ANKARA, 18/07(BYE)--- Londra'da Arapça yayımlanan el Şark'ul Ewsat gazetesinin 18 Temmuz 2010 tarihli internet sayfasında, Muhammed el Şafi'i imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan röportajın özet çevirisi şöyledir:
KKTC'de ekonomik krizden, yeni hükûmetin getirdiği vergilerden, KTHY'nin iflasından, İsrail'in Ada'nın kuzeyindeki yatırımlarından ve bu yılki barış anlaşmasından -Ada'yı belki de birleştirecek olan anlaşma- başka konuşulan bir konu yok. Ada'nın birleştirilmesiyle ilgili askıda kalan birtakım ihtilaflar nedeniyle müzakerelerde fazla yol alınamadı.
Türk politikacılar Ada'yı bir barış adasına dönüştürme ve iki halkın iş birliği yapabileceği bir bölge hâline getirme çağrıları yapıyor; AB'yi de bu konudaki sorumluluklarını üstlenmeye davet ediyorlar.
Lefkoşa'ya ancak Türkiye üzerinden, Ercan Havalimanına giderek ulaşılabiliyor. Eski Lefkoşa Havalimanı ise, Rum tarafının uyguladığı ambargonun bir parçası olarak kapalı tutuluyor. Ancak birkaç gün önce görüştüğümüz KKTC Başbakanı İrsen Küçük'e göre müzakerelerin başarıyla sonuçlanmasının ardından bu havalimanı, Ada'nın ana havalimanı olmaya aday gösteriliyor.
Ada'nın kuzeyi ile güneyi arasında tarihe uzananfarklı ihtilaflar var. Kıbrıslı Türklerin hafızası, ağır bir tarihi miras taşıyor. Görüştüğüm Kıbrıslı Türkler, geçmişin sayfalarını kapatmak ve geleceğe bakmak konusunda büyük bir titizlik gösteriyorlar. Ada'nın federatif bir temele göre yeniden birleştirilmesini ve Ada'nın bütünüyle AB'nin bir parçası olmasını umut ediyorlar. KKTC bakanlarıyla görüşmek çok kolaydı. Başbakan İrsen Küçük'ün kapısı, kendisiyle Lefkoşa'daki bürosunda görüşme yapan ilk Arap medyası olan el Şark'ul Ewsat'a açıktı. İrsen Ada'nın geleceğinden söz ederken sevinçliydi. Ofisinde Türkiye ile KKTC arasındaki bağlantı oldukça açıktı. Yetkililerin arkasında KKTC bayrağının yanında Türk bayrağı, bu ikisinin arasında da Atatürk'ün portresi duruyordu. Siyasetle uğraşan köklü bir aileden gelen İrsen Bey, Arap iş adamlarını da memnuniyetle karşılıyor ve "kalplerimiz, topraklarımız size açık" diyor sonra da soruyor: "Peki ama neredeler?" İslam dünyasının kalbi olarak Suudi Arabistan'ı öven Küçük: "Bugün Lefkoşa ile Girne Limanı arasında araba kullananlar, Suudi hükûmetine dua ediyorlar. Çünkü bu yolu yapan, o." KKTC'deki İsrail yatırımlarının etkisinin çok büyük olmadığını ifade eden Küçük, söz konusu yatırımların büyük çoğunluğunda yerel iş adamlarının da katılımı olduğunu söylüyor. İşte röportajın metni…
EL ŞAFİ'İ: Ada'nın ne zaman birleştirileceğini düşünüyorsunuz?
KÜÇÜK: Kıbrıslı Türkler, Ada'nın bu yılın sonuna kadar birleştirileceğini tahmin ediyorlar. Bunu destekleyen pek çok olumlu gösterge var.
EL ŞAFİ'İ: Avrupa'nın bu konuda herhangi bir çabası var mı?
KÜÇÜK: AB, şu an için ilgi alanımıza girmiyor. Biz, BM kararlarıyla ilgili olarak bize özel uzlaşma müzakereleri yapıyoruz. Temel olarak BM'nin aldığı kararlarla ilgileniyoruz; AB'nin ne düşündüğüyle değil.
EL ŞAFİ'İ: Sizce Ada'nın birleştirilmesi, Türkiye'nin AB üyelik müzakerelerini nereye kadar etkiler?
KÜÇÜK: Bunlar birbirinden farklı konular. Biri diğerini etkilememeli. Kıbrıs'ın içinde olan, Türkiye'yi etkilememeli. Yunanistan, Güney Kıbrıs'tan önce AB'ye üye oldu, dolayısıyla Kuzey Kıbrıs'ta olanlar, Türkiye'nin AB'ye katılımını etkilememeli.
EL ŞAFİ'İ: Ada'nın birleştirilmesi durumunda Ada'daki Türk ve İngiliz üslerine ne olacak?
KÜÇÜK: 1960 Anlaşması, 650 Türk askeri ve 900 Yunan askeri bulundurulmasını gerektiriyor.Bu konuyla ilgili devam eden görüşmeler var. Ada birleştirilirse İngiliz üslerinden biri kapatılacak ve Güneyde tek bir İngiliz üssü kalacak.
EL ŞAFİ'İ: Ercan Havalimanının uçuşlara açılmasıyla ilgili herhangi bir şey biliyor musunuz?
KÜÇÜK: Şu an kapalı olan Lefkoşa havalimanı açılacak ve birleştirilmesi hâlinde Ada'nın esas havalimanı olacak. Bunun nedeni ise sınırlar arasındaki en yakın yer olması. Bu da Ercan ve Larnaka havalimanlarını ikincil hâle getiriyor.
EL ŞAFİ'İ: Katar Emiri üç ay önce Güney Kıbrıs'a gitti ve orada büyük bir otelin ve bir şirketin açılışını yaptı. KKTC'de de büyük Arap yatırımcılar var mı?
KÜÇÜK: Türkiye ile KKTC arasında yürürlükte olan bir anlaşma var. Buna göre ne zaman bir Türk iş adamı Körfez ülkelerinden birine gitse, Kıbrıslı bir Türk iş adamı da onunla birlikte gider. Bizler tabii ki onları memnuniyetle karşılarız. Kalplerimiz, topraklarımız, üniversitelerimiz onlara daima açık olacak.
EL ŞAFİ'İ: Arap ülkeleri Kuzey Kıbrıs'ta cami, yol veya altyapı projelerine katkıda bulundular mı?
KÜÇÜK: 1980'de Lefkoşa ile Girne Limanını birbirine bağlayan tek şeritli bir yol vardı. Bu, Türk tarafındaki ana yoldu. Suudi Arabistan burada yatırım yaptı ve bu yolu çift şeritli hâle getirdi. Libyalılar da Lefkoşa'nın dışında bir cami inşa ettiler.
EL ŞAFİ'İ: Pek çok Yahudi, Karpaz'da büyük araziler satın alıyor. Bu durum Kıbrıslı Türkler için herhangi bir tehdit oluşturuyor mu?
KÜÇÜK: Yabancıların burada arazi satın almaları kolay değil. Ancak pek çok İsrailli, Türk firmalarıyla girdikleri ortaklıklar sayesinde araziler satın aldılar. Fakat bu altı yedi yıl önceydi ve devam etmedi. Bu durum ne Kuzey Kıbrıs için ne de buradaki yatırım fırsatları için bir tehdit oluşturuyor. Zaten Türk firmaları da bunu fark ettiklerinde arazi satın almayı amaçlayan İsrailli iş adamlarına satışı durdurdular.
EL ŞAFİ'İ: Kuzey Kıbrıs'ın geleceğinden umutlu musunuz?
KÜÇÜK: Kuzey Kıbrıs'ta her hükûmetin ihtiyaç duyduğu kurumlar var; güvenlik ve parlamento gibi. Kıbrıs varolan bir devlet. Kıbrıs'ı birleştirmek için çözüm bulunmazsa, bütün dünyadan bizi tanımasını isteyeceğiz.