Derin Ergenekon Yarığı...
Bir türeyiş destanıdır, Ergenekon...
Yok olmamaya direnmek demektir, özünde...
Yeniden dirilişin en büyük nişanesidir, soyu Türk’e değenlerin yahut tarihi ayırmadan inceleyenlerin...
600’lerde, zihni durmuşluk ve öngörüsüzlük yüzünden kaybedilen toprakların geri alınmasını...
Gözü karalık hasebiyle, düşüncesizce yapılan harekatların bir daha tekrarlanmamasını...
Bileğine, gövdesine aşırı güvenin yarattığı zafer sarhoşluğunun zinhar tekerrürünü; simgeler aslında Ergenekon...
Ama ondan önce...
Savaş alanında onlarca değişik milletin, kılıçla yenemeyeceğini anladığı bir kavmi türlü entrikalarla nasıl da; sarp dağlar arasında, adına sonradan Ergenekon diyecekleri yarığı açmaya mecbur kıldığını anlatır...
Ders alınmalıdır, şüphesiz...
Son nefesleri sayılırken, atını, avradını, silahını alıp; başı eğik, dik yamaçlar arasında, umutsuzluk içinde, yolunu bulmaya çalışan yenik insanların halini söyler, çok uzun yıllardan bir destan olarak...
Hiç unutulmamalıdır...
Tarihin uçsuz bucaksız mezarlığına duasız, törensiz gömülmek üzereyken; yeniden filizlenip, derin kökler salan koca bir ağacın, güçlü dallara kavuşmasını, yaşlı gözlerle nağmeler, nesil nesil türeyenlerine...
Ölmek, gömülmek ne, yok olmak ne, doğmak, filizlenmek ne, derin kökler salmak ne, bugün ve yarın dikkatle işlenmelidir akıllara, kalplere, yapılan konuşmalara, atılan adımlara, gözü kapalı nutuklara...
Büyüyüp, sığamadıkları, koca koca ağaçlar, güçlü kuvvetli, akıllı adamlar oldukları için, bir Bozkurt’un velayetinde çıktı Türkler Ergenekon’dan yine 600’lerde...
Sonra büyüdüler hem de çok büyüdüler... Nerede o sıkıştıkları dağlar, nerede uçsuz bucaksız ovalar...
Bugünün Veli’si ve Veli’sine tabii bozkurtlara gelince...
Salt Ergenekon ruhunu canlı tutma gayretindeyseler ne ala... Allah başımızdan eksik etmesin...
Ancak Ergenekon sanıyla; katakulliler, fitne fücur ve kanlı ellerle, verimli ovalar kapatmak peşindeyseler, Allah fırsat vermesin...
Geldikleri yoldan, dönüşleri olmadığı için sığındılarsa destanların en güzeli Ergenekon’a, yazıklar olsun!..
Allah bu büyük milleti, hiç bir vakit Ergenekon yarıklarına muhtaç bırakmasın; zira her zaman o kadar şanslı olunmayabilir...
Ve bir de ufak not:
Tan ağardığında zafer sarhoşuydu Göktürk kavmi sakinleri ve o ara yediler büyük baskını, ardından vurdular kendilerini dağa taşa...
Ne ilginçtir ki; o destana tek başlarına sahip çıkanlar da, tan ağarırken yediler koca baskını...
Umarım dağa taşa çıkmazlar...
Çünkü bu şartlarda oralarda çok daha tehlikeli olurlar...