Düşkünlük...
Adı yok düşkünlüğün...
Bir tanım, birkaç kelime, iki üç cümle yavan kalır...
Çeşni serilir önüne insanın; düşkünlük anlatımları ve ilintili hayat süzgeçleri...
Süzgeçlerinin acımasızlığıyla meşhurdur; zaman-ı hayat, lüzüm yok hatırlatmaya sanırım...
İşte o süzgeçlerin en gözü dönmüşlerinin lideri; adsız, namıyla müsemma düşkünlük süzgeci...
Şehvetli, ağzı salyalı, gözleri içine dışına dönen ucube, garabet, heyula, korkunç bir canavar gibi bu insan laneti...
Yazık ki, koluna girip, yanında dolaştırıyor zavallı kullar çoğu zaman bu görünmez, bilinmez hemen sezilmez, bir nefes gibi burnunun ucunda ikamet eden melaneti...
Bazen huzurlu bir evin açık penceresinden sinsi bir şeytan fitnesi gibi giriyor; yataktaki çiftlerden birinin kulağında önce ufak çınlıyor ardından çınladıkça büyüyor... Şüphe, kuşku, zaaf sever düşkünlük...
An oluyor, tatsız iki kelamın ardına konuşlanıyor, zihni bulandırmak için... Oturduğun koltukta sertçe kapattığın telefonun peşisıra, etrafında dolananları kestiriyor, gözlerine hırs yürümüş... Yeni ufukları düşleyen kaşifler gibi hissettiriyor kendini sana... Düşkünlük, insanı dil perçeminden yakalayıp, yere çalmayı sever...
Bir bakmışsın gönlün çalkalanıyor, cebindeki şişliğin arttıkça... Düşkünlük, şişkinlik sever, her cihette...
Zamanın fecr vakti, ruhunu karışmış buluyorsun aynaya baktığında, büyüdükçe adın... Çünkü gece büyük adınla yatmışsın... Düşkünlük kaos sever, mübahtır senin düğümlenmelerin onun için...
İşte böyle başlıyor; düşkünlükle yarenlik yahut ona mahkumiyet...
Adı yok düşkünlüğün, naçizane fikrim...
Lakin bahsettiğim düşmüşlük, yokluk değil; bilakis var olduğunu hissettikçe düşkünlük...
Çamur topaklarına saplanası, gömülesi zehirli bir insan kaması...
Evet, adı yok düşkünlüğün...
Bir tanım, birkaç kelime, iki üç cümle yavan kalır...
Çeşni serilir önüne insanın; düşkünlük anlatımları ve ilintili hayat süzgeçleri...
Süzgeçlerinin acımasızlığıyla meşhurdur; zaman-ı hayat, lüzüm yok hatırlatmaya sanırım...
O süzgeçlerin en gözü dönmüşlerinin lideri; adsız, namıyla müsemma düşkünlük süzgeci...
Şehvetli, ağzı salyalı, gözleri içine dışına dönen ucube, garabet, heyula, korkunç bir canavar gibi bu insan laneti...
Türü çok malum...
Ancak çoğu zaman bir kadın adı oluyor, niyeyse tarifi içinde...
Ne acı!..
Üzüntüm; aşktan değil, hırslı, kontrolsüz şehvetlerden olması...
Çok acı!..