DONDURULMUŞ GENÇLİK
Gençlerimiz yaşama küstürüldü.
Çeşitli katmanlarda yer alan pek çok gencimizin gelecekten umudu olmadığını zaman zaman yaptığımız karşılıklı görüşmelerden ve gözlerimizden rahatlıkla anlayabiliyoruz.
Eğer “babalar” güçlü değilse vay haline o çocukların!
Devir “babalar devri”.
İşini bilen, köşeyi dönen, her rüzgâra bayrak açan, ne yapıp edip devletin bir yerinde siyaset yoluyla yağlı kuyruk kapmış baban yoksa, evladı olarak “dondurulmuş gençlik” sınıfında ömür tüketmeye tutsaksınız demektir.
Tarihe baktığımızda ayni durumu görebilmekteyiz.
Osmanlı döneminde, kadıların çocuklarının devletin yağlı ballı yerlerine yerleştirildiğini, paşaların çocuklarının, üç beş senede paşa olmanın eşiğine geldiğini görürsünüz.
Fotoğraf yine ayni; “baba” olma “babalık” meselesi!
Günümüzde ki fotoğrafa bakıyoruz; ne “babalar” ne talihli evlatların tepesine “ne kuşlar konduruyor”, “talih kuşları”!
Öbür yandan başında babası olduğu halde günümüz “babası(!)” olmayan gençlerimizin, bugünlerinin ve de yarınlarının çoktan buzdolabına girdiğini ve “dondurulmuş bir gençlik” yaratıldığının acı gerçeğini içiniz yanarak görürsünüz.
Toplu bilimciler diyor ki;
“Türkiye’de yirmili yaşlar gençliği yitirilmiştir. Bu kuşak resmen çökmüş, çökertilmiştir. Gelecekte ne bir iş bulabilme ne de ev, araba sahibi olabilme umut ve olanakları yoktur, olmayacaktır. Şöyle ya da böyle bir iş bulabilseler bile konuta ve arabaya kavuşabilmeleri ütopyadan ileri gidemez”
Kimin yüzünden yitti can parçası evlatlarımız?
Çirkin, yalancı, çıkarcı, köşe dönen, malı götüren, kendi çocuklarını bıyıkları henüz terlerken alıp götürdükleri ve çalıp çırptıkları ile “tatlı hayat” yaşatan ve zenginleştiren “siyaset babaları” yüzünden değil mi?
“Dondurulmuş gençlik”
Yavrularımız, evlatlarımız, canlarımız!
Gözümüzün önünde göz göre göre yok oluşun sürecinde harmanlanıp duruyorlar! Alın terleriyle ne denli çabalar ortaya koysalar da, kolay kolay ayakta durabilmeleri iş aş sahibi olup mutlu bir yuva kurabilmeleri, hayata güçlü ellerle tutunabilmeleri olanaklı değil.
Yaşamda var olabilmek günümüzde ellerle, yürekle, çalışıp çabalamayla değil, “dişlerle” olmakta…
“Dişli” olmadan, dişli işler yapabilmenin ve köşeyi dönebilmenin, çıkış yolu yok…
“Dişli” değilseniz, kent kaldırımlarında; “kaldırımın ortasında yatan çaresiz adam” olmaya tutsaksınız demektir…
Bakmayın siz, “köşe dönen adamların” çıkıp ortalara; ülkeye, Türkiye’ye “köşe döndürdük” biçiminde ki yüksek ses tonlarıyla attıkları palavralarına ve yalanlarına…
Dönen sadece kendileri…
Gelişerek ve değişerek döndüler…
“Dondurulmuş gençlik” yaratarak!..
Hem de ne dönüş!...
Öyle böyle değil!...
BURHAN ÖZBEY