Hangi sorunları konuşursak konuşalım, hangi engellerle karşılaşırsak karşılaşalım bu ülkenin en büyük gerçeği eğitim sisteminin sancılı olmasıdır. Aslında sancılı demek hafif kaçabilir. Çünkü mevcut sorunlar sancı değil kronik ağrılardır.
Herkesin eğitimci (!) olduğu bir yerde söyleyecek söz kalmaz. Başta söylenecekler sonda, sonda söylenecekler başta söylendikten sonra da gerçek söze gerek kalmaz.
Günümüz imkânlarının elli yıl öncesinden çok çok iyi olduğu aşikârdır. Eğitimle ilgili araç gereçler, kullanılan binalar, sosyal imkânlar kıyaslanamayacak düzeydedir. Ancak gelin görün ki eğitim kurumlarımızda eğitim görenlerin çoğunluğu acınacak durumdalar.
Orta öğretime gelmiş bir öğrenci kapı açmasını, oturmasını, istemesini, konuşmasını bilmiyorsa ister sınıflara akıllı tahta ister akıllı robotlar koyun hiçbir faydası yok.
Ama bildiğimiz bir şey vardır. O da eğitim sisteminin bireyler üzerinde eskisi gibi etkili olmayışıdır. Çünkü tek bilgi kaynağı okul olmaktan çıkmış, sosyalleşme aracı olan okullar tahtlarını başka ortamlara bırakmıştır.
Acaba facebook okulları mı kursak?
Fakat bütün bu olumsuzluklara karşı eğitim sisteminin çare olması gerekirken etkili olamayışı büyük bir kusurdur. Çünkü eğitim sistemimiz kısmen ideolojik saplantılara, kısmen ehil olmayan kişilere kurban edilmektedir.
Bir gün ormandaki hayvanlar bir araya gelip eğitimle ilgili kötü gidişata son vermek için okul açmaya karar verirler.
Bir tavsan, bir kuş, bir sincap, bir balık ve yılanbalığı yönetim kurulunu oluşturur. Tavsan, müfredatta koşmanın bulunmasını, kus uçmanın olmasını, balık yüzmenin dahil olmasını ister ve sincap da ağaca tırmanmanın ve toprak kazmanın zorunlu dersler arasında olması gerektiğini söyler. Bütün bunları bir araya getirip bir müfredat yaparlar ve bütün hayvanların bu dersleri görmesini isterler.
Tavsan, koşu dersinden A alıyor olmasına rağmen, ağaca tırmanmak onun için çok ciddi bir sorundur. Sürekli kafa üstü düşüyordur. Bir süre sonra beyni hasar görür ve eskisi gibi koşamaz. Artık koşuda A almak yerine, C alıyordur ve tabii, ağaca tırmanmada ise her zaman zayıf alıyordur.
Kus, uçmada çok başarılıdır ama sıra toprak kazmaya geldiği zaman o kadar başarılı değildir. Sürekli gagasını ve kanatlarını kırıyordur. Bir süre sonra toprak kazma notu hala F olmasına rağmen, uçma notu C'ye düşmüştür. O da ağaca tırmanmada çok zorlanıyordur.
Balık, yüzmede mükemmeldir ama ne ağaca tırmanabiliyor ne de koşabiliyordur. Ne zaman bunları yapmaya kalkışsa ölecek gibi oluyordur. Sonunda yüzgeçleri zarar görür ve artık yüzmeyi bile yarım yamalak yapar olur.
Sincap, ağaca tırmanma, koşu ve toprak kazmada başarılı olsa da, yüzmede boğulma tehlikeleri yaşaya yaşaya iyi yaptıklarını eskisi kadar yapamaz hale gelir. Sonuçta sınıf birincisi olan hayvan her şeyi yarım yapabilen, geri zekâlı yılan balığı olur. Ne adına?
Geniş tabanlı eğitim adına!
Etkisiz yönlendirmeler, kesintisiz eğitim, aşılamayan katsayı problemi, gücünü kaybeden eğitim neferleri, herkesi aynı kalıba sokma anlayışı eğitim sistemimizi kaldırılamayacak bir enkaza dönüştürdü.
İşte en büyük sorunumuz da budur.
mevlanatrb@gmail.com