Edepli olmak en çok kime yakışır? Ya da edepli olmanın yakışmadığı kimse var mı?
Bu sorulara cevap verirken kendini edep dışında görecek hiç kimse çıkmaz sanırım. Belki başkalarına göre en edepsiz olan da kendini edepli görecektir.
Zaten edep mevzusu biraz da başkalarına göre şekillenmiyor mu? Yani başkanın, başkasının olduğu yerde edepten söz edebiliriz.
Bu durumda edepten bahsetmek için sınırlarımız ne olmalıdır? Kime göre edep, neye göre edep?
Edepsizliğe iten nedenler nelerdir? Bazı nedenler edepsizlere ve edepsizliklere mazeret olabilir mi?
Gördüğünüz gibi edep konusuna bir kaç soruyla girdik. Sorularla devam edersek sanırım felsefenin sınırlarına girmiş olacağız.
Tabi sorduğumuz sorulara cevap vermek gibi bir niyetimiz yok. Zaten bu konuda objektif bir konumda olmak da oldukça zordur. Edep konusunda farklı inanışlar, farklı kültürler değişkenliğe yol açmaktadır.
Ancak herkes hayatında en az bir kere bir edepsizliğe maruz kalmıştır. Ve yine çoğu kişi istemeden de olsa edepsizlik yapmıştır. Bu durumda herkes kendine göre bir ölçü alabilir.
İstem dışı edepsizlikleri mazur görebiliriz. Ama kendini akıllı sanan, düşündüğünü iddia eden, toplumda kendine göre yer edinmiş bazı kişilerin kabullenemedikleri düşüncelerin sahiplerine karşı sınırları aşan şekilde cevap vermeleri ve meseleyi şahsileştirmeleri edepsizliğin resmidir.
Şair:
“Ehl-i irfan arasında aradım kıldım talep
Her hüner makbûl imiş illâ edep illâ edep”
Yani sizde ne hünerler, ne cevherler bulunursa bulunsun bir insanda birinci derecede aranması gereken vasıf edeptir der.
Durgun suda herkes yüzücüdür. Önemli olan fırtınalı sularda kurtarıcılığa soyunmaktır. Zülfü yârime dokunmadığın sürece edepli olmam marifet değildir. Önemli olan eleştiri yapıldığı zaman soğukkanlılıkla eleştiriyi kabullenmektir.
Dilin kemiği yoktur derler. Acaba olsa nasıl olur bilinmez. Ancak eğer bu dilin kemiği yoksa ve insanoğlu kemiksiz bir dille hayatını idame ettirecekse söylediklerine dikkat etmelidir.
Edepsizlik insan olmanın uzağına düşmektir. Yaratılmışların en güzeli olan insana bunu yapmak hiç kimsenin hakkı değildir.
Bir başka şair ise şöyle diyor:
“Edep bir tâc imiş nûr-ı Hüdâ’dan
Giy o tâcı emin ol ber belâdan”
Edep, Allah’ın nurundan bir taçtır insan için. Bu tacı giyen bütün belalardan uzak olur.
Belki toplumsal olarak yaşadığımız çıkmazların, kırıcı tartışmaların nedeni edepten uzak olmaktır.
Büyük-küçük, âlim-cahil hiç fark etmez edepli olmak için. Mehmet Akif bu ayrımı kaldırarak edebi çok güzel ifade etmedi mi? Büyük şair şöyle diyor:
"Ne ibret! Yok mu bir bilsen kızarmak bilmeyen cehren?
Bırak tahsili evladım, sen ilkin bir hayâ öğren"
Biraz daha gayret biraz daha dikkat…
mevlanatrb@gmail.com