ANKARA, 03/08(BYE)--- Londra'da Arapça yayımlanan el Kuds el Arabi gazetesinin 2 Ağustos 2010 tarihli internet sayfasında, Husam el Ducani imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan yorumun çevirisi şöyledir:
Öyle görülüyor ki Türkiye sadece Asya ve Avrupa kıtalarını birbirine bağlayan konumu üzerinde durmayıp bu ayrıcalıklı konumu, AK Parti lideri Recep Tayyip Erdoğan'ın dehasıyla da birleştirmiş.
AK Parti, Türkiye'de ister siyasi, ister iktisadi, isterse sosyal olsun bütün alanlarda nitel sıçramalar gerçekleştirdi. AK Parti, Atatürkçü laik devletin daha önce Türk halkına vermediği minimum özgürlükleri korudu. Bu durum Avrupa'ya göç eden birçok Türk'ün anavatanına dönmesine neden oldu. AK Parti ayrıca beyin göçünü de durdurabildi. Böylelikle Osmanlı'nın görkemli geçmişi sanki geri dönmüş oldu.
Türkiye'nin başarıları sadece bunlarla sınırlı değil, bu başarılar dış politikaya da sıçradı. Türkiye, dış politikasını yönetme ve sert diplomasi yürütecek zamanları ayarlama konusunda üstün başarılar kaydetti. Bu durum, Özgürlük Filosu krizinde açıkça ortaya çıktı. Türkiye bu olay sonrasında İsrail'in eylemlerine karşı büyük bir uluslararası destek toplamakta başarılı oldu. Nitekim bu krizin yankıları hâlâ devam ediyor.
Türkiye'nin dehası, bölge sorunlarına bakış açısından kaynaklanmaktadır. İşte Türkiye bu noktada son dönemlerde sert diplomasiden, esnek diplomasiye geçiş yaptı. Türkiye, geleceği üzerine kurabileceği bir tarihî tutum koparma konusunda başarılı oldu.
Türkiye'nin, İsrail'e yönelik önce sert, sonra yumuşak diplomasi kullanarak kendisi için en önemli olan stratejik hedefi gerçekleştirebileceğini düşünüyorum. Bu önemli hedef, AB'ye üye olmaktır. Nitekim İngiltere Başbakanı David Cameron, Türkiye'nin AB üyeliği için mücadele edeceğini söyleyerek bu hususu dile getirdi.
Nitekim Türkiye de bunu istemektedir, yani hem Doğu hem de Batı ile ilişkilerini korumayı amaçlamaktadır. Bu durum Türkiye'yi bölgede siyasi ve ekonomik geleceği olan eksen bir ülke yapmaktadır.
Erdoğan okulu modeli, bizim Arap ve Müslüman rejimleri için yararlı bir modeldir. Bu model ayrıca bölgeden bölgeye siyasi ortamlar, hedefler, vizyonlar ve çıkarlar değişse de yönetimde siyasi İslam hareketleri deneyimlerinin başarılı bir örneğidir.