Son Haberler
03.09.2010 Cuma 12:22
USD 1,5050 EUR 1,9320 EUR/USD 1,2837 IMKB100   60830/%-0,06
ISTANBUL Cuma: 19°C/27°CCumartesi: 21°C/29°CPazar: 21°C/26°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

Din adamlarından tüketim toplumu uyarısı
Bookmark and Share
13.11.2009 21:12
AA - İstanbul Müftüsü Mustafa Çağrıcı, bireycilik, bencillik, zevk eğilimleri ve tüketim tutkularının sürekli kışkırtıldığını belirtti.
     7. Uluslararası Finans Zirvesinin ikinci gününde dini liderler,ekonomik kriz ve değer yargıları arasındaki ilişkiyi ele aldı. Oturumda konuşan Çağrıcı, insanın ahlaki ve manevi yönü yoksullaşınca bunun korkutucu sonuçlarının yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladığını ve küresel ekonomik krizin de bu türden bir sonuç olduğunu belirterek, akıl çağı denilen bir dönemde aklın, insanoğlunun hakim olma ve haz alma tutkularına hizmet etmek üzere bir araç haline getirildiğini söyledi.
     Özgürlük denilen ancak gerçekte kazanma ve tüketme uğruna gerçekleştirilen eylemlerle insanların bireycilikleri, bencillikleri, zevk eğilimleri ve tüketim tutkularının sürekli kışkırtıldığını kaydeden Çağrıcı, devlet, siyaset, ekonomi gibi kurumsal yapıların da bu azmanlaşan eğilimlerin doyurulması için fırsatlar oluşturma yönünde kullanıldığını ifade etti.
     Modern insanın, nefsinin hakimiyet kurma ve haz alma tutkularını alabildiğine tatmin etmeyi varlığının ve hayatının tek amacı haline getirdiğini belirten Çağrıcı, bunun yarattığı tahribata örnek olarak bir ABD vatandaşının, bir Afrikalı’dan 24 kat fazla tükettiğine işaret etti.
     Diğer yanda ise mağdur edilen, çaresiz bırakılan yüz milyonlarca insanın bulunduğuna dikkati çeken Çağrıcı, ’’Köşeye sıkıştırılan her canlı gibi çaresizlik içine itilen bu yığınlar da başka bir çözüm üretemediği için, karşısındaki güçlerin büyüklüğü dolayısıyla, son noktada öfkeli, isyankar ve yıkıcı oluyor’’ dedi.
     Çağrıcı, özellikle yoksul ve geri kalmış toplumların, küresel ekonomideki karar ve uygulamaların adaletsizlik ve ikiyüzlülükle kirlenmiş olduğu görüşünü taşıdığını ifade ettiği konuşmasını şöyle sürdürdü:
     ’’Eğer küresel ekonomik kriz olmasaydı, dünyadaki ikiyüzlü ve adaletsiz düzen karşısında sessiz mi kalacaktık? İstanbullu, Londralı çocuklar kadar Gazzeli çocukların da yaşamaya, güvenliğe, eğitime, sağlığa ihtiyacı var, hakkı var. Elbette hiç kimse ’Hayır öyle değil’ diyemez. Demiyor da zaten. Ama Gazzeli çocuklara yapılanların onda biri Londralı, Parisli, New Yorklu çocuklara yapılsaydı dünyanın tutumu yine bugünkü gibi mi olurdu? Bu vahim adaletsizlik karşısında biz dini liderlerin ne yaptıklarını da sorgulamamız gerekiyor. Birinci bin yılda Avrupa’yı, ikinci bin yılda Afrika’yı hallettik, şimdi üçüncü bin yılda sıra Asya’da diyerek hala dini iktidar alanını genişletme hesaplarının ötesinde küresel adaletsizlik ve haksızlıklar karşısında onurluca bir duruş sergileyebiliyor mu dini liderler?’’
     İstanbul Rum Patriği Bartholomeos ise dünyanın kaynaklarını tüketen insanların ortak bir sorumluluğu paylaştığına ve küreselleşme yolundaki ilerlemenin, diğer insanlara karşı sorumlulukları da beraberinde getirdiğine işaret ederek, inanç dünyasının, sosyal adalet meselelerinin tanımlanmasında güçlü bir müttefik olabileceğini kaydetti.
     Krizlerin, ekonomik değerlerin yanı sıra insani duyguların da isyan ve iflasına neden olduğuna dikkati çeken Bartholomeos,
     Türkiye Hahambaşısı Rev İsak Haleva ise, küresel ekonomik kriz vesilesiyle farklı rollere sahip olsa da herkesin aynı gemide olduğunun anlaşıldığını belirterek, ’’Kim ne yaparsa yapsın, yaptığı eninde sonunda şu veya bu biçimde hepimizi etkiliyor. Bu gemide kimse tam olarak bağımsız değil. Bağımlı olmak da gerekmiyor ama bağlantılılık kaçınılmaz bir olgu’’ dedi.
     Halk arasında, demokrasinin olmazsa olmaz koşullarından biri olarak takdim edilen serbest piyasa ekonomisine inanç ve güvenin zayıfladığına işaret eden Haleva, gelirlerin paylaşımında devletin etkin rol üstlenmesi gereğinin daha yüksek sesle ve daha iddialı bir üslupla dile getirilmeye başlandığını söyledi.
     Haleva, ’’Bir musibet bin nasihatten evladır. O halde soruyorum; bu yaşadığımız küresel ekonomik krizden benim insanlığın var olma ahlakı adını vermek istediğim yepyeni ve evrensel nitelikli bir ahlak anlayışının oluşturulması için yeterli dersleri çıkarabiliyor muyuz, yoksa çıkaramıyor muyuz? Böyle bir ahlak anlayışının elbirliğiyle oluşturulmasının zamanı geldi de geçti mi, yoksa daha gelmedi mi? Bunu biz yapabilecek miyiz yoksa bunu başkalarından mı bekliyoruz?’’ diyerek, konuşmasını Yahudi kaynaklarından ’’Eğer ben bana el vermezsem bana kim el verir, ve eğer şimdi değilse ne zaman’’ alıntısıyla tamamladı.
YORUMLARINIZ
Henüz bir yorum yapılmamış.
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.