Düşünce girdabında çalkalanmak
Gün ağarmak üzereydi…
Gözüne uyku girmiyor, yatağında bir o yana bir bu yana dönüp duruyordu… Akşamdan beri kafasındaki kimi düşünceleri silip atamıyordu…
Son zamanlarda uykusuz geçen geceleri sıkça yaşıyordu.
Yatağından yavaşça doğruldu, pencerenin önüne geldi ve karşı sahilleri izlemeye başladı… Oturdukları apartmanın en üst katında oturdukları için, körfezin karşı sahillerinde ki evlerin yanıp sönüyor izlenimini veren ışıklarını böyle uykusuz geçirdiği gecelerde uzun süre seyreder, bir heykel gibi dakikalarca kıpırdamadan penceresinin önünden ayrılmazdı…
Bu gecede camın önünde derin düşüncelere daldı…
Yönetimlerin gidişatına ve uygulamalarına baktığında, ülkesinin geleceğini hiç iyi görmüyordu… Halkın çok büyük çoğunluğu, ya zorla geçinebiliyor ya da perişanlık ve yoksulluk içerisinde ömür sürüyordu…
Gençler iş bulamıyor, fabrikalar bir bir kapanıyordu…
Evlilikler yürümüyor, ekonomik çöküntünün yarattığı çaresizlik, boşanmaları artırıyordu…
Kavgalı ve boşanmalarla sonuçlanan evliliklerin girdabında, büyük travmalar yaşayan minnacık yavrular ve okul çağındaki çocuklar, sağlıklı büyüyemiyor ilk geçlik yıllarından itibaren, yaşama küskün, saldırgan, çevresine ve insanlara kin nefret duyan sürekli tepkili fertler olarak hayata atılıyorlardı…
Annesi babası boşanmış, hayatın ortasında tek başına ve çaresiz bırakılmış küçücük yavruların sayısının her gün çığ gibi arttığı bir ülkede, gençlik yönünden nasıl sağlam temel oluşturulduğundan söz edilebilir ki?
Ülkeyi yönetenlerin, siyasetçilerin, üst bürokratların, büyük işadamlarının, önde gelen sivil toplum kuruluşlarının üst yöneticilerinin pek çoğunun çocuklarının “bedelli” olarak “uygun yerlerde” kısa dönem askerlikler yaparak daha sonra yurt dışında yaşam kurmaları model haline getirildikçe, ülkede, eşitlikten, hakkaniyetten, huzurdan, barış, kardeşlik ve dayanışmadan nasıl söz edebilirdi?
Kimlerin çocukları askerlikten muaf olmuş ya da “uygun yerlerde” kısa dönem askerlik yapmış? Kimlerin çocukları dünyanın ileri ülkelerinde, iyi koşullarda okumuş ya da okutulmuş ve yurt dışında çok önemli yer ve kurumlarda iş ve aş sahibi olmuş? Hepsi ortada ve biliniyor…
Dünyada tuzu kuru yüzde 20’lik kesimin geliri ve serveti, yüzde 75’lik alt kesimin kazancının yüzlerce katını aşıyor! Ne yazık ki durum Türkiye’de de bundan farklı değil!
İnsanlar, işsiz, ekmeksiz ve çaresiz bırakılarak “kaderci” ve “köle” toplum yaratılıyor. Seçim zamanlarında işi aşı olmayan kitlelerin oyunu almak; gıda paketlerinin ve kömür çuvallarının kapılara bırakılmasıyla kolayca mümkün olabiliyor. İktidar partisinin üst yönetimlerinden ve il başkanlıklarından geçmeyen referansların, devlet kadrolarında işe girmede hiçbir geçerliliği bulunmuyor! “Hamili kart yakinimdir” prosedürü işlemediği sürece, iş, aş ya da mevki, makam sahibi olamıyorsunuz!
Düşünceler kafasında akıp gidiyordu…
Talihsiz ülkem, zavallı halkım! Nasıl bu hallere geldin? Kimlerin kötü yönetimi ve ihaneti seni uçurumun kenarına getirdi… Sadece günlük nafakasını çıkarabilmek için sabahın erken saatlerinden, gece geç saatlere kadar yırtınırcasına çalışan, dünyada ne olup bittiğini anlamak için okumak, araştırmak ve gerçeği görmek için vakti ve ekonomik olanağı olmayan insanlarla, nasıl bu ülke feraha ve aydınlığa kavuşur…
İstatistikler her şeyi ortaya koyuyordu…
Kitap okuma konusunda işte dünya gerçeği ve hazin Türkiye tablosu
- Toplam nüfusu sadece 7 milyon olan Azerbaycan’da kitaplar ortalama 100.000 tirajla basılırken, Türkiye’de bu rakam 2000 - 3000 civarında basılmaktadır.
- Gelişmiş ülkelerde kişi başına düşen yıllık kitap alımı, ortalama 100 ABD doları, Türkiye’de ise bu rakam 10 ABD dolarının altındadır.
- Türkiye’de her 100 kişiden sadece 4,5 kişi kitap okuyor.
- Japonya’da yılda 4 milyar 200 milyon kitap basılıyor. Türkiye’de sadece 23 milyon.
- Birleşmiş Milletler İnsani Gelişim Raporu’nda, kitap okuma oranında Türkiye, Malezya, Libya ve Ermenistan gibi ülkelerin bulunduğu 173 ülke arasında 86. sırada.
- Japonya’da kişi başına düşen kitap sayısı yılda 25, Fransa’da 7. Türkiye’de ise yılda 12 bin 89 kişiye 1 kitap düşüyor.
- Türkiye’de yüksek öğrenim görenlerin oranı 1965’e göre 14 kat arttı. Ama Yüksek Öğrenim mezunlarının kitap okuma oranı 1965’in de altında kaldı.
Dünyada Bir Yılda Ders Kitapları Hariç Basılan Kitap Sayısı
|
Amerika |
72 000 |
|
Almanya |
65 000 |
|
İngiltere |
48 000 |
|
Fransa |
39 000 |
|
Brezilya |
13 000 |
|
Türkiye |
6 031 |
Sabaha çok az vakit vardı ama günü ayakta geçirebilmek için bir iki saatte olsa uyuması gerektiğini düşündü ve yatağına uzanıp uykuya dalmaya çalıştı…
BURHAN ÖZBEY
burhanaozbey@yahoo.com
burhanozbey21@hotmail.com