BERLİN, 01/09(BYE)--- Tirajı günde 56.800 olan sol eğilimli Die Tageszeitung'un 1 Eylül 2010 tarihli sayısında, Jürgen Gottschlich imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan yazının çevirisi şöyledir:
--Türk Seçmeni 12 Eylül'de Yapılacak Referandumda Devlet Düzeniyle İlgili Bir Reformu Karara Bağlayacak. Oylamayı Bir Güç Denemesi Olarak Gören Hükûmet ve Muhalefet, Kıyasıya Mücadele Ediyor--
"Evet dersen Recep Bey'i, hayır dersen ülkeyi kurtaracaksın." Muhalefet lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun 100 bini aşkın taraftarı İstanbul'da, yakında yapılacak anayasa referandumunda hayır oyu verilmesini teşvik etmek için bu slogan altında toplandı. Ağustos sonunda İstanbul'da yapılan büyük miting, 12 Eylül'de seçmenin oylamasına sunulacak olan anayasa reformunu durdurmak amacıyla muhalefet tarafından gerçekleştirilen kampanyanın doruk noktasını oluşturdu.
Muhalefet partisi CHP'nin liderliğini birkaç ay önce üstlenen Kılıçdaroğlu için bu oylama, gelecek genel seçimlerde Hükûmet Başkanı Recep Tayyip Erdoğan karşısında üst düzey bir politikacı olarak bir şansı olup olmadığının belirleneceği ilk dayanıklılık sınavı mahiyetinde.
Erdoğan'ın mitinglerindeki ifadesiyle Kemal Bey, İstanbul'daki konuşmasında anayasa değişikliğinin detaylarıyla vakit kaybetmedi. Bunun yerine hükûmet liderinin villaları için parayı nereden bulduğunu bilmek istedi. Erdoğan, sekiz yıldır Başbakan olmasına rağmen kendisini hâlâ halk adamı olarak lanse etmekten hoşlandığı için Kılıçdaroğlu mikrofondan, "Eğer Erdoğan sizlerden biri olduğunu iddia ediyorsa, nasıl oluyor da sizler yoksulken, kendisi dolar milyarderi oluyor?" sorusunu yöneltti. Kalabalığın bu sözler üzerine coşması, muhalefet liderinin insanları etkileme gücüne sahip olduğunu kanıtlıyor.
Ancak Erdoğan da her gün gerçekleştirdiği referandum yanlısı kampanyalarında oldukça sert ifadeler kullanıyor. Başbakana göre referandum, Türkiye'de demokratik dönemin yeni bir başlangıcı. Türkiye'nin Avrupa İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Egemen Bağış, Erdoğan ve hükûmetinin, muhalefetin "hayır" kesimi hakkında ne düşündüklerini şu sözlerle ifade ediyor: "Anayasa değişikliğine evet demeyen ya deli ya da vatan hainidir."
Bunu geçen günlerde sanayiciler birliği TÜSİAD da hissetti. TÜSİAD tarafından oylamaya taraf olunmadığının açıklanması üzerine Erdoğan, Birliğin yönetim kurulu üyelerini, "Bugün bitaraf olan, yarın bertaraf olur." sözleriyle tehdit etti. Son kamuoyu yoklamalarına göre, "evet"çiler çok az bir farkla önde gitseler de "evet"çiler ile "hayır"cılar hâlâ neredeyse eşit durumda.
Referandumla ilgili gerginlik, ülkeyi yeniden laik kesim ile İslami temele dayalı AK Parti hükûmeti olmak üzere iki cepheye ayırmış bulunuyor. AK Parti, denenmiş yöntem doğrultusunda ülkedeki yoksullara yardım malzemesi dağıtmak suretiyle destek toplamaya çalışıyor. Bu bağlamda en tuhaf sahne 45 derece sıcakta kömür dağıtılan Gaziantep'te yaşandı.
--Anayasa Reformunda Hâlâ Birçok Eksik Var--
Ombudsmanlığın yürürlüğe konulması veya kendi geleceğini belirleme hakkının genişletilmesiyle çocuk haklarının belirlenmesi gibi tartışmasız konuların dışında anayasa reformu genelde yargıyla ilgili değişiklikleri kapsıyor. Askerî mahkemelerin yetkileri kısıtlanıyor, 1980 yılında darbe yapanların dokunulmazlıkları kaldırılıyor ve ordu mensuplarının sivil mahkemeler önünde yargılanmalarının önü açılıyor. Anayasa Mahkemesi ve HSYK yeniden yapılandırılıyor. Sonuç itibarıyla Meclis ve hükûmetin yüksek mahkemeler üzerindeki nüfuzu artıyor. Diğer noktalara ise dokunulmuyor. Partiler gelecekte de Anayasa'nın koruması altında olmadan kolayca yasaklanabilecek. Meclise girmek için gerekli olan yüzde 10'luk baraj düşürülmüyor. Azınlık hakları güçlendirilmiyor.