BERLİN, 13/07(BYE)--- Tirajı günde 256 bin 185 olan muhafazakar sağ eğilimli Die Welt gazetesinin 13 Temmuz 2010 tarihli sayısında, Peter Münch imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan Tel Aviv çıkışlı yazının çevirisi şöyledir:
--Gazze Yardım Filosuna Karşı Kanlı Müdahaleye Eleştiri--
İsrail ordusu tarafından oluşturulan bir araştırma komisyonu, Gazze yardım filosuna müdahalede "oldukça üst seviyede" hata yapılmış olmasını kınadı. Emekli Tümgeneral Giora Eiland tarafından perşembe günü kısmen açıklanan 150 sayfalık raporda, askerlerin operasyonda hazırlıksız bir şekilde şiddet eğilimli eylemcilerle karşılaştıklarına yer verilirken, doğru durum tespiti yapılmadığı için yanlış yöntem kullanıldığından söz edildi. 31 Mayıs tarihinde yardım malzemeleriyle yüklü Mavi Marmara adlı gemiye düzenlenen baskında, dokuz Türk eylemci İsrail ordusu tarafından öldürülmüştü.
Raporda somut olarak istihbarat birimlerinin ihmalinden söz ediliyor. Bilgilerin yetersiz, kısmen de yanlış olduğu saptamasında bulunuluyor ve bu bağlamda ordu ile yurt dışı istihbaratı Mossad arasında daha iyi iş birliği yapılması gerektiği uyarısı yapılıyor. Medyada yer alan haberlere göre, gemiye saldırma yöntemi de eleştiriliyor ve operasyona katılan asker sayısının az oluşundan söz ediliyor. Operasyona katılan askerlerin anlaşıldığı kadarıyla boya fışkırtan silahlara güvendiği, ancak helikopterlerden inen bazı askerlerin derhal eylemcilerin ellerine düştüğü ve rehine alma olayının, ordunun ölüme sebebiyet veren silah kullanma hakkını meşru kıldığına yer verilen raporda komisyon, operasyona katılan askerlere yönelik suçlamada bulunmuyor, hatta hızlı reaksiyon gösterdikleri için askerleri övüyor.
Raporun yaptırım etkisi olması beklenmiyor, zira Eiland, sorumlu komutanları doğrudan ve isimleriyle suçlamaktan kaçınıyor. İsrail medyasında, Eiland'ın bu şekilde, kendisini komisyonun başına geçiren İsrail ordu yönetiminin beklentilerini karşıladığı spekülasyonları yapılıyor.
Ancak bu raporla olayın araştırılması işi sona ermiyor. BM İnsan Hakları Komisyonu da tıpkı Gazze savaşından sonra olduğu gibi bir komisyon oluşturdu. Geçtiğimiz hafta resmen göreve başlayan komisyonun başında Uluslararası Ceza Mahkemesi eski Başkanı Kanadalı Philippe Kirsch bulunuyor. Ancak bu komisyon Kudüs tarafından görmezden geliniyor ve ABD tarafından da reddediliyor. Yine de İsrail hükûmeti, dünya genelinde yapılan uluslararası bir komisyon kurulması yönündeki çağrılar nedeniyle bir de sivil soruşturma komisyonu oluşturdu. Bu komisyonun başına eski hakim Jacob Turkel getirildi. Ayrıca komisyonda aralarında Kuzey İrlandalı Nobel Ödüllü David Trimble'nin de olduğu iki yabancı gözlemci bulunuyor. Komisyonun başlıca görevi, bu müdahalenin uluslararası hukukla bağdaşıp bağdaşmadığı sorusuna yanıt aramak olacak.
Bu komisyonun görevleri hâlihazırda tartışılıyor. Göreve getirilmesinden hemen sonra daha fazla yetki talep eden Turkel'in, hükûmet tarafından planlandığından farklı olarak sadece ev ödevini yerine getirmek istemediği, bizzat görgü tanıklarıyla görüşmek istediği anlaşılıyor.
Bu kanlı olayın yankıları yakında durulmayacak gibi görünüyor. Kaldı ki gevşetilen ablukayı kırmak için sürekli yeni gemiler gönderiliyor. Hâlihazırda Gazze'ye doğru yol almakta olan Libya bandıralı geminin organizatörleri daha şimdiden medya muhaberesini başlatmış bulunuyor. Hergün rota ve hedef konusundaki yeni haberlerle karmaşa yaratılıyor. Olayın merkezinde, gemiyi kendi yardım derneği ile gönderen Devlet Başkanının oğlu Seif el İslam Gaddafi bulunuyor. Pazartesi günü, önce kendisinin bizzat gemide olacağı duyurulmuş, daha sonra ise Libya'daki makamların yurt dışına çıkmasını engelledikleri haberi gelmişti. İsrail bütün bunları kuşkuyla izliyor. Bir subay, "bizim için bu bir düşman gemisidir. Donanma baskın düzenleyecek olursa, hiç kimse boya fışkırtan silahlar kullanılmasını beklemesin" diye konuştu.