VİYANA, 10/08(BYE)--- Tirajı günde 114 bin olan liberal sağ eğilimli Die Presse gazetesinin 10 Ağustos 2010 tarihli sayısında, Jan Keetman imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan, İstanbul çıkışlı haber-yorumun çevirisi şöyledir:
--Gerçi Başbakan, Hükûmet Karşıtı Bir Kişinin Kara Kuvvetleri Komutanı Olmasını Engelledi Fakat Gerçek Anlamda Sözünü Geçiremedi--
Türk ordusundaki önemli görevlere yapılacak atamalar ve nihayetinde devlet bünyesinde Türk ordusunun mu yoksa Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın İslami muhafazakâr hükûmetinin mi daha fazla otoritesi olacağı konusunda askerle çok sert bir tartışma yaşandı.
Artık hükûmet bir haftadan daha uzun süren kavgada ancak kısmî bir zafer elde edebildi. Gerçi hükûmet karşıtı olduğu düşünülen bir general Kara Kuvvetleri Komutanlığına atanmadı, fakat yeni Kara Kuvvetleri Komutanı da Erdoğan'ın hiç de arzuladığı bir aday değil.
Hükûmet partisi yaklaşık sekiz gün önce ordunun zirvesindekileri kıskaca aldığında, Ankara'da bunaltıcı ağustos sıcakları yaşanıyordu. 15 yüksek general ve amiral atamaya ilişkin önerilerini içeren listelerini sunmuşlar, fakat Erdoğan'ın cephesinden gelen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül bu önerileri imzalamayı reddetmişti.
Generallerin arkasından sürpriz bir şekilde başka bir güç daha ortaya çıktı: Zekeriya Öz, ordunun darbe planı iddialarına ilişkin soruşturmayı yürüten ve özel yetkilerle donatılmış savcıdır. Öz, atamalarla ilgili görüşmeler başlamadan hemen önce, aralarında 28 muvazzaf ve emekli generalin bulunduğu 101 subay hakkında tutuklama kararı çıkarmıştı.
Birkaç gün sonra bir mahkeme bu kararı kaldırdı. Hâkimlerin düşüncesine göre, davalıların mahkemeye gelmeleri için basit bir davet de aynı şekilde yeterli olacaktı. Bu arada Zekeriya Öz, 1. Ordu Komutanı Hasan Iğsız'ı mahkemeye çağırmıştı, fakat bu davet tam da Genelkurmay Başkanının Hasan Iğsız'ı Kara Kuvvetleri Komutanı olarak önereceği sırada gerçekleşti.
--Erbakan'ın Düşmanına Atama--
Hükûmet, Hasan Iğsız'ın ordu içindeki en etkili hükûmet aleyhtarı olduğunu düşünüyor. General Iğsız, bazı internet sayfalarının hükûmet aleyhinde yaptığı propagandadan sorumlu tutuluyor. Fakat generaller artık hırçınlaştılar. Hasan Iğsız'ın alternatifi olarak düşünülen bir general, kendisine sunulan atamaya sevineceğine emekliliğini istedi. Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ başka bir öneri yapmaktan kaçındı. İki taraf da birbirlerini bloke ediyorlardı.
Sonunda tıkanıklık aşıldı ve Erdoğan, hükûmetinin ordudan gelen her öneriyi onaylamadığını gururla açıkladı. Böylelikle bir zamanlar her şeye gücü yeten generallerin otorite kaybı gözler önüne serildi. Fakat Erdoğan bu sonuçtan çok da memnun olmamalı, zira yeni Kara Kuvvetleri Komutanı Erdal Ceylanoğlu Erdoğan'ın hiç de istediği bir aday değil.
Ceylanoğlu 1997 yılının şubat ayında tanklarını Ankara'nın Sincan ilçesinden geçirtti. Bu olaydan kısa süre önce İslamcı Başbakan Necmettin Erbakan'ın taraftarları, İran Büyükelçisinin katıldığı "Kudüs Gecesi" adı altında bir eğlence düzenlemişlerdi. Bu, İsrail karşıtı bir organizasyondu ama aynı zamanda Türkiye'de İslam hukukunun yeniden yürürlüğe girmesinin propagandasını yapıyordu. Ceylanoğlu'nun tankları ise hükûmeti zor duruma düşürmüştü.
Birkaç ay sonra Erbakan, ordunun sürekli tekrarladığı tehditlerin ardından istifa etmişti. Erbakan'ın devrilmesi gerçi Erdoğan'a uzun vadede iktidar yolunu açtı ama Sincan olayı, ne Erdoğan'ın partisinin çekirdek kadrosu ne de bizzat Erdoğan tarafından bağışlandı.
Erdoğan, orduyla arasındaki ihtilafı sonlandırmak için Ceylanoğlu'nun atanmasını kabul etmek zorunda kaldı.