Son Haberler
28.05.2012 Pazartesi 07:05
USD 1,7570 EUR 2,3630 EUR/USD 1,3449 IMKB100   59737/%0,00
ISTANBUL Perşembe: 15°C/21°CCuma: 15°C/22°CCumartesi: 14°C/23°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

EL HAYAT: TÜRKİYE CUMHURBAŞKANI İLE BÖLGEYE VE SORUNLARINA DAİR BİR AKŞAM YEMEĞİ
13.08.2010 14:00

ANKARA, 12/08(BYE)--- Londra'da yayımlanan el Hayat gazetesinin 11 Ağustos 2010 tarihli internet sayfasında, Muna Mukarram Abid imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan haber-yorumun özet çevirisi şöyledir:

Türkiye'nin Kahire Büyükelçisinin akşam yemeği daveti, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile bir araya gelmemi sağladı. Gül'ün konuklarını karşılama yöntemi beni şaşkınlığa düşürdü. Kendisi çevresindekilere karşı oldukça samimi, mütevazı, açık yürekli ve her türlü görüşü kabul etmeye hazır bir şekilde yaklaşıyordu. Akşam yemeği sırasında kendisine yaklaştım, selam verdim. O da bana gülümseyerek karşılık verdi. Kendisine naifçe ve heyecanla, "Neden barış sürecinin yönünü değiştirmek ve doğru tarafa itmek için Mısır ile Türkiye arasında ortak bir komisyon oluşturulmuyor?" diye sordum. Gerçekten de Mısır ve Türkiye, Filistin meselesine ve Arap-İsrail kavgasına adil ve kapsayıcı bir çözüm bulmak için neden iş birliği yapmıyorlardı?

Bakış açımı aktarmaya devam ettim ve şöyle dedim: "Mısır'ın siyasi, coğrafi ve tarihî açıdan pek çok deneyimi var. Türkiye'nin de Asya ve Avrupa'da bir ağırlığı, Amerika ile mükemmel ilişkileri var. Ayrıca Özgürlük Konvoyu olayına rağmen İsrail ile siyasi ve askerî bağları var. Ancak bu olay görmezden gelinirse Türkiye, çözüme ulaşmak için bu ilişkilerini Mısır ile ittifakta da kullanabilir. Hedefe ulaşmak ve Orta Doğu'daki çıkmazdan kurtulmak için iki taraftan uzmanların katılımıyla görüşmeler ve toplantılar düzenlenebilir."

Cumhurbaşkanı Gül, söylediklerimi sessizce ve ilgiyle dinledi, sonra da şu yanıtı verdi: "Bu çok iyi bir fikir. Bunu uygulamak için de hazırlığımız var." Gül, daha sonra siyasi danışmanı Feridun Sinirlioğlu'nu ve Kahire Büyükelçisini yanına çağırarak bu önerinin hayata geçirilmesi talimatını verdi. Aynı öneriyi Mısır Dış İlişkiler Konseyi Başkanı Büyükelçi Abdurrauf El Raidi'ye de götürdüm, o da öneriyi memnuniyetle karşıladı ve Parlamentonun bunu benimsemeye hazır olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Gül'e teşekkür ettim ve Mısır ile Türkiye'nin barış sürecinde ne yapabileceklerini düşünmek için eve döndüm ve pek çok şey buldum. Zira AK Parti döneminde Türkiye, komşularla sorunlarını sıfırlamak konusunda büyük adımlar attı ve yavaş yavaş Orta Doğu'daki nüfuz çevresine dönmeye başladı. Bu da Türkiye'nin rolüne daha önce var olmayan bir ağırlık kazandırdı. Tabii bu, parti liderlerinin de karizmaları, zekaları ve ekonomik alanda daha önce görülmemiş bir ilerleme kaydetmeleri sayesinde oldu. Art arda gelen bu başarılar partinin, vatandaşın güvenini kazanmasını sağladı ve bu sayede hükûmet, askerin iktidar üzerindeki egemenliğini sınırlayan siyasi ve anayasal reformlar yaptı.

AK Parti hükûmeti dış çevrelerde daha büyük bir özgürlükle hareket edebilme imkânı sağlıyor. İslami köklerine rağmen AK Partinin laikliği ve Atatürk ilkelerini zekice ve ılımlı bir yönde ele alması, attığı adımlara uluslararası çevrelerin ve halkın desteğini sağladı, bu da ordunun darbe yapmasını önledi. Bu durum, Ahmet Davutoğlu gibi zeki bir adamın Türkiye'nin bölgedeki rolünü yeniden planlamasını sağladı ve Türkiye, Orta Doğu'nun önemli dosyalarında güçlü bir varlık gösterdi, bölgesel meselelerdeki ara buluculuğu memnuniyetle kabul gördü. Öte yandan bölgesel rolünün başka güçlerin lehine geri çekildiği söylense de Mısır, konumu gereği vazgeçilmez bir ülke.

Ne denirse densin, söylenenler ne kadar doğru olursa olsun zaman ve mekan, genel olarak Orta Doğu'da, özel olarak da barış sürecinde rol almak isteyen bütün tarafları, Mısır'ın kapılarını çalmak zorunda bırakıyor ancak bu durum, Mısır'ın rolünün yeterli olduğunu göstermiyor aksine bu rolün zayıf düşmesiyle ilgili söylenen her şey doğru fakat kimi zaman coğrafya ile tarihin, siyasi gerçeklerden daha farklı bir söylem gücü olabiliyor. Kendi kendime şunu sordum: Madem hem Mısır'ın hem de Türkiye'nin bu dosyada kozları mevcut, o hâlde bu kozlar neden asil bir hedef için yani Orta Doğu'da barış için bir araya getirilmiyor?

YORUMLARINIZ
Henüz bir yorum yapılmamış.
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.