Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.
İlköğretimde yabancı dile çok önem verilmesi gerektiğini düşünenlerdenim. Bunun için de derslerin yetkin ve özverili eğitmenler tarafından verilmesi gerekiyor. Gerçekten o yaştaki çocuğu oyalayarak değil, eğlendirerek ve yabancı dili sevdirerek öğretmek çok önemli. Çocuğa bu yabancı dil aşısı o yaşta yapılırsa hem ileride zorluk çekmeyecek ve çocuğun geleceğini şekillendirecek hem de çocuk hangi mesleği seçerse seçsin kariyerinde ve mesleğinde yabancı dilin ne kadar pozitif bir katma değer sağladığını görecektir. Ayrıca diğer insanlar arasında onu ne kadar farklı kılacağını da anlayacaktır.
Dershaneye giden çocukların ‘’Dershanedeki İngilizce öğretmenimiz daha güzel anlatıyor ve orada eğleniyoruz, çok güzel şeyler öğreniyoruz.’’ demeleri velileri sevindirmiyor aslında; çünkü okuldan çıkarken aynı mutluluğu yüzlerinde görmüyorlar. Peki neden ilköğretimde aynı yöntemler uygulanmıyor? Dershanedeki öğretmen de, okuldaki öğretmen değil mi? Aynı husus lise öğretmenleri için de geçerli tabi. Neden öğrenci dershaneye muhtaç bırakılıyor ve rant sistemine hizmet ediliyor? Aynı dersi okulda öğretmen neden etkin şekilde anlatmıyor ve neden Üniversite sınavına yönelik strateji ve püf noktalar verilmiyor? Lise son sınıfa gelen öğrencilerin geneli tam olarak hangi bölümü tercih edeceğini bilmiyorlar, rehberlik hizmetinin olmadığı ortada. O halde Üniversitede Psikoloji ve Rehberlik okuyanlar neden liselerde görevlendirilmiyor? Dershanedeki rehber eğitmenler ile mi olacak bu iş sadece? Bu durumda Milli Eğitim Bakanlığı’na ne gerek var o zaman? Bütün çocuklar sadece dershaneye gitsin, nasıl olsa bir yılda tüm lisede anlatılan konular dershanede gayet güzel anlatılabilir. Sadece dershaneler kalsın, okullara ne gerek var o zaman? İşte bütün bu sorular sistemin ne kadar çarpık olduğunu gösteriyor. Ne veliler ne öğrenciler memnun, ama bu çarpık sisteme mahkum edilmiş durumdalar!
Avrupa’da Üniversite sınavlarına hazırlık dershaneleri yok, en azından Fransa’da böyle bir rant sistemi yok. Avrupa’nın gelişmiş ülkelerinde üniversite sınavı test değil çünkü test sistemi pedagojik bulunmuyor ve muhakeme gücünü zayıflattığı düşünülüyor. Hatta Üniversite sınavında bazı derslerde sözlü sınav bile yapıyorlar, sınav komisyonu isterse öğrenciye tahtaya problemi yazdırıyor ve nasıl çözdüğünü tahtada anlatmasını istiyor, vereceği notun katsayısına göre öğrenci Üniversite sınavında gerekli barajı aşarsa tercih ettiği bölümlere yerleşme şansını elde ediyor.
Yurt dışına giden Milli Eğitim Bakanlığı ve YÖK yetkilileri bunları görmüyor mu, incelemiyor mu? Bilmemeleri ve görmemeleri imkansız. Yıllardır hantal yapı devam ettiği için ve gelişme olmadığı için MEB ve YÖK yetkililerinin sadece turistik amaçlı yurt dışına gittiklerini düşünüyorum. Umuyorum yeni Milli Eğitim Bakanı ve YÖK Başkanı yeni yaklaşımları hayata geçirir. Bu yeni projeler hayata geçilirken tabiki altyapı çalışmaları da en kısa sürede yapılmalı. Türkiye daha güzel hizmetleri hak ediyor.
Aykut Yavuz
Eski öğretim görevlisi
email: aykutyav@hotmail.com