BERLİN, 01/09(BYE)--- Tirajı günde 138.930 olan liberal eğilimli Der Tagesspiegel gazetesinin 30 Ağustos 2010 tarihli internet sayfasında, Susanne Güsten imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan yazının çevirisi şöyledir:
--Kıbrıs'ın Yeniden Birleşmesi İçin Türkler ile Rumlar Arasında 2008'de Başlayan Görüşmeler Devam Ediyor. Ankara, AB Adaylığı Nedeniyle Hızla Çözüm Sağlanmasını İstiyor--
Milliyetçi Derviş Eroğlu'na, nisan ayında Kıbrıslı Türklerin Halk Grup Başkanı seçildiğinde, 2008'de Rumlarla başlatılan Ada'nın yeniden birleşmesine ilişkin görüşmeleri devam ettirmeye istekli olup olmadığı sorusu yöneltilmişti. Sonuçta Eroğlu, seçim kampanyasında bu görüşmelerin hedefi konusunda, yani Rumlar ile Türkler tarafından ortak bir federal devlet kurulacağından büyük şüphe duyduğunu dile getirmişti. Ancak, Eroğlu, görüşmelere istekli olup olmadığı şeklindeki soruyu, Kıbrıslı Rumların Cumhurbaşkanı Dimitris Hristofyas ile çok çabuk bir şekilde görüşme girişiminde bulunarak yanıtladı. Hatta Eroğlu, yaz tatili nedeniyle ara verildikten sonra salı günü (dün) devam edecek olan görüşmeler öncesinde, yıl sonuna dek çözüm bulunabileceği olasılığından bile söz etti. Gözlemciler, sertlik yanlısı Eroğlu'nun gerçekten uzlaşı için çaba harcadığından yola çıkıyorlar ki bunda en başta garantör güç Ankara'nın baskısı etkili olsa gerek.
Kıbrıs'taki Rumlar ve Türkler yarım yüzyıldan bu yana kavgalı. İki halk grubu arasında Ada'nın İngiltere tarafından bağımsız bırakılmasından sonra 1960 yılında başlayan kanlı çatışmalar, yine 60'lı yıllarda bugün hâlâ Ada'da konuşlanmakta olan BM Barış Birliğinin gönderilmesine neden olmuştu. Radikal Rumların Temmuz 1974'de gerçekleştirdiği darbenin ardından Türk ordusu Ada'nın kuzeyinin üçte birini işgal etmişti. O dönemden beri Ada bölünmüş durumda. BM'nin yeniden birleşme önerisi altı yıl önce Ada Cumhuriyetindeki Rumların "hayır" demesi yüzünden başarısızlıkla sonuçlanmış ancak Kıbrıs buna rağmen AB'ye alınmıştı. Kuzeydeki Türk kesimi uluslararası alanda izole olmuş durumda ve sadece Ankara'nın mali desteğiyle hayatta.
Ankara'nın Kıbrıs'ta olabildiğince çabuk çözüm istemesinin nedenlerinden biri de bu. Eroğlu'nun danışmanlarından Türk kökenli SPD'li politikacı Ozan Ceyhun gazetemize yaptığı açıklamada, "Türkiye'den para gelmeden hiçbir şey yürümez." diyor. "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti" (KKTC) iflasın eşiğinde ve Ankara, bu dipsiz fıçıdan bıkmış durumda. Türklere göre, bundan daha önemlisi Kıbrıs'ta çözümsüzlük olması hâlinde bunun kendi adaylığını olumsuz etkilemesi beklenen sonuçları. Kıbrıs konusu daha şimdiden Türklerin Brüksel'deki çok sayıda müzakere alanını bloke ediyor. Ankara'daki diplomatlar yıl sonuna kadar hareketlilik yaşanmadığı takdirde, Türklerin katılım müzakerelerinin tamamen durmasından endişe ediyor.
Bu da Eroğlu'nun baskı altında olduğu anlamına geliyor. Kendisi bu yüzden televizyonda yaptığı bir konuşmada hızla uzlaşı sağlanmasını hedeflediğini söyledi. "40 yıldan beri müzakere ediyoruz. Bütün argümanları ve pozisyonları dile getirdik." diyen Eroğlu, "Önemli olan siyasi iradedir, iki taraf da bu iradeyi gösterecek olursa yıl sonuna kadar uzlaşabileceğimizi düşünüyoruz. Ben, kendi adıma bunun için elimden gelen her şeyi yapacağım." ifadesini kullandı.
BM de, kendi himayesi altında gerçekleşen bitmez tükenmez gözüken müzakereleri artık görmek istemiyor. BM Genel Sekreteri Ban Ki-Mun da, Güvenlik Konseyi için hazırladığı son raporunda, yıl sonuna dek uzlaşı sağlanmak zorunda olduğunu yazdı. Ceyhun'a göre, Türk tarafında gerekli ve zor olan tavizlerin verilmesinin kabul edilmesini, sadece Eroğlu gibi bir şahin başarabilir.
Kıbrıs Rum basını ise Türk tarafını yıl sonuna kadar uzlaşı sağlanması için sadece formalite icabı çaba harcadığı, bu sürecin sonunda adanın nihai olarak bölünmesini gündeme getireceği suçlamasında bulunuyor. Ceyhun, bunun haklı bir endişe olduğunu söylüyor ve ekliyor: "Rumların yerinde olsam bunu ciddiye alırdım."
Zira, görüşmelerin nihai olarak başarısızlıkla sonuçlanması hâlinde Ankara'da, Kuzey Kıbrıs için Tayvan örneğinde bir bağımsız gelecek düşünülüyor: Uluslararası alanda tanınmayan ancak dünya ile ticaret ve değiş tokuş sayesinde ayakta durabilen bir devlet. Türk diplomatları, Türk tarafının uzlaşıya istekli olduğunun görülmesine rağmen uzlaşmanın Kıbrıslı Rumların tutumundan dolayı yeniden başarısızlıkla sonuçlanması hâlinde, uluslararası toplumun böyle bir modeli taşıyabileceğinden yola çıkıyorlar.Ancak Türkiye, Brüksel'deki sorunlarından bu durumda da kurtulamayacak.
Her şey şimdi başlayacak olan müzakere turlarının gidişatına bağlı olacak. Bu gidişat en başta BM'nin kasım ayındaki Kıbrıs raporunu da etkileyecek. BM daha şimdiden bunun rutin bir rapor olmayacağını ve –Ada'dan BM temsilcisinin geri çekilmesine kadar uzanabilecek- sonuçları olacağını duyurdu.