VİYANA, 04/08(BYE)--- Tirajı günde 114 bin olan liberal sağ eğilimli Die Presse gazetesinin 1 Ağustos 2010 tarihli sayısında, Thomas Seifert ve Duygu Özkan imzalarıyla, yukarıdaki başlık altında yayımlanan yazının çevirisi şöyledir:
--Patlayan Ekonomi, Bölgesel Lider Güce Yükseliş ve Şehirdeki Orta Tabakanın
Yaratıcı Enerjisinin Serbest Bırakılması, Ülkeyi Avrupa İçin de Kazanılmaya Çalışılan
Bir Ortak Hâline Getirdi--
Beyoğlu'nda bir çay bahçesinden diğerine... Boğaz üzerindeki iki köprüden birinde, intihara eğilimli taksi şoförleriyle trafikte bekliyoruz. Dinlediğimiz Türkçe pop müzik, namaza davet eden fakat yine de sokaklardaki günahkâr hareketliliği durduramayan müezzin tarafından bölünüyor. Burası İstanbul; Karaköy'den Kadıköy'e, asil semt Bebek'ten Gaziosmanpaşa'nın kenar mahallelerine kadar...
Boğaz'da atmosfer hareketli. Üstelik yalnızca orada değil. Anadolu'da, Karadeniz ve Marmara kıyılarında gelişme yaşanıyor.
Avrupa Birliği ülkelerinin krizden dolayı güçsüzleştikleri bir dönemde Türkiye, bu sene yüzde 6'nın da üzerinde bir ekonomik büyüme umabilir. Sadece geçen hafta içinde İngiltere Başbakanı David Cameron'un, Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westervelle ve Fransız mevkidaşı Bernard Kouchner'in Türkiye'ye gelişlerinin sebebi de büyük ihtimalle budur. Ekonomik canlılık öz güveni artırıyor. Avusturya'nın İstanbul ve Marmara Bölgesi Ticaret Delegesi Marco Garcia, "İç piyasa mükemmel ilerliyor, Irak'a yapılan ihracat 5.8 milyar dolar, İran'a yapılan ihracat 10 milyar dolar, Azerbaycan ve Suudi Arabistan ile yapılan ihracat da arttı." dedi. Gerçi, Türkiye de küresel ekonomik krizden etkilendi ama bu durum çok kısa sürdü. 2001'de yaşanan banka krizinden dersler çıkarılmıştı. Türk bankaları eski risksiz mevduat ve kredi verme oyunuyla yetindiler ve krizden yara almadan çıktılar.
--Saçları Ağaran Avrupa İçin Umut--
Türk bankacılar da bundan dolayı bugünlerde dertsiz bir şekilde yaşamakta. Bank Austria'nın ana şirketi Unicredit'in de hisse sahibi olduğu Yapı Kredi Bankasının kalıpların dışında kalan baş ekonomisti Cevdet Akçay'ın ofisi, İstanbul'un finans merkezi Levent'teki cansız cam kulelerinden birinin üst katında bulunuyor. Güzel bir elbisenin içinde kravatlı birini göreceğini umanlar hayal kırıklığına uğruyor. Akçay, gömlek ve kazak giyiyor. Kendisi Türkiye'nin başarı hikâyesinden emin. Akçay, sadece demografinin dahi Türkiye için iyi bir argüman olacağını düşünüyor ve 72 milyon Türk'ün yarısından fazlasının 30 yaşından küçük olduğunu ve böylelikle saçları ağaran Avrupa için bir umut ışığı olduğunu dile getiriyor. Akçay, "Türkiye, AB üyeleri Bulgaristan, Romanya veya Macaristan'dan daha cazip bir ekonomi merkezi." diyor ve yükselen ekonomik güçle Türkiye'nin siyasi etkisinin de geliştiğini ve bunun da yine ekonomik gelişime olumlu yansıdığını sözlerine ekliyor.
Hükûmet bu süreci hızlandırmaya çalışıyor; Türkiye kendini bölgesel lider güç olarak tanıtıyor. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu "komşularla sıfır sorun" kuralını koydu. Erdoğan, İsrail'e şartsız bağlılıktan vazgeçtiğinden bu yana Arap dünyasının sevgilisi artık İran'ın tuhaf Devlet Başkanı Mahmut Ahmedinejat değil Erdoğan'dır. Erdoğan, 2009 yılının Ocak ayında Davos'taki Dünya Ekonomi Forumu'nda İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'le Gazze'ye ilişkin giriştiği tartışmada kalkıp gitmişti. İstanbul, iki ay önce Gazze'ye giden insani yardım yüklü Türk gemisinin saldırıya uğramasının ve 9 Türk vatandaşının ölmesinin ardından Kudüs'le olan diplomatik ilişkileri kesmekle tehdit etmişti.
Fakat Türkiye, son zamanlarda Arap dünyasında uydu anteninden beslenen, dikkate değer "yumuşak bir güce" sahip. İstanbul, düzenli olarak Körfez ülkelerinden gelen turistlerin akınına uğruyor. Arap turistler Kuveyt, Katar, Suudi Arabistan ve Emirliklerde son derece başarılı olan Türk dizilerinde olayların geçtiği mekânları yoğun şekilde ziyaret ediyorlar.
--Komşularla Sıfır Sorun--
Türk diplomatları, daha "ciddi" ilişkilerde de görevlerini yerine getiriyorlar. Türkiye daha bundan on yıl önce savaşın eşiğine geldiği Suriye'yle ilişkilerini sansasyonel bir biçimde düzeltti, Yunanlılar için vize mecburiyetini kaldırdı ve hatta can düşmanı Ermenistan'la bile barışmayı denedi. Fakat her iki taraftaki sertlik yanlıları, Davutoğlu'nun planlarını şimdilik suya düşürdüler.
Kürtlerle barışma konusunda da kritik bir noktaya gelindi: Radikal Kürt örgütü PKK, ölüm kalım mücadelesi veriyor ve can havliyle etrafına vahşice saldırıyor. Geçen altı ay içinde pusuya düşürülen 59 Türk askeri hayatını kaybetti, PKK'nın haziran sonunda İstanbul'da düzenlediği bombalı saldırıda 6 kişi öldü. Militan Kürtlerin terörü tatil beldelerine taşıma tehdidi, Bodrum ve Antalya yöresinde paniğe neden oldu.
Eleştirici "Radikal" gazetesinin dış haberler şefi, 41 yaşındaki Ceyda Karan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın hükûmetteki Adalet ve Kalkınma Partisine (AK Parti) dost değil. Dahası, portföyünde "Radikal"in de bulunduğu Doğan Yayın Holding Başbakan Erdoğan'a karşı açıkça düşman. Ama o güzel konuşan, ele avuca sığmaz sarışın Karan, AK Partinin dış politika stratejisine sonuna kadar katıldığını şu sözlerle itiraf etmek zorunda kalıyor: "Bütün komşularıyla kavgalı bir Türkiye, tahammül edilebilir değil." Karan, her ne kadar Davutoğlu bazı noktalarda, en azından şimdilik ilerleyemeyecekmiş gibi görünse de "cinin şişeden çıktığını", Yunanistan ve Ermenistan'la ilişkilerin bir daha asla eski zamanlardaki kötü seviyesine düşmeyeceğini söylüyor.
Ceyda Karan'a AK Partinin otoritesini sorduğumuzda, hemen kendisinin de şaşırdığını belirtiyor. Yapı Kredinin baş ekonomisti Cevdet Akçay da daha öncesinde buna benzer bir şey söylemişti: "Türkiye de sol sağ oldu, İslamcı muhafazakârlar çoğu zaman sözde ilericilerden daha modernler."
--Televizyon Vasıtasıyla Gelen Güç: Körfez
Arapları Türk Dizilerine Bayılıyorlar--
Harward Üniversitesinde ders verdikten sonra İstanbul'a yeni dönen, Avrupa İstikrar Girişiminin (ESI) Avusturyalı Türkiye uzmanı Gerald Knaus, AK Partiyi eleştiren felaket tellallarının dehşet senaryolarının gerçekleşmediğini doğruluyor.
Knaus, kendilerini devletin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün fikirlerine bağlı hisseden kent soyluların korku psikozuna girdiklerini ve karamsarlıklarını "İstanbul Tahranlaşacak." sözleriyle dile getirdiklerini belirtiyor. Kemalistlerin, Erdoğan'ın seküler devletin koruyucu kalkanı olan laikliği ortadan kaldıracağı, İslami etkinin devlet işlerine egemen olacağı ve Atatürk'ün mirasına ihanet edileceği uyarısında bulunduklarını hatırlatıyor.
Öte yandan, yaşananların bir normalleşme süreci olduğunu dile getiren Radikal yazarı Ceyda Karan, bu gelişmenin sonunda, şimdiye kadar her şeye hükmeden askerlerin eski nüfuzunu yitirecekleri ve -Karan'ın "yaşlı muhafızlar" diye tabir ettiği- nüfuzlu Kemalistlerin ülkede artık ipleri ellerinde tutmayacağı bir Türkiye'nin ortaya çıkabileceğini söylüyor.
--Yaratıcı Patlama--
Dört bir yanda modernleşmenin, dinamizmin, köşe bucak her taraftan fışkıran yaratıcılığın işaretleri görülebiliyor. "Autoban" adlı tasarım stüdyosu İstanbul'un merkezindeki Beyoğlu'nda. 34 yaşındaki Seyhan Özdemir ve Sefer Çağlar, bu tasarım şirketinin iki ortağı. İkili, şirketlerini yedi yıl önce kurmuş. Ev eşyaları veya komple iç mimari projeler tasarlıyorlar. En son, İstanbul'un seçkin semtlerinden Nişantaşı'nda "The House Hotel" adlı otelin iç donanımını tasarlamışlar. Avusturya'da yaşayan ve hava yolu şirketlerine yemek hizmeti veren Türk iş adamı Atilla Doğudan'ın personel eğitimi için kullandığı İstanbul bürosunda da katkıları var. Yaptıkları iş nedeniyle Seyhan Özdemir en son Hong Kong, Madrid ve St. Petersburg'a gitmiş. Oralarda çeşitli projeler üzerinde çalışıyorlar. Özdemir muammalı bir ifadeyle "Belki yakında Viyana'da Atilla Doğudan'la birlikte çalışma fırsatı doğar." diye konuştu.
Özdemir, yaratıcı patlamanın on yıldan kısa bir süre önce İstanbul'da başladığını anlatıyor. "2002'ye kadar Kürt sorunu, ekonomi gibi kendi dertlerimizle uğraşıyorduk." diyen Özdemir, sonra yavaş yavaş açılımın başladığını söylüyor ve ekliyor: "Biz Türklerin düşünce tarzı o dönemden sonra değişti. Gerçi kriz bizi de yakaladı ama üç ay sonra o kötü hava dağıldı. Haydi devam, krize vaktimiz yok." Bu sözler, Özdemir'in kendisi için de geçerli; sayısız projesi var ve bundan sonrası için modern desenlerle halı tasarlamayı düşünüyor.
--Ağır İlerleyen Eğitim Reformu--
James Hakan Dedeoğlu, toplumun itici gücü olan genç jenerasyondan. Eşi Aylin Güngör'le birlikte yaşam tarzı dergisi "Bant"ı hayata geçirmiş. Gitarist olarak konser vereceği alternatif müzik kulübü "Peyote"nin terasında oturuyoruz. Dedeoğlu, "Geçen on yılda Avrupa'ya ve dünyaya daha çok yaklaştık. Kendimize güvenimiz geldi. Ayrıca Batı'nın, burada neler olduğunu merak ettiğini düşünüyorum." diyor.
Bugün 22-23 yaşlarında olan gelecek neslin büyük gelişme kaydedecek bir kuşak olacağını belirten Dedeoğlu, "30'lu yaşlardaki bizim jenerasyonun hâlâ kendine güvensizliği var." diyor.
--Sorun Gençlerin İşsizliği--
Elbette ki eğitim sisteminde reformların ağır ilerlemesi ve araştırma-geliştirme alanlarında yatırımın azlığı, hesapların alt üst olmasına yol açabilir. Yaklaşık 5 milyonu 15-24 yaş aralığında olan Türk gençlerinin yüzde 40'ı ne bir iş sahibi ne de eğitim almakta. Gençlerin işsizliği genele oranlandığında yüzde 20'yi buluyor. Bütün yaş aralıklarıyla kıyaslandığında, gençlerin işsizliği diğer oranların iki katına ulaşmış oluyor.
Şimdi hükûmet, buna karşı önlem almaya çalışıyor. Vergi kolaylığı sağlanan araştırma parklarının yabancı yatırımcıları çekmesi bekleniyor. Otomobil motoru üreten Avusturya merkezli AVL-List şirketi, ülkeye gelen ve TÜBİTAK'ın İstanbul'un 65 km. güneydoğusundaki Gebze'de bulunan yüksek teknoloji parkında bir araştırma ofisi açan şirketlerden biri. AVL-List'in Türkiye direktörü Umut Genç, Türkiye'de yenileme kültürünün yerleşmesinin biraz daha zaman alacağını belirtiyor ve ekliyor: "Yine de şu anda ülkeyi üst seviyeye taşıma yönündeki çabalar sürüyor."