AA - Bakan Çelik, Bursa Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (BESOB) tarafından İç Kozahan'da restorasyon çalışmalarının başlatılması nedeniyle düzenlenen törende, Türk milletinin, sıradan bir millet olmadığının farkında olması gerektiğini söyledi.
''Kozahan'' gibi yapıların, sıradanların oluşturacağı eserler olmadığını dile getiren Çelik, Türk medeniyetinin ''yok eden'' değil, aksine ''var eden'' bir medeniyet olduğunu ifade etti. Çelik, şöyle konuştu:
''Yok edilmekle karşı karşıya kalanların sığındığı medeniyetiz. Bugün dünyada yaşanan son gelişmeler çerçevesinden bakarsanız bu tarihi mekandan seslenmek gerekir, ey zavallılar, ne yaptığınızı bilmiyorsunuz. Tenkit ettiğiniz medeniyet, sözde yargılamaya çalıştığınız medeniyet var eden bir medeniyettir. Hatta siz bugün eğer varsanız, kendi inancınızı ve değerlerinizi yaşıyorsanız bu medeniyete borçlusunuz. Aksi takdirde bu medeniyet sizin gibi yok eden medeniyet olsaydı ne Kafkaslarda ne Orta Doğu'da ne Balkanlar'da Osmanlıca ve Türkçeden başka hiçbir dilin bugün konuşuluyor olmaması gerekirdi.''
Çelik, insan onuruna saygı duyan, insan merkezli bir medeniyete sahip olduklarını vurgulayarak, şöyle devam etti:
''Yalnız insana değil, hayvanlara da kurduna da kuşuna da sahip çıkan bir medeniyettir. Ama ne acıdır ki bugün tarihin sayfasını geriye doğru çevirmekten aciz olanlar, parmak hesaplarıyla bu şanlı tarihi, ecdadı lekelemeye çalışıyorlar. Bu parmakların kalkması ile bunlara güçlerinin yeteceğini kimse düşünmesin. Aksine geriye döndükçe utanacaklardır. Yüzleri kızaracak olan onlardır. Bundan kimsenin hiç kimsenin şüphesi olmasın.''
Böyle bir medeniyetin torunları olarak bu eserlerin yaşaması konusunda ciddi sorumlulukları bulunduğunu anlatan Çelik, bu bilinçle sekiz yıldır Türkiye'de önemli çalışmalara imza attıklarını belirtti.
Çelik, artık Vakıflar Genel Müdürlüğü ve dolayısıyla bölge müdürlüklerinin eskisi gibi sadece vakıf malını ve yerlerini konuşmadığını ifade ederek, onları ayağa kaldırmaya çalıştığını, projelendirdiğini ve sorunu çözerek gelecek nesillere daha sağlıklı bir emaneti devretme huzuru içerisinde büyük gayret gösterdiklerini anlattı.
Binlerce eserin bugün Türkiye'nin dört bir yanında onarılıp, restore edildikten sonra milletin yeniden hizmetine sunulduğunu kaydeden Çelik, bu işleri yalnız Vakıflar Genel Müdürlüğü ve bölge müdürlüklerine bırakmadıklarını, yerel yönetimlere de konuyla ilgili ciddi kaynak transferi yaptıklarını bildirdi.
YURT DIŞINDAKİ ESERLERİN RESTORASYONU
Çelik, emlak vergisinden belli bir payın artık tarihi eserlerin onarımı için kullanıldığına dikkati çekerek, şu bilgileri verdi:
''Çalışmalarımız, yalnız yurt içinden ibaret değil. 'Biz bir zamanlar ne milletmişiz' diye söylüyoruz. Biraz geriye doğru gittiğiniz zaman çok büyük bir coğrafyaya hükmetmiş bir imparatorluğun varisleriyiz. İşte o coğrafya açısından baktığınızda ne eserler bırakmışız ne eserler. Orta Doğu'ya Kafkaslara ve özellikle Balkanlara bakın bu ecdadımız ne eserler bırakmış. Birileri bunları tahrip etmekle meşgul. O kadar eser bırakmışız ki tahribe bile güçleri yetmemiş. Onların da sorumluluğunu taşıyan bir milletiz.''
Çelik, Türkiye İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığının (TİKA) yurt dışındaki tarihi mirasın ayağa kaldırılmasıyla ilgili çok yoğun çalışmalar gerçekleştirdiğine de değindi.