftihar eden insanlarımız var.Ana dilde konuşmayı kimse yasaklayamaz. Radyoyu yasaklamamalı, televizyonu yasaklamamalı, kitaplar, tiyatrolar vesaireler hepsi olmalı. Herkes kendi dilini öğrenmeli. Bunun yolu açılmalı.
     Bugün terörden hepimiz şikayet ediyoruz. Terör sadece bir sonuçtur. Terörü inceldiğimiz zaman orada kendi kökenini, kendi etnik kimliğini ifade etmemek var, kendi toprağında ekonomik geri kalmışlık var, işkence görmek, haksızlık yapılmak var, zulüm karışında kalmak var. Terör en kötü bir hastalıktır, ona giden yolları keseceksiniz. Önemli olan bataklığı kurutmaktır. Terörle mücadele etmenin yolu da ekonomik geri kalmışlıktan tutunuz kimlik haklarına, ifade özgürlüğüne kadar sosyal alandaki geri kalmışlığa kadar maddi anlamdaki fakirliğe kadar pek çok şeyi yok etmektir. Bizim demokratik açılım değdiğimiz projemiz içinde de bu vardır. Temelde prensibimiz teröre yol açan sebepleri ortadan kaldırmaktır.''
     Anayasa değişikliği ile Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) kararları ile meslekten atılanlara yargı yolu açtıklarını söyleyen Arınç, bunun en son örneğinin Şemdinli Davası olduğunu söyledi.
     Arınç, bu davayla ilgili Van Cumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya'nın bir iddianame tanzim ettiğini hatırlattı.
     Dönemin Genelkurmay Başkanının isminin iddianamede geçtiğini ve bu nedenle Genelkurmay Başkanının şikayetçi olduğunu dile getiren Arınç, şöyle konuştu:
     ''Ve aniden mesleğinden atıldı. Bundan sonra atılmayacak. Ferhatlar bu sebepten artık atılmayacak. Neden? Çünkü onlara savunma ve dava hakkı getiriyoruz. Haklı sebepler varsa atabileceksiniz. Aynı şeyi Yüksek Askeri Şura karalarına da getirdik. YAŞ kararları ile ordudan ilişiği kesilen subaylar vardı. Ama günün birinde sorgusuz ve sualsiz Türk Silahlı Kuvvetleri'nden atıldığını duydular. 'Suçum nedir, bana söyleyin ben madalyalı askerim' dediler. Söylemediler sadece 'attık' dediler. Ama sonra bir şeyler hissetmeye başladılar. Çünkü birileri onlara dedi ki; 'Senin eşinin başı örtülü de o yüzden seni attılar. Sen evinde namaz kılıyormuşsun onu tespit ettiler. Lojmanda senin dayın seni ziyarete gelmiş bir karış da sakalı varmış seni o zaman fişlemişler'. Bunları ben uydurmuyorum. Bunları çevrenize baktığınız zaman çoğunuz duymuş olmanız lazım.
     O zaman ben diyorum ki 'Ey Silahlı Kuvvetler sen disiplinli bir kurumsun, senin içinde disiplinsizliklere asla müsaade etme. Ama atacağın insanı ne ile suçlayacağını bil ve ona yargı yolunu açık tut'. Elbette çok edepsizlikler, hırsızlıklar, haraç alanlar, rüşvet alanlar bulunabilir. Bunun gibi niceleri olabilir. Her meslekte olabilir.
     Baş örtülü olmak, evinde Kur'an okumak, amcasının dayısının sakalı ile gelmesi lojmanlara girip girememesi, teğmen oğlu evleniyorken başörtülü annenin sokakta oğluna ağlayarak bakması... Manisa'da olduğu için söylüyorum. Yemin törenine gelen kadınlardan 40 yaşından yukarı olanlar içeri alındı. 40 yaşından aşağı olan gençlere 'Siz germezsiniz' denildi. Böyle bir tasnif Afrika'nın yamyamlarında bile yok. Böyle bir rezalet olabilir mi? Ne kadar üzüntü verici hadisedir. Nedir yani 40 yaşın altı, 40 yaşın üstü. Neyi mazur göreceksin. Ondan sonra hizaya dizdikleri kadınları 'Onu öyle yapma, böyle yap, onu şöyle yap'. Bunlar çok ayıp şeyler, çok yakışıksız şeyler. İşte bu anayasayı bu yakışıksız işleri düzeltmek için değiştiriyoruz. İşin altında bu vardır.''
     Darbeci ve cuntacıların nerede yargılanacaklarına ilişkin tartışmaya anayasa değişikliği ile son noktayı koyacaklarını da kaydeden Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:
     ''Sivil yargıda yargılanacaklar. Hiç kimse kendine kurtarılmış bölge yapmayacak, hangi suçu işlerse işlesin, şüphesiz askeri mahkemeler, sadece asker kişilerin askerlikle ilgili suçlarına bakacak. Onun dışında rütbesi ne olursa olsun sivil mahkemeler, darbe suçlularını 'balyoz' suçlularını, 'kafeslere' bilmem nelere yetkili olacak. Karmaşayı önlüyoruz. Siz, darbeden yana olmadığınıza göre, siz cuntalardan yana olmadığınıza göre, niye şikayet ediyorsunuz? Bu değişiklikten hangi yaranız var ki gocunuyorsunuz? Türkiye'de tam demokrasi istemiyor musunuz yoksa? Dünyanın her yerinde tek yargı vardır. Sadece bizde çift yargı var. Hiçbir demokratik ülkede iki yargı olmaz. Tek yargı olur. Onun için biz sivil yargıyı esas alan yeni bir anayasa değişikliği yapıyoruz.''
     Arınç, ''Türkiye'de demokrasinin önünü açamazsanız yargıçlar iktidarına razı olmanız gerekir'' diyerek, yüksek yargının, verdiği kararlarla hükümete adım attırmadığını söyledi.
     Arınç, darbenin üzerinden 30 yıl geçmesine rağmen geçici 15. maddenin hala anayasada var olduğunu belirterek, şunları söyledi:
     ''Ve onu inşallah bir 12 Eylül yıl dönümünde 30 sene sonra kazıyacağız. Ve artık darbe yapanlar, kahraman gibi görülmeyecek, alkışlanmayacak, aklından böyle bir şey geçirmeyecek. Keşke biz bunu daha önce yapabilseydik. Ama nice hükümetler geldi geYunanistan'da albaylar cuntası devrildikten sonra hepsi cezaevlerinde kaldılar. En son, en yaşlısı geçtiğimiz günlerde cezaevinde vefat etti.
     Darbecileri yargılayan mahkum eden ülkeler, AB ile demokrasi ile tanıştılar. Darbecileri yargılamayan, mahkum edemeyen, darbenin izini anayasasında yaşatma utancından kurtulamayan bizim gibi ülkeler de aradan 50 sene geçti AB'ye giremedi.''

YORUMLARINIZ
dudu şebket - 31.08.2010 23:29
TEK SÖZ ATIP TUTMA SANA İNANAN BAKIRKÖY YAKIŞIR.YALNIZ SANA DİĞER AKPLİLERE DEĞİL
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.
1