Untitled DocumentAYSEL SAĞIR (Arşivi)
Karanlık, dar dehlizlerden geçmekte olan ülkesini ve insanlarını söz konusu
dehlizlerde, sıkıştırılmış halleriyle yakalayan Necip Mahfuz,
Hırsız ve Köpekler’de de, tıpkı diğer eserlerinde olduğu gibi ülkesi
Mısır’ın dönüm noktalarını (1952 devrimi) temel almış. Mahfuz’un eserlerindeki
karakterleri anlayabilmek için Mısır’ın yakın tarihine de bir göz atmak
gerekiyor. Zira Mahfuz, her ne kadar karakterlerini, şartların bire bir örneği
olarak incelemese de, baskın koşulların insanlara yüklediği misyonlardan hareket
ederek, söz konusu misyonların bastırdığı, maskelediği kişiliklerin görünmeyen
yanlarını açığa çıkarıyor. Buradan hareketle, şekillenmiş düşünce yapısını
oturduğu yerden kaldırmak gibi bir derdi var diyebiliriz Mahfuz’un. Büyük hayal
kırıklıklarının biraz da bu; durmuş, oturmuş yapıdan kaynaklandığını gören bir
yazar olarak Mahfuz, Hırsız ve Köpekler’in temasını da hayal kırıklığı üzerine
kurmuş. Ancak Mahfuz’un, hayal kırıklığı ve ihaneti olaylarla sınırladığı
düşünülmesin sakın. Her ne kadar kitabında söz konusu durumu besleyen olaylardan
yola çıksa da, süreçlerin ve gelişmelerin zıtlarını da hep içinde barındırdığına
yönelik ince ve vurucu noktalara yapmış asıl vurgusunu.
Said, bir hırsızdır
Karakterlerle eşzamanlı olarak
Mısır’ın sokaklarıyla da tanıştığımız Hırsız
ve Köpekler’de, cezaevinden yeni çıkmış biri olan Said Mahran’la
karşılaşırız ilkin. Mısır’a özgü toplumsal yapılanmanın da eşlik ettiği söz
konusu tanışmada, toplumun alt kesimlerinden biri olarak karşımıza çıkan Said,
aynı zamanda da hakim değerlerin düğüm noktalarına işaret eder. Katı, geçirmez
bir yapı karşısında bir tür protest yapılanma içinde olan Said, bir hırsızdır.
Arkadaşı İliş’le gizli bir ilişki içinde olan karısı, İliş’le kurdukları ortak
bir plan sonucu Said’i polise ihbar etmiştir. Said ise, hem karısını elinden
alan arkadaşından, hem karısı Nebeviyye’den hesap sormak için, cezaevinden çıkar
çıkmaz onların yaşadığı yere gelecektir. Ama en çok da küçük kızı Sena’yı
özlemiştir. Asılında Said’i oraya götüren asıl itki gücü kızı Sena’dır.
Planlarına göre Sena’yı onlardan alacak, hesaplaşmasını da sonradan yapacaktır.
Fakat bu karşılaşma hiç de onun tasavvur ettiği gibi başlamaz. Bir polis
müdürünün eşliğinde gerçekleşen buluşma, kızının kendisinden korkması ve uzak
durmasıyla daha başlangıçta tersine döner. Bundan sonrasında ise Said’in öç alma
dürtüsünün verdiği güçle hızlandığını görürüz.
Haklı hırsızlık
Yaşadığı son durumdan sonra, peşine
takıldığımız Said’le Şeyh Ali el-Cüneydi’nin yanına gideriz. Mahfuz, Said gibi
Mısır halkının da şekillendiği önemli bir kültürel yapı, zikir ve ayinleri de
içeren bir alanı çıkaracaktır karşımıza. Cebel Caddesi’nde, Mukattam tepesinin
sırtıyla çevrilmiş, “kumlu toprak hayvanlar ve çocuklarla kaynayan”, yerde Ali
el-Cüneydi’nin bulunduğu eve sığınan Said, burada biraz soluklanacaktır. Ali
el-Cüneydi’nin temsil ettiği durumun Mısır halkını biçimleyen konumu bir yana,
Said için önemli bir yeri vardır. Zira Said, çocukluğundan itibaren bu yerde çok
kalmıştır. Gelişmeleri daha iyi anlamanın önemli noktalardan biri de Şeyh
Cüneydi’nin yoksullara sunduğu evi ve bir tür felsefe niteliğindeki
öğüt-öğretileridir. Zira Said’in olaylarını söz konusu yerden ve kişilerden
bağımsız sunmaz yazar. Said’in babasının da söz konusu yere bağlantılı olarak
öğrenci yurdunda kapıcı olduğunu, Said’in iç monologlarından öğreniriz. Ama
kitabın asıl noktası, hayal kırıklığının asıl beslendiği kaynak Rauf İlvan
kişiliğidir. Şeyh’ten sonra onu aşan ve başlangıçta- alternatif bir figür olan
Rauf İlvan kişiliği hayal kırıklığının asıl noktasıdır.
Bir gazetenin sahibi
olan Rauf, bir zamanlar Said için esin kaynağı olan özelliğini çoktan
yitirmiştir. Şimdilerde karşı olduğu dünyanın içinde olmakla kalmayıp, onun
tepesinde ve aynı zamanda ideoloğu olan Rauf, bulunduğu noktaya nasıl gelmiştir?
Hangi süreçler, olaylar ve Rauf’un kişilik özellikleri onu karşı tarafta
konumlanmaya itmiştir? Ya da Rauf, savunduğu doğrular ve karşı olduğu yanlışlar
konusunda samimi olmamış mıdır hiç? Rauf’un ve Rauf gibilerin varacakları yolun
sonu karşı taraf mı olacaktır, bu doğal bir sonuç mudur? Son derece can alıcı
soruların açığa çıktığı kitapta, aynı zamanda bu durum karşısında yapılması
gerekenleri açık bırakır Mahfuz. Bir ihanet çemberi içinde hapsolmaktan çok,
ihanet edenlerden hesap sormaya soyunan Said’in çıkışı aslında tepkisel olmaktan
öteye gidemeyecektir.
HIRSIZ
VE KÖPEKLER
Necib Mahfuz
Çeviren: Avi Pardo
