VİYANA, 28/07(BYE)--- Tirajı günde 112 bin olan sol eğilimli Der Standard gazetesinin 26 Temmuz 2010 tarihli sayısında, Gerfried Sperl imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan yorumun çevirisi şöyledir:
Pazartesi günü bir Salzburg Festivali daha açıldı. Süddeutsche Zeitung'un cuma günkü sayısının birinci sayfasında yayımlanan yazının biraz laubali başlığı "Türkler Salzburg Önlerinde" şeklindeydi.
Viyana önlerine geldikleri 1683'ten farkı, (O dönemde Polonya Kralı Sobieski, Papalık altınlarıyla bizi Osmanlılardan kurtarmıştı) başlarında şimdi Ahmet Kocabıyık'ın bulunması. Kocabıyık, İstanbul'da bir iş adamı, Mozart ve Beethoven hayranı, yani bir İslamcı değil, aksine güçlü bir biçimde Avrupa eğilimli.
Esasen Süddeutsche gazetesi, Türkiye ile ilgili konulara oldukça geniş yer vermiş. Üçüncü sayfada, eski şehrin tahrip edilmesini engellemeyi amaçlayan bir halk girişiminden söz eden bir metin yayımlanmış. "Panorama" köşesinde de İstanbul turistlerinin Avrupai yansımalarına yıllardır aşina oldukları Türk tatlıları tanıtılıyor. (Mesela milchreis, Türkçesi fırın sütlaç)
Türkiye'nin AB üyeliğinin ateşli aleyhtarları, kendilerini giderek daha huzursuz hissetmeli. Türkler, Avusturya'nın turizminin ve yemek sektörünün zaten değişmez aktörleri. Şimdi üstüne bir de saygın festivali kuşatıyorlar.
Bu yakınlaşma, Avrupa Kültür Başkentlerinin seçiminde de kendini gösteriyor. 2010 yılı için üç kültür başkentinden ikisinin neden İstanbul ve Pecs olduğu, Macaristan'ın güneyindeki bu şehir ziyaret edildiğinde anlaşılıyor.
Viyana'da öteden beri "Doğu'nun, Rennweg Caddesi'nde başladığı" söylenir. Hâlbuki Doğu aslında, bir zamanlar Türklerin Orta Avrupa'daki en büyük camisinin bulunduğu yerde, şimdi bir Roma Katolik Kilisesinin yükseldiği, Almanca adı Fünfkirchen olan Pecs'de başlar. Bu, bir çevirme hareketi. Konstantinopolis'te 15. asrın ortalarında, Doğu Roma'nın Türklerce fethinden sonra, Türkler Ayasofya'yı camiye çevirmişlerdi.
Günümüzde 150 binlik nüfusunun içinde yalnızca 60 Müslüman'ın bulunduğu Pecs şehrinin çok eski ve tek camisinin bakımı itinayla yapılıyor. Yaşı oldukça ilerlemiş, 300 kişinin oluşturduğu Yahudi cemaatine mabet olarak hizmet veren sinagog da aynı şekilde ayakta.
Peki ya Türkiye'nin AB üyeliğine karşı olmadık bahaneler...
Osmanlı'nın yayılma arzusu mu? Almanya, 1950'li yıllarda Türkiye ile işgücü ithali konusunda anlaşma bile yapmıştı. Bugünkü problem kendi hataları, bizde de öyle.
Coğrafi açıdan, Türkiye'nin Avrupa'ya ait olmadığı söyleniyor. Buna verilecek cevap: 1) Kısmen Avrupa'nın dışında. 2) Bir de net bir şekilde Avrupa'da bulunan ve Türk seçkinlerini de ilgilendiren kültür coğrafyası vardır. 3) Türkiye bir İslam devleti mi? Hayır, Türkiye büyük çoğunluğu Müslüman olan nüfusa sahip bir devlet. Anayasası Batı tarzında.
Neue Zürcher Zeitung'un 25 Haziran sayısında İsrailli tarihçi Dan Diner, şu anda mahvolmuş hâldeki Türkiye-İsrail ilişkilerinde yeni bir sayfa açılmasını ve Türkiye rolünün değerinin yükseltilmesini savunduğu bir yazı yazdı. Hatta Türkiye'nin Gazze'nin kontrolünü üstlenmesi gerektiğini ifade etti.
İstikbali olan bir öneri. Çünkü AB üyesi bir Türkiye, siyasette ve kültürde Avrupa'nın jokeri olabilir.