BERLİN, 07/07(BYE)--- Tirajı günde 256.185 olan muhafazakâr sağ eğilimli Die Welt gazetesinin 7 Temmuz 2010 tarihli sayısında, Florian Hassel imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan Berlin çıkışlı yazının özet çevirisi şöyledir:
--İstanbul Boğazı, Petrol Yüklü Tankerlerin Geçişi Konusunda Hassas Bir Nokta Olarak Kalmaya Devam Ediyor. Türk Hükûmeti Bu Konuda Tereddüt Ediyor--
Türk hükûmeti, 20 büyük petrol şirketinin temsilcilerini 1 Temmuzda bir güvenlik zirvesi için İstanbul'a davet etti. Her yıl binlerce tanker, İstanbul ve Çanakkale Boğazlarından 150 milyon ton miktarında petrol taşıyor ve Türkiye'nin bu konuda güvenliğe ihtiyacı var. Zira Karadeniz'in Akdeniz'e olan tek çıkış noktası İstanbul ve Çanakkale Boğazlarıdır.
Tankerlerin boğazlardan geçişi, güçlü akıntı ve boğazın kıvrımları nedeniyle zorlukla gerçekleşmektedir. Boğazda sık sık kazaların meydan geldiği görülüyor. "Deep Horizon" adlı petrol kulesinde meydana gelen kaza sonrasında Türk hükûmeti, petrol şirketlerini daha güvenilir bir şekilde petrol nakline zorlamaya çalışıyor. Dışişleri Bakanlığında Ekonomik İşlerden Sorumlu Genel Müdür Mithat Rende, "Meksika Körfezi'nde meydana gelen felaket herkesi sarsmıştır, bundan böyle dünyadaki petrol şirketleri için oyun kuralları artık değişecektir. Bu, ülkemiz için de geçerlidir" derken, bu konuda Akdeniz'de güvenlik önlemlerinin bir an önce artırılması gerektiğinden söz etti.
Sahil güvenlik birimleri son 50 yılda İstanbul Boğazı'nda 500 kazanın meydana geldiğini belirtiyor. 1979 yılında Yunan bandıralı bir gemiyle Rumen bandıralı bir geminin çarpışması neticesinde 43 insan hayatını kaybetmiş ve 95 bin ton ham petrol denize yayılmıştı. 1994 yılında Rum bandıralı bir geminin kaza yapması neticesinde ise 28 insan hayatını kaybetmiş ve 33.500 ton petrol İstanbul Boğazı'na sızmıştı. Bu yılın Ocak ayında da Moldova bandıralı bir tankerden 120 ton petrol ve dizel yakıtı denize dökülmüştü. Çevre Bakanı Veysel Eroğlu, son 15 yılda 115 bin ton petrolün İstanbul Boğazı'na sızdığından söz ediyor.
Genel Müdür Mithat Rende, 2009 yılı itibarıyla İstanbul Boğazı'ndan 10 bin tankerin geçtiğini ve kaza tehlikesinin sürekli arttığını belirtiyor. Ankara'daki yetkililer, 20 milyar dolarlık ortak bir fon oluşturulmasını ve petrol şirketlerinin bu fona katkıda bulunmalarını istiyor. Herhangi bir kaza ve çevre kirlenmesi hâlinde zararın bu fon vasıtasıyla karşılanması öngörülüyor.
Enerji Bakanı ve Tabii Kaynaklar Taner Yıldız, ülkeden geçen petrol nakil hattı borularının 3-4 yıl içinde İstanbul ve Çanakkale Boğazlarındaki tanker trafiğini azaltacağını belirtti. Hükûmet, Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattının İstanbul Boğazı'ndan yılda 50 milyon ton daha az petrol geçmesini sağladığını vurguluyor. Ayrıca Samsun limanından Ceyhan'a 2 milyar avroya mal olacak bir boru hattı daha inşa hâlinde bulunuyor.
"Greenpeace" örgütünün İstanbul'daki yetkilisi Hilal Atıcı, Türkiye ve diğer ülkelerin petrol nakline bu kadar ağırlık verdikleri sürece Boğazlardaki olumsuz durumun değişmeyeceğine inanıyor. Zira petrol şirketleri, ucuz olması nedeniyle petrol naklini İstanbul ve Çanakkale Boğazlarından gerçekleştirmeyi tercih ediyor.
Bunun yanı sıra TPAO ve Brezilyalı bir petrol şirketinin Karadeniz'de petrol arama çalışmalarına başladıkları biliniyor. 2011 yılında Amerikan "Deepwater Champion" şirketinin petrol arama kulesinin faaliyete geçmesi bekleniyor.