Bu araştırmadan çıkan başka ilginç bir sonuç daha var. O da
kalp krizi geçirenlerin yüzde 75’ inin kan kolesterol seviyelerinin normal olduğunun belirlenmiş olması.
İlaç endüstrisi daha fazla kolesterol düşürücü ilaç satmak için kan kolesterol düzeylerini giderek daha aşağı çekerken, kolesterolü çok düşürmenin kalp hastalıklarını ve bunlara bağlı ölümleri önlemediğini ortaya koyan çalışmalara her geçen gün bir yenisi ekleniyor.
Amerikan Kalp Derneği (AHA) kalp hastalıklarının önlenmesi için
LDL-kolesterolün 100’ ün, yüksek risk grubundakilerde ise 70’ in altında olması gerektiğini bildiriyor.
Dünyanın önde gelen tıp dergilerinden olan Lancet’ de yayınlanan bir metaanaliz, kolesterol düşürücü ilaçların kalp hastalığı olmayan her yaştaki kadınlarda ve 69 yaşın üzerindeki erkeklerde kullanılmasının yararını gösteren hiçbir kanıt olmadığını gösteriyor.
Gelelim neticeye
Yüksek kolesterol kalp krizi ihtimalini artırabilen sigara, hareketsiz yaşam biçimi, dengesiz beslenme, şişmanlık, yüksek tansiyon, diyabet, stres gibi risk faktörlerinden sadece biri.
Kolesterol yüksekliği tek başına asla bir hastalık değil ve kalp hastalığı riski olmayan insanların tedavi edilmesi de kesinlikle gerekmiyor.
Kolesterol tam aksine bütün ‘memelilerin’ hücreleri için hayati önemi olan ve hücreyi dış etkenlere karşı koruyan hücre duvarının temel yapıtaşı ve birçok kimyasal reaksiyonda da rol alıyor. Kortizol, testosteron ve östrojen gibi üreme hormonları, D vitamini, safra asitleri kolesterolden üretiliyor.
Önemli olan kolesterol yüksekliği değil, kafayı kolesterol yüksekliğine takmak.