DERİN DEVLET ŞÜPHESİ
Türkiye’de aklı selim sahibi ve ülke meselelerini yakından izleyen hemen herkes, birbirine soruyor, nereye gidiyoruz, neler oluyor?.. Baş döndürücü gelişmeler peş peşe geliyor…
Malum kaset olayı…
Kılıçdaroğlu’nun kısa süre içerisinde genel başkanlığa getirilmesi…
İsrail’in “Mavi Marmara” gemisine saldırması ve günahsız insanları öldürmesi…
PKK’nın askerlerimize İskenderun’da roketatarla saldırması ve 6 şehit vermemiz vs.
Bütün bunlar, haliyle akla ne oluyoruz, nereye gidiyoruz sorusunu getiriyor haklı olarak…
Ancak her şeye karşın, İsrail’in yaptığı çirkin saldırı konusunda, zaman ucuz kahramanlık yapma zamanı değil.
Her zaman olduğu gibi konunun hallinde şimdi de akılcılık ön planda olmalıdır. Sadece esip gürleyerek ve hamasetle bir yerlere varılabildiğini tarih pek yazmamıştır.
Çözüm, diplomasi deki maharettedir!..
***
Siyasete ve ülke meselelerine duyarlı, yaşını başını almış bir tanıdığımız, karşılıklı yaptığımız sohbet sırasında aynen şunları söyledi;
“Sizler bu ülkede derin devlet deyince, önce orduyu, sonra polisi, daha sonra da üst bürokratları anlıyorsunuz ve derin devletin bu üç kanaldan yapılandığını düşünüyorsunuz, öyle değil mi?”
“Bilmem belki öyledir” dedik…
“Oysa gerçek hiç de bildiğiniz gibi değil… Bu ülkenin derin devleti ‘din olgusu’ üzerine oturtulmuştur. Derin devlet; tarikatlardır, şeyhlerdir, müritlerdir ve siyaseten dini istismar edenleridir… Bundan kimsenin kuşkusu olmasın….”
Ve devam etti:
“AKP’nin bugünlerde ki gerçek amacının ne olduğunu biliyor musunuz? “
“Nedir?” Dedik.
Anlatımına devam etti…
“Neden birdenbire iktidar olarak bir Kürt meselesi ve açılımı ortaya attılar?.. Çünkü iktidar konumuyla ülkenin (cumhuriyet) rejimini ve gidişatını değiştirecek önemli ve ciddi bir adımlar atmanın plânındalar… Gerçek niyetleri bu…
Peki bu atılacak adım nasıl bir adım?..
Yeni çıkarılacak anayasaya dikkat çekeriz!..
Neden AKP olarak acilen büyük bir özlemle yeni bir anayasa çıkarmak istiyorlar biliyor musunuz ?”
Ve ara vermeden anlatımına devam etti;
“Öncelikli hedefleri Türk Silahlı Kuvvetlerini pasifize etmek ve etkisiz hale getirmek… Önde gelen en önemli hedefleri bu!.. Orduyu etkisiz hale getirdikten sonra da, gerçek hedeflerine ulaşmakta hiçbir ciddi engel kalmıyor…
Bu nedenle öncelikli olarak yapacakları, daha doğrusu yapmak istedikleri; Anayasamızın değiştirilemez ilk 4-5 maddesini, bir şekilde izole etmek, sonra da rahatça emelleri doğrultusunda yollarına devam etmek…”
***
Tanıdığımızın söyledikleri pek de sürpriz sayılacak ve bilmediğimiz daha doğrusu tahmin etmediğimiz açıklamalar ve değerlendirmeler niteliğinde değildi…
Biz de biliyor ve inanıyoruz ki; AKP’nin yegane amacı; iktidar olarak paçayı kaptırdıkları emperyalist güç ABD’nin ve öbür “emperyalist akbabalar” ın istekleri doğrultusunda; ülkeyi ılımlı İslâm modeline oturtmak…
Kısaca Türkiye coğrafyası üzerinde bir din devleti oluşturmak, sonra da çeşitli taktiklerle bölgede kesin egemenliği sağlamak…
***
Sevgili okurlar…
Lütfen şunu içtenlikle ve tarafsız biçimde kabul edin.
İtikadı, inancı, felsefesi, ideolojisi, dünya görüşü ne olursa olsun; şu bir gerçek ki; yeryüzü parçası üzerinde adına insan denilen her canlının ilk ve yegane hedefi; önce kendisini ve ailesini, bu dünyada en iyi koşullarda ve müreffeh biçimde yaşatmaktır…
Bu amaç doğrultusunda, ne yapılması gerekiyorsa onu gözünü kırpmadan yapar… Tıynetine uyuyorsa, çalacak mı çalar!.. Soyacak mı soyar!.. Dini istismar mı edecek rahatlıkla eder!... Maddi çıkarları için ikiyüzlülük ve döneklik mi yapacak, rahatlıkla yapar!...
Çünkü gerçek amacı; dünya denilen yeryüzü parçası üzerinde keyifli, sıkıntısız, dünya nimetlerine kavuşmuş olarak rahat ve varsıl yaşamaktır…
Ulusal basın olmaktan uzak, ülke matbuatını görmüyor musunuz? Büyük maddi çıkar ve rantlar uğruna girmedikleri kılık kalmıyor… Yeter ki iktidarlardan nemalansınlar, gerisi önemli değil…
Kısaca… AKP, kendi devri iktidarında, Türk basınında bir zamanlar medya olarak kendilerini aslan kaplan gören büyük yayın organlarını kuzulaştırıp, morfin yemiş zavallı aslanlara döndürdü…
Bunu hepimiz görüyor, ibret ve üzüntüyle izliyoruz…
Ve hayretler içinde kalıyoruz!
BURHAN ÖZBEY