<!-- /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 {size:595.3pt 841.9pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} -->
Devlet Bahçeli neden etkin değil?
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli kişilik olarak genellikle iyi meziyetlere sahip bir siyaset adamı… Dürüst, yüreği vatan sevgisiyle dolu bir insan… Genel başkanlık döneminde, MHP’de ki geçmişin aşırılıklarını, vurdulu kırdılı sokak aksiyonlarını kaldırmada ciddi başarılar sağladığı yadsınamaz…
Özellikle dürüstlüğünün gösteriş ve şova dayalı, dostlar alışverişte görsün türünden olmadığını, ülke meselelerini ve siyaseti yakından izleyenlerin gayet iyi bildiğini düşünüyoruz…
Hiç kuşkusuz milliyetçilik, Türklük ve üniter devlet hassasiyetini duyarlı biçimde yüreğinde taşıyan ve kamuoyuna yansıtan bir parti lideri olduğu tartışılmaz… Tabi ki temsil ettiği kitlenin de; ayni duyguları taşıyarak, onun izinden ödünsüz biçimde gittiğini söylememize gerek yok.
MHP’nin referandum sürecinde AKP ile ortak tutum takınmaması, “evet” karar ve desteğinden uzak kalmış olması, Türkiye adına büyük şans sayılmalıdır..
Zira AKP ve MHP işbirliğiyle; 12 Eylül’de çıkacak “evet” sonucu, ülke adına büyük talihsizlik olurdu… O nedenle MHP’nin referandumda “hayır” tarafında olması, umuda gidilen yolda, yürek ferahlatıcı bir sonuç yaratmıştır.
CHP, MHP, DP ve diğer kimi partilerin ortak güç oluşturması; “hayır oylarının umut verecek biçimde artmakta olduğu gerçeğini ortaya koymuştur…
Referandum tarihine kadar, AKP tarafından vatandaşın akılını çelecek yeni bir siyasi oyun ve aktivite ortaya konmazsa; gidişat “hayır”ların fazla çıkacağı yönünde görünüyor…
Gelelim asıl meseleye…
Sayın Bahçeli’nin başlangıçta belirttiğimiz olumlu yönlerine karşın, referandum sürecinde eksik kaldığı yönü; şahsından beklenen etkinliği tatmin eder biçimde ortaya koyamaması…
Referanduma üç hafta kala kendisini henüz meydanlarda, miting alanlarında göremeyen halkın bir bölümü soruyor:
“Sayın Bahçeli nerede? Niçin çıkıp meydanlara diğer liderler gibi gereken etkinliği göstermiyor ya da gösteremiyor?..”
Sorunun yanıtı çokça insanın zihninde var…
Devlet Bahçeli fizik olarak sürekli asık yüzlü görünen bir siyasetçi…
Aslında yumuşak ve nazik bir yapıya sahip olmasına karşın; karşısındakilere sinirli ve ürküntü verici bir çehre ile bir görüntü vermesi, şahsı adına ne yazık ki olumsuz bir tablo…
Yüksek sesle konuşurken, sesinin çatallaşması ve anlaşılamaz duruma gelmesi ayrı bir talihsizliği…
Kulislerde ve kamuoyunda zaman zaman dile getirilen bir iddia doğrulanır mı der siniz? Devlet Bahçeli gidecek, Oktay Vural genel başkan olacak…
Belagatı güçlü ve daha dinamik görünen Vural’ın böyle bir şansı olabilir mi?
Tabi bunlar şimdilik varsayım:..
Süreç işlerken şimdilik acil ve önemli olan asıl konu; MHP adına Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin hiç olmazsa son haftalarda yukarda sayılan eksikliğini vakit yitirmeksizin gidermesi ve yüz metre startına girmiş bir atletin azim ve enerjisiyle meydanları “hayır” sesleriyle inletmesidir!
Ana muhalefet lideri Kemal Kılıçdaroğlu, yılların genel başkanı gibi dikkat çeken ve halkta beğeni kazanan bir performans sergilerken, Sayın Bahçeli’nin bu yönde yetersizlikler içinde olması, sebep ne olursa olsun ve makul ve haklı görülemez…
12 Eylül 2010’da yapılacak referandum, 2011 yılında yapılacak genel seçimin provası ve tatbiki son çalışmasıdır… Dolayısıyla tüm partilerin ve tabi ki MHP’nin olaya böyle bakması gerekir.
“Söyleminize gerek yok biz bunu bilmiyor muyuz” biçiminde reddeden düşünce ve yaklaşım ortaya koymadan; alınganlığı bir kenara bakıp MHP olarak ne yaptığınıza bakmanız gerekir!..
Sonuç olarak:
Bu satırların kaleme alındığı saatlerde olay kitabın yazarı Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, NTV televizyonunda, kitabı ve kitabından öte yaşanmış ve yaşanması olası gerçekleri dile getiriyordu.
“Haliçte Yaşayan Simonlar – Dün Devlet Bugün Cemaat” kitabında değindiği konular, kimse yadsıyamaz ki; bugün ülkenin pek çok önemli kurumunun bir cemaat tarafından nasıl işgal edildiğini açıkça gözler önüne seriyor…
AKP iktidarı Fethullah Gülen cemaatine karşı ne tür yaptırım içinde olabilecek, önümüzdeki süreçte göreceğiz… Eğer olayın üzerine gereken ehemmiyete gitmezse, bunun hesabını ilerde mutlaka verecektir. Bundan kimsenin şüphesi olmasın!..
Yazımıza son verirken; ülkede tez elden iktidar değişikliği olmazsa, beş on yıl içerisinde yaşanmış pek çok vahim olayın ortaya çıkarılması ve ülkenin nefes alabilmesinin olanaklı olmadığının önemle altını çizmek istiyoruz..
Böyle bir süreçte, hâlâ gerçekleri göremeyen, bana dokunmayan yılan bin yaşasın diye kafasını kuma sokmakta direnenler; layık oldukları yönetimin kendilerine bahşedeceği faşizm estiren “çileli hayata” katlanmalarında şikayet hakkına sahip olamazlar…
BURHAN ÖZBEY