DURUM VE GİDİŞAT İYİ DEĞİL!
“Yargıtay’dan şok bildiri…”
“Bağımısızlığımız hazmedilemiyor…”
“Muhtıra gibi…”
“Bildiriye sert yanıt…”
“Adalet Bakanı: gereksiz ve siyasi…”
“Başbakanlıkta sürpriz toplantı…”
“Yargıtay bildirisi harekete geçirdi.”
“Bildiri zirvesi”.
“Bildiri piyasayı gerdi.”
“Borsa düşüşe geçti.”
“Piyasa diken üzerinde…”
“Yargıtay’dan ikinci çıkış…”
“Çömez’den bomba iddia…”
“O iş adamı konuştu…”
“AKP ne yapmaya çalışıyor…”
“Bildiri siyaseti ikiye böldü…”
“CHP’den bildiriye destek…”
“Yargı; baskı ve güdüleme var.”
“Yürütme: “dam üstünde saksağan”
X
Son bir iki gün içinde medyada yer alan kimi başlıklar böyle…
Dahası var ama bu kadarı yeter diye düşündük…
Başlıklara baktığınız zaman, ülkede huzur ve istikrardan söz edebilir misiniz?
Olur böyle şeyler diyerek, ülkenin bugünkü durumunu ve gidişatını hafife alabilir misiniz?
Yok canım, öyle vesveselenmeyin bir şey olmaz diye ahkam kesebilir misiniz?
Kesemessiniz tabi…
Durumun ve gidişatın ne denli “vahim” olduğu ortada…
Karısını yatak odasında sevgilisiyle birlikte, anahtar deliğinden yanındaki arkadaşı ile birlikte izlemekte olan kocanın, adam soyunurken arkadaşına “dur hele bu işin sonu nereye varacak çok merak ettim” diyerek beklemesine benzer ünlü fıkradaki gibi saflık göstermeye gerek var mı?
Batı’nın “emperyalist akbabaları”, AB’nin kayığına binmiş bizim sularda kürek çekişlerini sürdüyorlar… Ne zamandan beri AKP iktidara geldikten bu yana.. Görüyorsunuz, açıkça iç işlerimize karışıp her konuda sürekli martaval okuyorlar…
Sanki sömürge ülkesiyiz…
Yok yargı şöyle olmalıymış…
Yok savcılar ve yargıçlar böyle davranmalıymış…
Yok AKP kapatılmamalıymış…
x
Sevgili okurlar…
Tekrar ediyoruz.
Türkiye sallanıyor…
Ülkeyi bu duruma getiren geçmişten bu yana “oy” uğruna, Atatürk devrimlerini hiçe sayarak, dini tam bir sömürü ve istismar konusu yapıp, ülkenin temel dengelerini yerinden oynatan başta siyasi parti liderleri olmak üzere çıkarcı siyaset takımıdır…
AKP, zincirin son uzantısıdır.
3 Kasım 2002 tarihinde teslim aldığı ülkenin Mayıs 2008’deki görünümü ortada… Din eksenine oturtulmuş, sokaklarında ve caddelerinde türbandan geçilmeyen, ekonomisi tümüyle dış borca dayalı olarak ayakta duran, üretimi ve istihdamı olmayan, işsizlik oranı gittikçe artan, kömür ve gıda çuvallarıyla seçmeni satın alınan ufku karatılmış bir ülke…
Hey gibi Yüce Atatürk!
Sen olsaydın, bütün bunlar başımıza gelir miydi?
“Emperyalist akbabalar” hiç bu denli fütursuzca bize karşı at oynatabilirler miydi?
Kutsal dinimiz siyasilerin böylesine sömürü aracı olur muydu?
Uyan Türkiyem uyan!..
BURHAN ÖZBEY