Ekonominin çökmekte olduğu nereden anlaşılır?
Dost, akraba, arkadaş ziyaretlerinin azalmasından.
Başka neden ya da nelerden anlaşılır?
“Hadi yarın akşam oturalım bir yerde iki kadeh atalım” diyenlerin sayısının giderek azalmasından.
Ya da böyle önerilere; “vallahi dostum, bir toplu konuta girdik, üç-beş sene hiç kıpırdayacak halimiz kalmadı” türü yakınmaların bol bol artmasından..
Televizyonlarda ki kimi yorumcuların, hemen her konuşmalarında, gazetecilik mesleği altında onu bunu eskisi gibi çarpamamasından(!) ve bundan ötürü gittikçe içine düşmekte oldukları kişisel batağın, ülkede ekonominin yangın yerine dönmekte olduğu biçiminde yorumlamalarından..
Evde Karı koca kavgalarının artmasından.
Evin hanımı tarafından koltukları değiştirelim, perdeleri stor yapalım, buzdolabının artık miadı doldu vs. önerilerine karşı kocalarının gösterdikleri aşırı tepkilerden.
Aydan aya gelen elektrik, su, doğalgaz faturalarının gözlere gittikçe “canavar” gibi görünmesinden.
Kredi kart ödemelerinde, o aya ait borç miktarını değil de, asgari ödenmesi gereken tutarı ödemek çaresizlik ve “faciasına” düşmekten…
Sokakta yürüyen her on insandan sekizinin yüzünün tokat yemiş gibi asık olmasından…
Yapay değil, gerçek anlamda toplumda gözlerinin içi gülen insan sayısının yok denecek ölçüde azalıyor olmasından.
Arabanın benzinin ve bakımının, çocuğun ayakkabısının, okul ve dershane taksitinin vs. nin gittikçe sorun olmaya başlamasından.
Hükümet edenlere, yerel de ve merkezi hükümette yakın olanların; görünür biçimde ciddi biçimde zenginleşmelerinden…
Buna karşın, fakir ve çaresiz kalan kitlelerde; fuhuşun ve orospuluğun olabildiğine artmasından.
Ödenmeyen senetlerin, geri dönen çeklerin, intihar ve cinayetlerin
bol bol haber olmasından…
Daha sayalım mı?
Var mı bir babayiğit çıkıp ortaya, önümüzde ki orta vadede ekonomik kriz olmayacak, işler daha iyi gidecek diye efelenebilecek?
AKP balonu söndü, sönmek üzere…
Üstünde ki boyalar ve cilalar patır patır dökülmeye başladı.
Yavaş yavaş anlayacaklar ki; “türban oyunu” karın doyurmuyor.
Dikkat edin “türban” demiyoruz, “türban oyunu” diyoruz…
Çünkü Türkiye’de başörtüsü sorunu yok. İsteyen istediği gibi başını ölçebiliyor, isterse de kıçını açabiliyor. Kimsenin kimseye neden başını örtüyorsun ya da neden bacağını, kıçını açıyorsun diye hesap sorduğu yok.
Kasıtlı olarak çıkarılan “Siyasi simge türban” sorunu var.
Bunu kim yarattı? Tayip Erdoğan ve partisi AKP…
Bu ülkede Tayip Erdoğan ve partisinin dini istismar sorunu var!
Aç ve işsiz bırakılan insanların, “dinsel duygularını” sömürerek, iktidarda kalmak ve bu avantajdan yararlanarak yönetenlerin sülale boyu zenginleşmenin taktik ve plânı var…
Sevgili okurlar; ne yazık ki ülkede durum ve gerçekler şimdilik böyle…
BİLİN BAKALIM NEDEN?
*Bir gazete patronu yerel medyada büyük yatırım yaptığı gazetesinin satışı günlük olarak sadece üç beş yüz olduğu halde, neden hâlâ gazetecilik yapmaya devam eder?
Gazetecilik faaliyetinin aylık bir daire fiyatı kadar olan giderini ve ayakta kalmak için gereken gelirini; giderinin yarısı kadar bile gazetecilik geliri olmadığı halde, kimden ve ne yolla temin eder?
Hiç merak ettiniz mi?
*Bir insan zır cahil olduğu ve kitapları dinamit lokumu, gazete kağıtlarını “kese kağıdı” olarak gördüğü halde, gerek kültür ve gerekse anlayış bakımından medya ile uzaktan yakından ilgisi olmamasına karşın; neden yerelde bir büyük medya yatırımına girer ve bu yatırım için harcamış olduğu büyük büyük paraları nereden nasıl ve ne yolla bulmuş olabilir?
Hiç düşündünüz mü?
BURHAN ÖZBEY