BERLİN, 16/07(BYE)--- Tirajı günde 138 bin 930 olan liberal eğilimli Der Tagesspiegel gazetesinin 16 Temmuz 2010 tarihli internet sayfasında Thomas Seibert imzasıyla ve yukardaki başlık altında yayımlanan yazının çevirisi şöyledir:
--Geçen Yıl İran'daki Tartışmalı Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinden Bu yana, Binlerce Rejim Karşıtı Komşu Ülke Türkiye'ye Kaçtı. Aykırı Görüştekilerin Çoğu Yaşadıkları Sorunlardan Yakınıyor ve Türk Toprakları Üzerinde de Kendilerini Takip Eden Ve Kısmen Tehdit Eden İran İstihbaratının Ajanlarını Şikayet Ediyorlar--
Türkiye'nin Orta Anadolu'daki Niğde şehrinin, yabancı istihbarat için otomatikman büyük önem taşıyan bir kent olduğu söylenemese de, Kapadokya ile Akdeniz arasındaki kentte son dönemde ara sıra komşu ülke İran'dan gelen ajanlar gözleniyor. Bu ajanlar, bir süreden beri Niğde'de yaşayan İranlı bir gruba ilgi duyuyorlar. Bunlar, özellikle geçtiğimiz yıl yapılan tartışmalı Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra ülkelerinden Türkiye'ye kaçan sığınmacılar.
Binlerce İranlı rejim karşıtı Tahran hükümetinin baskısı yüzünden Türkiye'ye kaçtı ve burada daha iyi bir gelecek umut ediyor. İçlerinden çoğu, yaşam koşulları ve İranlı ajanların baskısından şikayetçi. Ancak, Türk ve İran hükümetleri arasında bir sorun yok. Gözlemciler, Ankara ve Tahran'ın son dönemde güçlü bir iyileşme gözlenen ilişkilerinin aykırı görüştekiler yüzünden olumsuz etkilenmesini istemediklerini söylüyorlar.
--Sığınmacılar Arasında Öncelikle Üniversite Öğrencileri ve Gazeteciler Bulunuyor--
Niğde'deki İranlılarla ilgilenen, Sığınmacı ve Göçmenlerle Dayanışma Derneğinden Recep Korkut, sadece geçtiğimiz yılki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden beri Tahran'dan Türkiye'ye gelen rejim karşıtlarının sayısının 3000-4000 civarında olduğunu söylüyor. Korkut, sığınmacılar arasında öncelikle üniversite öğrencilerinin ve gazetecilerin bulunduğunu, İran istihbaratı ajanlarının da bu yüzden Niğde'de görüldüğünü söylüyor. Korkut'a göre ajanlar "onları takip ediyorlar."
Hatta bazı İranlı sığınmacılar, İranlı ajanlar tarafından tehdit edildiklerini anlatmışlar. İçlerinden biri kısa bir süre önce, yabancı bir muhabirle mülakat yaptıktan sonra üç adamın kendisinin boğazına bıçak dayadığını anlatmıştı.
İranlılar Niğde ve Orta Anadolu'nun diğer kentlerinde gönüllü olarak yaşamıyorlar. Türk yasaları Avrupa ülkeleri dışından gelen sığınmacılar için iltica hakkı tanımadığından, yaklaşık 6000 İranlı Türkiye'de BM Mülteci Yardım Kuruluşu UNHCR'e başvurmak zorundalar. BM temsilcileri onları siyasi ilticacı olarak tanıyabiliyor. Ancak bunun ön koşulu, İranlıların kendilerini kabul edecek üçüncü bir ülke bulmaları.
--Sadece Müsamaha Ediliyorlar--
Ancak iltica başvurusunun kabul edilmesi üç yıl kadar sürebiliyor. Bu süre içinde İranlılara Türk hükûmeti tarafından sadece müsamaha ediliyor, daha fazlasına izin verilmiyor. Çalışma izni verilmeyen İranlılar, Niğde gibi kendilerine gösterilen yerlerde kalıp düzenli olarak polise bildirim yapmak zorundalar. Çoğu, geçimini sağlamak için kaçak çalışıyor.
İranlılar siyaseten çok ender faaller. Geçtiğimiz hafta içlerinden bazıları Ankara'daki İran Büyükelçiliği önünde gösteri yaptı ve ülkelerindeki tüm siyasi tutukluların serbest bırakılmalarını talep etti. Ancak, Türk Dışişleri Bakanlığı tarafından, bu olaylar yüzünden iki hükûmet arasında gerilim yaşanmadığı, İran'ın mültecilerin geri gönderilmesi için baskı yapmadığı söyleniyor.
Türk makamları geri göndermeyi buna rağmen denediler. Strasbourg'daki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Türkiye'yi, mağdurları İran'da ağır baskılar ve kısmen ölüm cezaları tehdit ettiği gerekçesiyle bu tür tehcirler konusunda defalarca uyardı. Türkiye, Avrupa Konseyi üyesi olarak Strasbourg'un kararlarına bağlı.
--Hükümetler Arasında İyi İlişkiler--
Ankara'daki TÜRKSAM adındaki siyasi enstitünün başkanı Sinan Oğan, Ankara ile Tahran'ın, bu konunun ilişkilerini olumsuz etkilememesi için büyük çaba harcadıklarını ve "buna alıştıklarını" söylüyor.
Geçtiğimiz yıllarda iki ülke arasındaki ilişkiler giderek iyileşti. Türkiye, İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad'ın geçen yılki tartışmalı seçim zaferini tanıyan ilk ülkelerden biriydi. Haziran ayında ise Türkiye, BM Güvenlik Kurulu'nda Tahran'ın nükleer programıyla bağlantılı olarak İran hakkında alınan yeni yaptırım kararını veto etti.
Türklerin İran politikasının arkasında, nükleer anlaşmazlık gibi sorunlarda etkili olabilmek için Tahran'la iyi işleyen ilişkilerin şart olduğu düşüncesi yatıyor. Uluslararası alanda daha güçlü bir şekilde izole edilmemesi için İran'ın Türkiye'ye ihtiyacı var. Rejim karşıtları yüzünden kavga etmek bu tabloya uymazdı.
"Ara sıra İranlılar rejim karşıtlarının tutuklanmasını talep ediyorlar, ancak bu sadece formalite" diye konuşan Oğan'a göre Tahran, Türkiye'nin bu talepleri yerine getirmesini beklemiyor. Zira İran, Türkiye'nin uluslararası anlaşmaları ihlal etmeden rejim karşıtlarını iade edemeyeceğini biliyor. Oğan, diğer yandan Türkiye'nin de, İranlı aykırı görüştekilerin Türk topraklarında rejim karşıtı eylemler gerçekleştirmemeleri için dikkatli davrandığını söylüyor.