Son Haberler
28.05.2012 Pazartesi 07:06
USD 1,7570 EUR 2,3630 EUR/USD 1,3449 IMKB100   59737/%0,00
ISTANBUL Perşembe: 15°C/21°CCuma: 15°C/22°CCumartesi: 14°C/23°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

EL ŞARK: ERDOĞAN ASKERLERİN BİLEĞİNİ BÜKTÜ... DEMOKRASİNİN TARİHÎ ZAFERİ
09.08.2010 19:00

ANKARA, 09/08(BYE)--- Katar'da yayımlanan El Şark gazetesinin 8 Ağustos 2010 tarihli internet sayfasında, Muhammed Nureddin imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan yorumun çevirisi şöyledir:

Türkiye'de bu ay yapılan ve dört gün süren Yüksek Askerî Şûra (YAŞ) toplantıları normal işleyişinde olmadı. Ülkede en yüksek askerî heyet niteliğini taşıdığı için eskiden devlet içinde devleti oluşturan bu Şura, tarihinde ilk defa gerçekleşen bir meydan okumayla karşı karşıyaydı. Yılda iki kez yapılan YAŞ toplantısı, askerî müessesenin bir veya iki yıllık sürelerle görüntüsünü belirleyen iç atama ve terfi sorunuyla karşı karşıya kaldı.

Şûra toplantıları, eskiden siyasi otoriteyle çelişkinin zirvesindeyken bile, generallerin ve karanlık odakların, istedikleri kişileri yerlerinden etmek için ellerinde kılıçlarını taşıdıkları bir mekana benzemekteydi. Bunlar bu eylemleri gerçekleştirirken öncelikle laikliği savunma daha sonra da anti İslamcılık, solculuk ve bölücülük iddialarıyla hareket ediyordu.

AK Parti iktidarının ilk yıllarında bile YAŞ toplantılarının başkanlığını yapan Başbakan, sadece belirlenen bazı isimlerle ilgili itirazlarını sunmakla yetiniyordu, yani atamaları durdurmuyordu. YAŞ isimleri belirliyordu Başbakan ve Cumhurbaşkanı da daha sonra bu isimleri onaylıyordu. Ancak bu yılki durum farklıydı.

Ordu, geleneğini bozmak istemedi ve istediklerini atamaya çalıştı. Ancak bu askerî meydan okuma, siyasi otoriteye saygısızlık aşamasına kadar geldi. Zira hükûmeti 2003 yılında devirme komploları düzenlemekle suçlanan bazı generallerin terfisi istendi. Başbakan ve Cumhurbaşkanı özellikle bu duruma güçlü bir şekilde itiraz etti.

Erdoğan, 1. Ordu Komutanı Hasan Iğsız'ın askerî kurumda ikinci önemli konum sayılan Kara Kuvvetleri Komutanlığına atanması projesine karşı çıktı. Erdoğan karşı çıktı, Abdullah Gül de destek verdi. Çünkü bu husus, demokrasiyi sağlamlaştırmak ve askerlerin nüfuzunu sınırlamak için 12 Eylülde referanduma giden siyasi otoriteye karşı bir meydan okumadır.

Böylece orduyla siyasi otorite arasındaki ilişkiler tarihinde ilk kez Türk ordusu, hükûmetin iradesine boyun eğdi ve dört gün süren askerî direnişten sonra Erdoğan'ın istediği oldu.

Türkiye tarihindeki bu önemli dört gün, haklı olduğu sürece bir iradenin bulunduğu takdirde ülkenin ileriye doğru gidebileceğini gösterdi.

Olanlar, askerlerle politikacılar arasında bir savaş değildir zira bunların hepsi Türkiye'nin evladıdır. Bu aslında Türkiye'nin demokrasi için gerçek bir model oluşturup oluşturmayacağıyla ilgili bir savaştır.

Türkiye, AK Parti iktidarı döneminde gerçekleşen atılımlar sayesinde parmakla ve beğeniyle işaret edilebilen bir ülke hâline gelmiştir. Oysa tankların sesi, halkın ve milletvekillerinin sesini bastırdığında Türkiye geriye gidiyordu. Ordu, Türkiye'yi her defasında sıfır noktasına geri götürüyordu. Halkı, boyun eğmeye alıştırdı ve halkın kalbine korku ekti. Yolsuzluk, zulüm, siyasi suikastlar, yoksulluk ve bölgeler arası ayrımcılık olayları yayıldı. Askerî müessesenin kendi içinde bile birilerinin yüksek mevkilere gelmemeleri için mezhepsel politikalar izlendi.

Siyasi otoritenin askerler aleyhine olan "zaferi", bir takımın diğer bir takım aleyhine kazandığı bir zafer değil, demokratik Türkiye'nin zaferi ve seçilen kurumlar aracılığıyla halkın iradesinin üstünlüğüdür.

YORUMLARINIZ
Henüz bir yorum yapılmamış.
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.