HÜLYA OKUR-HABERX
***Bu grip salgınını mevsimsel gribal veya diğer viral enfeksiyonlardan ayıran belirtiler nelerdir?***
G.Ü.T.F Enfeksiyon Hastalıkları AD. BAŞKANI Esin Şenol:” “HASTALAR BU DURUMU; “KAMYON ÇARPMIŞ GİBİ” VEYA “PAÇAVRA GİBİ” DİYE TANIMLIYOR”

Öncelikle domuz kökenli-yeni h1n1 influenza virusu ‘nun neden olduğu bu grip salgınını, mevsimsel grip olarak adlandırılan, influenza a ve b virüslerinin yol açtığı daha önceki grip salgınlarından ayıran en önemli özellik, pandemiye yol açmış olmasıdır. Yani birden fazla kıtada hızlı bir biçimde yayım gerçekleşmiştir. bunun nedeni, yeni virüs daha önce hiç kimsenin karşılaşmadığı ve bu nedenle herkesin duyarlı olduğu ve bulaşıcılığı mevsimsel grip etkenlerinden daha yüksek bir virüstür.
Diğer yandan, genel olarak tüm soğuk algınlıkları da, tıp dışı çevrelerde gribal infeksiyon olarak adlandırılmaktadır. doğru tanımla “nezle” olarak adlandıracağımız bu durumlar ile gerçek grip arasında önemli farklar bulunmaktadır. grip; yüksek ateşin (>38o c) eşlik ettiği, boğaz ağrısı, kuru öksürük, şiddetli baş ve eklem-kas ağrılarının eşlik ettiği, riskli kişilerde zatüreye yol açarak ölümcül olabilen bir hastalıktır. genellikle kişinin durumu yatarak dinlenmesini gerektirecek kadar ağırdır. Hastalar bu durumu “kamyon çarpmış gibi” veya “paçavra gibi” şeklinde tanımlamaktadırlar. Gribin, tek bir etkeni vardır, yılda bir kez ve kış aylarında geçirilir ve en önemli önlem aşılanmaktır.
Nezle’de ise, genellikle ateş çok yükselmez(<38 o c) ve burun akıntısı, hapşırık, gözlerde sulanma gibi bulgular eşlik eder. Hafif bir kırgınlık hissedilmekle birlikte hasta yatmaya gereksinim duymaz. yaklaşın 200 kadar virüs etken olabildiğinden, aynı yıl içinde birden çok kez geçirilebilir ve koruyucu bir aşı bulunmamaktadır, hiç bir zaman büyük salgınlara ve ölümlere yol açmamaktadır..
Yeni tanımlanan ve ilk tanımlandığı şekliyle “domuz gribi “(aslında domuzlardan bulaşmamaktadır, yalnızca domuzlarda dolaşan virüse benzediğinden başlangıçta böyle adlandırılmıştır) olarak adlandırılan gribin klinik belirti ve bulguları ise mevsimsel grip ile aynıdır. domuz gribinde, farklı olarak, ishal, bulantı, kusma daha sık gözlenmiştir. Ayrıca, hastalığın ağır seyrettiği yaş grubu mevsimsel gripten farklı olarak genç erişkinler ve çocuklar olmaktadır (5-60 yaş).mevsimsel grip ise >65 yaş ve ek sağlık sorunları olanlarda ağır seyretmektedir.
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Prof.Dr.Halil Kurt:” DOMUZ GRİBİ VE SAGLIK BAKANLIGININ ÇELİŞKİLERİ”

Ülkemizde Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan Domuz Gribi Pandemi Yönetim Planı güncellenmemiştir. Güncel bilimsel veriler doğrultusunda acilen plan yapılmalı ve hekimler bilgilendirilmelidir.
Sağlık bakanlığının sağlık personelinin bilgilendirilmesi için hazırladığı web sayfasında, risk grubunda olsun veya olmasın her domuz gribi vakasına oseltamivir tedavisi önerilmekte, hatta domuz gribi vakası ile her temas kişiye profilaksi dozunda ilaç verilmesi önerilmektedir. (EK1). Ancak bu öneriler Dünya Sağlık Örgütü’nün verileriyle çelişmektedir. WHO ve CDC’de her gün Pandemik (H1N1) influenza konusunda web sayfasında yenilikleri duyururken, Sağlık bakanlığının web sayfasında hekimlere yönelik “domuz gribi vaka yönetim seması” yanlış mesajlar vermektedir.
Not:Benim uyarılarım sonucu bu şemayı veb ortamından kaldırdılar, ancak güncel bir plan koymadılar.
VHSD Başkanı, Ankara Üniversitesi İnfeksiyon hastalıkları Anabilimdalı Başkanı
Prof Dr İsmail Balık:”ANTİBİYOTİKLERİN FAYDALI OLMASI İÇİN 48 SAAT İÇİNDE ALINMASI GEREKİYOR”

Pandemik influenzanın belirtileri mevsimsel gribal enfeksiyonlardan farklı değildir. En sık görülen belirtiler ateş ve öksürüktür. Ancak mevsimsel influenzadan farklı olarak özellikle çocuklarda bulantı-kusma ve ishalle seyreden vakalarda mevcuttur.
***Bu virüsün Oseltamivir ve Zanamivir gibi ilaçlarla tedavi edildiği söyleniyor, dekonjestan veya parasetomol alınımı tek başına bu hastalık için yetersizdir diyebilir misiniz? ***
G.Ü.T.F Enfeksiyon Hastalıkları AD. BAŞKANI Esin Şenol,
Oseltamivir ve Zanamivir ; yeni virusa karşı etkili ve etkinliği gösterilmiş ilaçlardır. Ancak genel olarak, %0.5 ölüm ve %5-10 olguda hastaneye yatırılma dışında, domuz gribi de kendiliğinden iyileşmekte ve hafif seyretmektedir. Hafif seyirli olgularda yalnızca ateş düşürücü ve diğer destek tedaviler kullanılabilir. ancak önceden sağlık sorunları olanlar(astım,diyabet ,kanser …) ve 65 yaş üzerindekiler, gebeler ve 5 yaş altı çocuklarla, baştan itibaren solunum sıkıntısı, ağır kusmaları, bilinç bulanıklığı, dudaklarında morarma olan hastalara bu ilaçlar başlanmaktadır.
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Prof.Dr.Halil Kurt,
Dünya Sağlık Örgütünün influenza (H1N1) 2009 virus ve diğer “Mevsimsel İnfluenza” için antiviral tedavi kullanımı:
Ciddi veya ilerleyici hastalık belirtileri gösteren kişiler mutlaka tedavi edilmelidir (Ciddi durumlarda 2x150 mg dozunda ve klinik cevaba göre normalden daha uzun süre verilebilir..
Risk grubunda olan hastalar hastalığın şiddetine bakılmaksızın, oseltamivir veya zanamivir ile tedavi edilmelidir.
Risk grubunda olmayan hafif ve orta şiddetde domuz gribi hastalık belirtisi gösteren kişilerde oseltamivir tedavisi gereksizdir.
Tedavi semptomların başlangıcından sonra 48 saat içinde başlanmalıdır.
VHSD Başkanı, Ankara Üniversitesi İnfeksiyon hastalıkları Anabilimdalı Başkanı
Prof Dr İsmail Balık,
Dekonjestan veya parasetomolün antiviral etkileri olmadığından bu hastalığın tedavisinde değil semptomlarının tedavisinde yeri vardır. Oseltamivir ve zanamivir bu virüse karşılı etkili olduğu bilinen antiviral ajanlardır. Ama bunların yeterince etkin olabilmesi için ilk belirtiler başladıktan sonraki 48 saat içinde başlanmış olması gerekir.

***Bu hastalık ABD de kontrol altına alınmışsa da Meksika’da önlenmesi veya tedavisi konusunda bazı sıkıntıların olduğu duyuruldu sizce Meksika’daki ölümlerin büyük kısmının sağlıklı genç yetişkinlerde meydana gelmiş olmasının nedeni nedir? Yani bu hastalığın yayılma hızı yaşlıları değil de neden gençleri etkiliyor?***
G.Ü.T.F Enfeksiyon Hastalıkları AD. BAŞKANI Esin Şenol,
Meksika ve ABD’deki salgınlar şubat ve temmuz ayları arasında ve eş zamanlı yaşanmıştır. Her iki ülkede de ölümlerin ve ağır hastalıkların büyük kısmı 5-60 yaş arası grupta olmuş, salgın ve bulgular benzer seyretmiştir. Beklenenin tersine, 65 yaş üzeri grubun daha az etkilenmesi, 1918 (İspanyol gribi) ve 1957 (Asya gribi ) pandemileri arasındaki yaklaşık 40 yıllık dönemde, domuz gribi etkeninden farklı ama aynı gruptan (h1n1) bir virüs dolaşmıştır. Yapılan çalışmalar 1957 öncesi doğanlarda çapraz ve kısmi bir korunma olduğunu göstermektedir. Meksika özellikle yoğun bakım ve hastane yatakları ve destek tedaviler konusunda, sağlık sistemleri ve kalabalık nüfus ve yaşam koşulları farklılıkları nedeniyle ABD’den daha sıkıntılı bir süreç geçirmiş ama salgını hızla kontrol altına almıştır. ABD aşı üretim teknolojileri nedeniyle hızla ve etkin bir canlı virüs aşısı uygulamasını da başlatarak ilerlemiştir.
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Prof.Dr.Halil Kurt,
9 Ekim tarihinde sağlık bakanının katıldığı medya bilgilendirme toplantısında, pandemi döneminde aşılanması gereken hedef gruplar şu şekilde belirtilmiştir: Bu aşı grupları 2006 yılında yapılan ulusal pandemi planına göre hazırlanmıştır. O dönemde kuş gribi salgını vardı ve % 50’nin üzerinde ölümler vardı, senaryoya göre eğer insanlara kolayca bulaşacak hale gelirse dünyada 100 milyonun üzerinde kişi ölecek şeklindeydi.
Gebeler
Sağlık çalışanları
6-35 ay çocuklar
İtfaiye, ulaşım, elektrik ve doğalgaz hizmetleri gibi kritik alanlardaki personel
Diyabet, kronik akciğer hastalığı, bağışıklık sisteminin baskılandığı durumlar gibi kronik hastalık sebebiyle risk taşıyan 3-64 yaş aralığındaki kişiler.
Kolluk kuvvetleri (Emniyet, Jandarma)
Silahlı kuvvetler mensupları
65 yaş üstü kişiler
Okul öncesi, ilk öğretim, orta öğretim ve üniversite öğrencileri
6 ay 24 yaş arasındaki diğer tüm nüfus
Dünya Sağlık Örgütü tarafından 20 ağustos 2009 da yayınlanan rehbere göre, mevsimsel influenza risk grupları şunlardır:
5 yaş altındaki bebek ve çocuklar
65 yaş üzerindeki kişiler
Bakımevinde kalanlar
Gebe kadınlar
Kronik hastalığı olanlar (Kardiyovasküler, Akciğer veya karaciğer hastalığı, diyabet, kanser nedeniyle immünsüpressif tedavi görenler, HİV infeksiyonu olanlar)
Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezinin önerilerine göre, pandemi döneminde aşılanması gereken hedef gruplar aşağıdaki şekilde belirlenmiştir:
Gebe kadınlar
<6ay olanların ev temaslıları ve bakıcıları
Sağlık görevlileri ve acil servis çalışanları
6ay-24 yaş arası herkes (aşı kısıtlı ise 6ay-4 yaş arası herkes, 5-18 yaş arası ise influenza ile ilişkili komplikasyon gelişmesi açısından yüksek riskli gruplar)
25-64 yaş arası influenza ile ilişkili komplikasyon gelişmesi açısından yüksek riskli gruplar
VHSD Başkanı, Ankara Üniversitesi İnfeksiyon hastalıkları Anabilimdalı Başkanı
Prof Dr İsmail Balık,
Aslında henüz ABD dahil hiçbir ülkede kontrol altına alınabilmiş diyemeyiz. Cünkü hastalık görülmeye devam ediyor. Ve DSO, Salgının dalgalar halinde devam edeceğini öngörüyor. Bu güne kadar olmuş pandemileri incelediğimizde her pandeminin kendine ait özelliği olduğunu görmekteyiz. Bugün yaşadığımız pandemik influenzanın da kendine ait özellikleri vardır. Diğer görülen pandemilerden farklı olarak genç nüfusu –çocukları ve genç erişkinleri- etkilemektedir. 1957 yılından önce doğanlar 1918 İspanyol Gribinin etkeni olan H1N1 ile karşılaştıklarından kısmen de olsa bağışık kabul edilmektedir. Bu nedenle gençler pandemik influenzadan daha fazla etkileniyor olabilir.

***Bu virüsün yol açabileceği hastalık guruplar nelerdir?***
G.Ü.T.F Enfeksiyon Hastalıkları AD. BAŞKANI Esin Şenol,
Bu virüs en çok yüksek ateş, boğaz ağrısı, kuru öksürük,şiddetli baş ağrısı, eklem-kas ağrıları, halsizlik bazen ishal, bulantı-kusma gibi bulguların izlendiği üst solunum yolu infeksiyonuna yol açmaktadır. Bunu, virüsün kendi neden olduğu veya sonradan eklenen bakterilerin yol açtığı zatüre yani alt solunum yolu infeksiyonları izlemektedir. nadir olarak ta; kalp kası, zarı iltihapları (miyokardit, perikardit),kas iltihapları ve ağır kas harabiyeti, ansefalit, nöbetler gibi merkezi sinir sistemi tutulum bulguları gözlenmektedir.
VHSD Başkanı, Ankara Üniversitesi İnfeksiyon hastalıkları Anabilimdalı Başkanı
Prof Dr İsmail Balık,
Bu virüsle enfekte olanların az bir kısmı hastalığı semptomatik olarak geçirebileceği gibi büyük bir çoğunluğunda ateş, öksürük, boğaz ağrısı, baş ağrısı, yaygın kas ağrısı ile seyreden grip tablosuna neden olur. Altta yatan risk faktörlerinin olduğu gruplarda ölümle sonuçlanan komplikasyonlara da neden olabilir. Bu komplikasyonların başında virüsün kendisinin neden olduğu viral pnömoni ve bakterilerin neden olduğu sekonder pnömoniler gelir. Ayrıca kaslarda miyozit, kalpte miyokardit, perikardit ve kalp tamponadına, Gullian barre sendromu, ensefalit ve polinörit gibi nörolojik komplikasyonlara neden olabilir.

***Türkiye’ye gelen aşının muhteviyatında bulunan Civanın vücutta birikip özellikle çocuklarda bir takım rahatsızlıklara yol açabileceği tartışılıyor, sizce aşının komplikasyonları, aşı vurulmadan geçirilmeye çalışılacak bu hastalığın vücutta bırakacağı hasardan daha mı az?***
G.Ü.T.F Enfeksiyon Hastalıkları AD. BAŞKANI Esin Şenol,
Aşılarda uzun yıllardan beri koruyucu olarak kullanılan “tiyomersal tiyosalisilat” aslında etil civa olup , kg. başına %49.6 oranında saf civa içermektedir. Türkiye’ ye gelen aşılarda, doz başına 5-50µg tiyomersal bulunmaktadır ki bu doz pek çok gıdada, özellikle deniz ürünlerinde, saf civa şeklinde bulunandan ve Avrupalı gıda tüketicileri için Avrupa komisyonlarınca önerilenden çok daha düşüktür. Sonuç olarak aşılarda bulunan civanın bir zararı ve önemi yoktur.
Aşının çok nadir karşılaşılan komplikasyonları, hastalığın vereceği zarardan çok daha düşüktür. Aşı güvenli ve etkilidir.
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Prof.Dr.Halil Kurt,
Dünya Sağlık Örgütünün influenza (H1N1) 2009 virus ve diğer “Mevsimsel İnfluenza” için antiviral ilaç ile profilaksi önerileri:
Kesin, yüksek olası yada olası vaka ile hastalık döneminde yakın temasta bulunan ve influenza komplikasyonları açısından yüksek riske sahip kişiler.
Kesin, yüksek olası yada olası vaka ile hastalık döneminde ilk karşılaşan ve korunmasız temasta bulunan sağlık personeli.
Sağlık bakanlığı 39 milyon kişinin aşılanması için üç ayrı üretici firmadan 43 milyon doz H1N1 virus aşı sözleşmesi yaptığını açıklamıştır. Novartis firması tarafından üretilen aşı 4 yaş üzerindeki kişiler için lisans almışlardır. Dört yaş altı için ve gebeler için güvenlik çalışmaları devam etmektedir. Sanofi Pasteur aşısı >6ay bebeklerde, çocuklarda ve yetişkinlerde ruhsatlıdır. Ancak gebeler için güvenlik çalışmaları devam etmektedir.
Dolayısı ile sözleşmesi yapılan 43 milyon doz aşının nasıl kullanılacağı anlaşılamamış ve merak edilmektedir.
VHSD Başkanı, Ankara Üniversitesi İnfeksiyon hastalıkları Anabilimdalı Başkanı
Prof Dr İsmail Balık,
Aşının komplikasyonları söylenildiği gibi çok fazla değil. Daha çok görülen yan etkiler aşı yerinde görülen lokal yan etkilerdir. Aşı yapılan yerde kızarıklık, ısı artışı ve ağrı gibi… bir de aşı sonrası grip benzeri semptomlar görülebilir. Söylenildiği gibi Gullian Barre sendromu riski yüksek değildir. Hatta influenzaya bağlı GBS riski aşıya göre 4-7 kat daha fazladır. Pandemik influenza daha öncede belirttiğim gibi daha çok çocukları ve genç erişkinleri etkilemekte ve bu grupta ciddi pnömoniye neden olarak ölümlere neden olmaktadır.

***Hasta olduğu düşünülen kimselerle yakın temasa geçmiş olmanın oluşacak semptomlarını beklemekten başka bir koruyucu yolu yok mudur?***
G.Ü.T.F Enfeksiyon Hastalıkları AD. BAŞKANI Esin Şenol,
En yüksek bildirilen yakalanma ya da atak oranı %60 tır. Hasta kişi ile temas sonucu ortalama %30-40 oranında hastalanacağız anlamına gelmektedir. Hastalığın hiç bulgusuz ya da hafif te seyredebileceği de göz önünde bulundurularak, hastalığa yakalanmasını hiç istemediğimiz ve tanımlanan yüksek riskli durumlar(gebe, < 6 ay bebekler, astım,kanser, diyabet, kalp hastalıkları >65 yaş ..) dışındaki temaslar,kişisel önlemler (el yıkama, hasta kişilerden uzak durma, maske takma, genel direnci yüksek tutma)dışında için herhangi bir şey yapılması önerilmemektedir. Ancak uzun ve yoğun teması olan yüksek riskli kişilerde, oseltamivir ve zanamivir gibi ilaçlar koruyucu olarak ta kullanılmaktadır. Ama bu kişilerin bir an önce aşılanmaları en kesin ve etkili önlemdir.
VHSD Başkanı, Ankara Üniversitesi İnfeksiyon hastalıkları Anabilimdalı Başkanı
Prof Dr İsmail Balık,
Hasta olduğu düşünülen kimselerle yakın temasa geçmiş olanlarda eğer altta yatan bir risk faktörü varsa hastalığın ilk başladığı dönemlerde oseltamivir ile kemoprofilaksi önerilmekteydi ancak şimdilerdeki öneri semptomların takibi ve en kısa sürede tercihen 48 saat içinde tedavinin başlanmasıdır.
***Bu virüs için, “Başlangıçta hafif enfeksiyona neden olan virüsün sonradan daha öldürücü hastalık yapma” özelliğinden dolayı tehlikelidir diyebilir miyiz, yoksa esas tehlikesi nedir?***
G.Ü.T.F Enfeksiyon Hastalıkları AD. BAŞKANI Esin Şenol,
Bu virüsün esas tehlikesi genetik yapısını kolaylıkla değiştirebilmesi ve doğada çok sayıda kaynağının (kuşlar, domuzlar, insanlar, su kuşları..) bulunmasıdır. Özellikle domuzlarda , çeşitli kaynaklardaki virüsler birleşerek yepyeni virüslerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır.
Bir başka tehlike ise daha önce hiç karşılaşılmamış olması nedeniyle, aşılamada, hedef gruplarda istenen başarıya ulaşılamaz ise önümüzdeki 2 yıl içinde tüm dünya nüfusun 30’unu etkileyecek olmasıdır. Bu da hastalığın ağır seyredebileceği yüksek riskli gruplara mutlak yayım anlamına gelmektedir.
VHSD Başkanı, Ankara Üniversitesi İnfeksiyon hastalıkları Anabilimdalı Başkanı
Prof Dr İsmail Balık,
Evet dediğiniz gibi başlangıçta hafif enfeksiyona neden olan bu virüsün 1918 yılında görülen İspanyol gribinde olduğu gibi 2. ve 3. dalgalarda daha ölümcül olma olasılığı olabilir. Bir tehlikesi de genç nüfusu etkilemesi ve bu grupta ölümle seyretmesidir.

***BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun, "Gerçekten bir domuz gribi salgınıyla karşı karşıyaysak, buna karşı küresel dayanışma göstermeliyiz" demişti. Bu dayanışmayı evvela iller bazında yapacak olursak, İstanbul ve Ankara’dan sonra büyük tehlike altında olan illerimizi coğrafi yada başka nedenler olarak nereleri olarak görürsünüz?***
G.Ü.T.F Enfeksiyon Hastalıkları AD. BAŞKANI Esin Şenol,
Virüs düşük ısı ve nem koşullarına daha dayanıklıdır. Öncelikle salgının başladığı illerin yakın çevresine yayılım ve ortalama ısısı daha düşük seyreden bölgelerde yayım daha muhtemel olmakla birlikte şu andan itibaren Türkiye’deki tüm iller eşit tehdit altındadır.
VHSD Başkanı, Ankara Üniversitesi İnfeksiyon hastalıkları Anabilimdalı Başkanı
Prof Dr İsmail Balık,
Bugüne kadar görülen pandemilerden bir öğrendiğimizde pandeminin ne zaman geleceği, nereden başlayacağı ve etkeni önceden tahmin edilemez. Ülkemizde önce Ankara’da başlamış daha sonra vakalar Diyarbakır; İstanbul ve daha sonrada bir çok ilde görülmeye başlamıştır. Virüsün nerede ne yapacağını önceden kestirmek zor. Ancak nüfusun yoğun olduğu ve uluslararası/ulusal ulaşım hareketliliğinin çok olduğu büyük illerde, kapalı toplumlarda daha çabuk yayılım olmaktadır.