Dönek olmak ya da gitmek
Türk Dil Kurumu dönekliği nasıl tanımlıyor önce bakalım…
“İnanç ve düşüncesini değiştiren, sözüne güvenilmeyen, caygın, kaypak (kimse) kahpe…”
Dönekliğin tanımı içerisinde yer alan “kahpe” nin ne olduğunu görelim.
“Orospu, ahlaksız kadın”
Bu tanımları yerli yerine oturttuktan sonra, günümüzün “sosyal yarası” döneklikten ve “döneklerden” söz edelim…
***
Döneklik, tarih boyunca her devirde, her yerde ve her zaman kendini yadsınmaz biçimde göstermiştir… Dönek olmak için; karakteri düşük ve ucuz insan olunması gerekir. “sözüne güvenilmeyen, kaypak ve kahpe” olunması gerekir…
Bu meziyetlere(!) sahip olmayanların “dönek” olma şansları yok…
Şans diyoruz, çünkü “döneklik” ülkemizde her zaman dönmüşlere prim getirmiş, özü sözü bir dürüst ve karakterliler çoğu zaman acılar içerisinde yaşamışlardır…
Atılmışlar, kovulmuşlar, sürülmüşler, dışlanmışlar çoğu zaman parasız pulsuz ortada kalmış, kendileri ile birlikte ailelerine de acılar çektirmişlerdir…
O halde “mert” olmanın enayilik “dönekliğin” açık gözlülük ve akıllık olduğunu mu söylemek istiyoruz?
Asla!...
İnsanı insan yapan hasletlerin başında; önce onurlu, başı dik, özüne ve sözüne güvenilen, şerefini haksız dünya nimetlerine satmamak gibi yücelikler gelir…
Büyük İslam Önderi İmam-ı Azam’a yaşadığı dönemin Emevi ve Abbasi devlet yönetimleri; kendileri rahat etmeleri için, halkın saygınlığını kazanan inançlarından ödün vermesi, yani “dönek olması” için önemli görevler (koltuklar) teklif etmişler ama Hanife’yi yolundan döndürmeyi başaramamışlardır.
Bundan ötürü kendisine ceza olarak büyük işkenceler yapmışlardır.
Bu durumu, devrin önemli düşünürlerinden biri, özet olarak şöyle tanımlamaktadır…
“İmam-Azam Hanife saltanatın azabını, Ahret’in azabına tercih etmiştir”
Şayet şahsına önerilen önemli görevleri “koltukları” kabul etseydi, gerçek anlamda din ve ahlak akidelerine uymayan icraatlara; saltanat ve dünya nimetlerine esir olma uğruna, bile bile ortak olacak ve öldüğünde Ahret’te Allah’ın büyük gazabına uğrayacaktı…
Yüce İnsan İmam-ı Azam, “dönek” olmamak için, saltanatın işkencelerine katlanmanın onurunu seçmiştir.
Bunun önemli sayılan koltuklarda oturmak için her kılığa giren günümüz döneklerine ve “dönek adaylarına” ciddi bir mesaj olduğunu düşünüyoruz…
Daha fazla bilgi için, Yaşar Nuri Öztürk’ün İmam-Azam Ebu Hanife kitabına başvurabilirsiniz..
***
Emin Çölaşan Necati Doğru, Mine Kırıkkanat, Bekir Coşkun Hiçbir zaman “dönek” olmanın utancına düşmemiş, halkın güvendiği ve bağrına bastığı faziletli, şerefli ve saygın köşe yazarıdırlar…
Ne patronlarına, ne de iktidara yalaka olmamışlar ve her zaman “onurlu” kalmanın erdemini dünya nimetlerine tercih etmişlerdir.
İşadamı patronlu gazetelerinden yollarını ayırarak “fazilet yolunda” yürümeyi seçmişlerdir…
Kervana son katılan Bekir coşkun olmuştur…
İşadamı ve AKP iktidarı ile şekerli - ballı olmanın plan ve sevdasındaki Turgay Ciner, yalaka ve dönek olmayı kabul etmeyen Bekir Coşkun’a seninle işimiz olmaz demiştir…
Kimi “yiğitlilikler” döneklikle bir sayılır ve eş görülür…
“Yiğit” olmak kimileyin en büyük utancın yani “dönekliğin” simgesi haline de gelebilir. O nedenle, söze değil öze bakacaksınız!...
Güçlü ve saygın yazar Ruhat Mengi’nin televizyonlarda en çok izlenen programı “Her açıdan”, hükümetle kanka olmanın yollarını arayan, nedamet içindeki(!) patronu Aydın Doğan tarafından yayından kaldırılmış ve “artık yeter” denilmiştir…
Varlıklarıyla onurlular kervanında yer alan, Sabahattin Önkibar, Selcan Taşcı, Melih Aşık, Mustafa Mutlu, Can Ataklı, Güngör Mengi, Ruhat Mengi ve tabiî ki isimlerini sayamadığımız öbür kimi yazarlar. Yarının şeref listesinde yer alacak onurlu isimlerdir…
Evet oyu ile güçlenen AKP iktidarı, 13 Eylül sabahından itibaren “biat” kuyruğuna girecek, işadamı, gazeteci, sivil toplum kuruluşu başkanları siyasetçileri büyük nezaket içerisinde ağırlayıp bağrına basmanın çoktan hazırlığına girmiş durumda…
Bakalım önümüzdeki günlerde hangi şerefli(!) zatlar, dönecek ya da yarım yamalak götürdükleri dönekliklerini dört başı mamur hale getirecekler ibretle göreceğiz…
***
OKYANUS ÖTESİ YA DA PENSİLVANYA DAKİ MUHATAP KİM?
“Okyanus ötesi” ve Pensilvanya nasıl bir güç ki!” başlıklı bir önceki yazımızı okuyanlardan gelen çok sayıda mesaj içerisinden, bize şunu soranlar da oldu…
Başbakan Tayip Erdoğan ve Deniz Baykal, kürsülerden Türk halkı önünde büyük ve saygın teşekkürlerini bildirirken; neden kime teşekkür ettiklerinin ismini ve unvanını açıkça söyleyemeyip “Okyanus ötesi” ve “pensilvanya” ya teşekkür demişlerdir. Bunu sorar mısınız diyorlar.
Elçiye zeval olmaz,
Biz de buradan soruyoruz, Sayın Başbakan ve Sayın Baykal; neden muhatap aldığınız zatın ya da odağın ismini ve unvanını açıkça söyleyemediniz?
Söylememenizi gerektiren bir durum vardı(!)
Yoksa mesajınızı dinleyenlerin tümünün tahmin ettiği ve inandığı zat ya da odak (gerçek) muhatabınız değil miydi?
Sahi, okurlarımız adına soralım. teşekkürleriniz kime ve nereye idi, neden çekindiniz (!)?
BURHAN ÖZBEY