Son Haberler
28.05.2012 Pazartesi 07:04
USD 1,7570 EUR 2,3630 EUR/USD 1,3449 IMKB100   59737/%0,00
ISTANBUL Perşembe: 15°C/21°CCuma: 15°C/22°CCumartesi: 14°C/23°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

EL HALIC: TÜRKİYE... DEMOKRATİK VE SICAK BİR YAZ
16.08.2010 19:00

ANKARA, 16/08(BYE)--- BAE'de yayımlanan el Halic gazetesinin 14 Ağustos 2010 tarihli internet sayfasında, Muhammed Nureddin imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan yorumun çevirisi şöyledir:

Türkiye'de 2010 yaz mevsimini, iki dönem arasındaki bir dönüm noktası olarak görmek mümkündür. Zira siyaset gündeminde çok önemli bir olay yaşandı ve bunu 12 Eylül'de ikinci bir olay takip edecek. Her iki olay birbirinden bağımsız olmayıp birbirini tamamlar niteliktedir. İlk olay, ordu piramidindeki atamalar konusunda siyasi ve askerî otoriteler arasında yaşanan çekişmeydi. Bu konuda herhangi bir atama Başbakan ve Cumhurbaşkanının onayını gerektiriyor. Ancak Yüksek Askerî Şûra (YAŞ), ordunun kendi bünyesinde devlet içinde devlet oluşturuyordu; ordu da devlet içinde devlet oluşturuyordu. Terfi ve atamalarla ilgili askerî teşkilatlanmalar YAŞ'ta belirlendikten sonra Başbakan ve Cumhurbaşkanına sunuluyordu ve Başbakan ve Cumhurbaşkanı genelde bu kararlara itiraz etmeden kararları onaylıyorlardı. Bu durum, orduyu destekleyen laik hükûmetler döneminde söz konusuydu. Daha önce hükûmetle ordu arasında askerî atamalarla ilgili yaşanan herhangi bir "çekişme", siyasi çekişmenin dışındaydı.

AK Partinin 2002'de iktidara gelmesiyle oyunun kuralları değişmeye başladı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, temkinli bir biçimde sesini yükseltmeye başladı. Ancak en sonunda yine YAŞ'ın kararlarını onaylıyordu.

Bu yıl durum farklıydı. Erdoğan'ın YAŞ'ın bazı kararlarına itiraz etmesi, orduyu zayıflatmak amacıyla değildi. Ancak alınan kararlar, demokratik ve ahlaki skandal niteliğindeydi.

Yüksek mevkilere atanmayı veya terfi edilmeyi hak eden birçok general var. Yüksek Askerî Şûra bu atamaları gerçekleştirdi. Ancak bunların 11'inin, 2003'te hükûmete yönelik darbe planına karıştıkları şüphesiyle yargı önüne çıkmaları isteniyor.

Siyasi iktidar ilk defa devletin ve askerî müessesenin itibarını kazandırma savaşına giriyor. Zira meşru iktidar aleyhine komplolar kuranlar nasıl terfi edilebilir? Yüksek Askerî Şura'nın bunları cezalandırması ve ihraç etmesi gerekiyordu ancak bunu yapmadı.

Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, itiraz etmekle yetinmedi, bunların bazılarının atanmasına karşı çıktı. Dolayısıyla suçluların isimlerini içeren herhangi bir karara imza atmayı reddettiler. Ordu kendisini ilk defa iradesinin kırıldığı bir olayın karşısında buldu. Ordunun hukuki veya ahlaki konumu güçlü olsaydı bu savaşı kaybetmeyecekti.

AK Parti hükûmeti, özgürlükleri ve demokrasiyi güçlendirmek için AB kriterlerine dayalı sloganlar atıyor. Demokrasinin tanımı, Türkiye'de bazı çevreler hariç bütün dünyada bellidir. Eğer demokrasi, yönetimde halkın sesinin esas alınması değilse başka ne olabilir?

Erdoğan hükûmeti de devlet içinde devletçiklerin oluşumunu engelleyen gerek askerî gerekse yargı düzeyinde önemli bir reform paketi için 12 Eylül'de yapılacak referandumla bir demokrasi çabası veriyor.

Çatışmanın özü ülkede demokrasinin sağlanması olduğundan demokrasiden korkanlar AK Parti ve liderine karşı kapsamlı bir kampanya yürütüyor. Bu kampanyanın reformların özüyle hiçbir ilişkisi yok. Bunun amacı yapılacak genel seçimlerde iktidardan inmesini sağlamak için Erdoğan'ı zayıflatmaktır. Bu reformlardan yararlanacak olan Kürtler bile reformlara ve Erdoğan'a karşı sert kampanyalar yürütüyor.

12 Eylül referandumu başarılı olursa bu, gelişmiş rejimlerin başarı sırrı sayılan halkın iradesine saygı duyma olgusunu sağlamlaştıran yeni bir dönemin başlangıcı olacaktır.

Türkiye ilerlemek istiyorsa sicilini ve tarihini hatalardan ve çatlaklardan temizlemelidir. Nitekim, Erdoğan ve arkadaşlarının yapmaya çalıştıkları da budur.

YORUMLARINIZ
Henüz bir yorum yapılmamış.
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.